Kastamonu’da 4 iş yerini kurşunlayan şahıslar polisten kaçamadı: 9 tutuklama - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
25 Ekim, 2024 00:30 tarihinde yayınlandı
0
0

Kastamonu’da 4 iş yerini kurşunlayan şahıslar polisten kaçamadı: 9 tutuklama

Kastamonu’da 4 iş yerini kurşunlayan şahıslar polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Adliyeye sevk edilen 11 şahıstan 9’u tutuklandı.

Edinilen bilgiye göre, Kastamonu il merkezinde farklı tarihlerde iş yerlerinin kurşunlanması üzerine Kastamonu İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri harekete geçtir. 18 Ekim’de Halil Rıfat Paşa Caddesi’nde bir iş yerinin, 20 Ekim’de Alpaslan Türkeş Bulvarı’nda iki iş yerinin, 22 Ekim’de Eski Belediye Caddesi ve Akmescit Mahallesi’ndeki iki farklı iş yeri olmak üzere dört farklı iş yerinin kurşunlanması ile ilgili ekipler tarafından yapılan çalışmalar neticesinde, olayların faillerinin kimlikleri tespit edildi.

Ekipler tarafından düzenlenen operasyonda M.C.G., O.G., U.T., P.S., Y.İ.Ç., M.M.H., E.Ş., S.G., M.G., F.K. ve K.H. isimli 11 şahıs gözaltına alındı. Operasyonda yapılan aramalarda 3 adet ruhsatsız tabanca, 1 adet av tüfeği, 28 adet fişek ve 4 adet av tüfeği fişeği ele geçirildi. Gözaltına alınan işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden M.C.G., O.G., U.T., P.S., Y.İ.Ç., M.M.H., E.Ş., S.G. ve M.G. ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurmak’ suçlaması ile tutuklanırken, F.K. ve K.H. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
24 Mart, 2026 10:38 tarihinde yayınlandı
0
0

PARADOKSAL BİR ŞEKİLDE DERİN BİR İLETİŞİMSİZLİK YAŞIYORUZ

İletişim çağında, dijitalleşmenin sağladığı sınırsız imkânlara rağmen, paradoksal bir şekilde derin bir iletişimsizlik yaşıyoruz. Elektronik cihazlar uzakları yakınlaştırsa da, yüz yüze iletişimi azaltarak en yakınımızdakileri (aile, dostlar) bizden uzaklaştırıyor. Bilgi akışı çok hızlı olsa da, duygusal derinlik ve gerçek etkileşim azalıyor.

Bir bayramı daha geride bıraktık. Uzakta olan Arkadaşlarımızın, dostlarımızın, akrabalarımızın bayramlarını elimizdeki telefonlarla aramak yerine bilindik cümlelerle toplu mesajlar çekerek güya kutladık.
Bazılarımıza en yakın bildiklerimizden o mesajlar da gelmedi.

İletişimin en zor olduğu çocukluk ve gençlik yıllarımızda bugünkünden çok daha güçlü iletişim kuruyorduk. O yıllarda mektup ve bayram kartları vardı. PTT bunları bir haftada adresine ulaştırırdı. Saklardık koklardık onları, defalarca okurduk. Samimiyet, sıcaklık, içtenlik kokardı o kağıt parçaları.

İnsanı değerlerimizi o kadar hızlı yitirdik ki, ne eski dostluklar kaldı, ne samimiyet ne de vefa kaldı.

Oysaki, vefa, dostluğun ve insanlık onurunun en kıymetli hazinesi, sevgiyi kalıcı kılan sadık bir bağlılıktır. Sözünde durmayı, zor günde yanında olmayı ve iyilikleri unutmamayı ifade eden vefa, vefasızın meclisinde aranmayacak kadar ağır bir yüktür.

Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımız; Komşuluk. Arkadaşlık, Dostluk. gibi kavramların gerçekten anlam bulduğu yıllardı. Sözün senet olduğu, insanların birbirine güven duyduğu yıllardı.

Kredi kartlarımız, internetimiz, cep telefonlarımız, bilgisayarlarımız, evlerimizde kombilerimiz yoktu. Televizyonla bile çok sonra tanıştık. Fakat çok mutluyduk.
Hayallerimiz vardı, yarınlardan umutluyduk.
Ülkemiz, ailemiz ve çocuklarımızın geleceği için kaygılarımız yoktu.,…

Şarkı sözleri bile bambaşkaydı;
“Nasılda koşuşurduk bahçelerde.
Şarkı söylerdik mehtaplı gecelerde.
Sen bana, ben sana komşu evlerde…
Kök sarmaşıklar gibi sarıldık o yaz…”

“Okul yolu sensiz ölüm kadar sessiz…
Eylül’de gel okul yoluna
Konuşmadan yürüyelim.
Gireyim koluna…
Görenler dönmüş, hemde mutlu desinler.
Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi yaprak dökecekler
Yaprak dökecekler…”
Ne güzel sözler değil mi?

Şimdi öyle mi?
“Tadı yok ne baharın ne yazın.
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın…”
Yaşam artık, Muzaffer İlkan’ın bu hicaz bestesindeki gibi…
Savaşlar, depremler, afetler, ruhunu yitirmiş beton şehirler. Tüm bunlara rağmen yaşama tutunmaya çalışan insanlar…

Ne oldu bize böyle? Artık anılar da teselli etmiyor…

İlyas Erbay