Kastamonu Üniversitesi’nde düzenlenen panelde yeşil dönüşüm konusu ve orman ürünleri endüstrisindeki inovatif yaklaşımlar ele alındı.
Kastamonu Üniversitesi ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Genel Müdürlüğü iş birliğinde Kastamonu Üniversitesi Merkez Kütüphane Sezai Karakoç Salonu’nda “Yeşil Dönüşüm ve İnovatif Yaklaşımlar Ekseninde Orman Ürünleri Endüstrisi Paneli” düzenlendi. Panel öncesinde, orman ürünleri endüstrisi ve yeşil dönüşüm temalı bir sergi açıldı. Sergide, sürdürülebilir ve çevre dostu ürünlerin yanı sıra inovatif malzemeler ve teknolojiler tanıtıldı. Katılımcılar, panelden önce sergiyi gezerek yeşil dönüşüm sürecinde kullanılan yenilikçi ürünler ve teknolojiler hakkında bilgi edindi.
Panelde, kamu kurumları, özel sektör, sivil toplum kuruluşları ve akademik camiadan temsilciler yer aldı. Etkinlikte, orman ürünleri endüstrisinin yeşil dönüşüm sürecine adaptasyonu, inovasyonun sektöre katkıları ve sektörün geleceği konuşuldu.
Panelin açılışında konuşan Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, yeşil dönüşümün sürdürülebilirlik kavramını bir zorunluluk haline getirdiğini ve orman ürünleri endüstrisi için bu dönüşümün hayati önem taşıdığını vurguladı.
Ayrıca, Kastamonu Üniversitesi’nin ormancılık ve tabiat turizmi alanında ihtisaslaştığını, akademik bilgi ve ar-ge çalışmalarını destekleyerek kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği içinde çalışmayı bir sorumluluk olarak gördüklerini belirten Rektör Topal, panelin yeşil dönüşüme katkı sağlayacak yeni fikirlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlayacağını ümit ettiğini ifade etti.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Temsilcisi Büşra Pınarbaşı ise yeşil dönüşüm sürecinin sektör için büyük fırsatlar sunduğunu ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmak için inovatif yaklaşımların benimsenmesi gerektiğini dile getirdi. Özellikle kaynak verimliliğinin artırılması ve çevre dostu iş modellerinin geliştirilmesinin önemine dikkat çeken Pınarbaşı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın bu süreçte sektörü destekleyici projelere odaklandığını belirtti.
Türkiye Orman Ürünleri İhracatçıları Sanayicileri Derneği Başkanı Göksel Korkmaz da, yeşil dönüşüm sürecinin ihracat sektörüne etkilerinden bahsederek, orman ürünleri endüstrisinin çevre dostu uygulamalara daha fazla yönelmesi gerektiğini söyledi.
Korkmaz, inovatif yaklaşımların ihracatta rekabet gücünü artıracağını ve sektöre yeni fırsatlar getireceğini vurguladı.
Ulusal Ahşap Birliği Başkanı Mehmet Celalettin Akça ise ahşap ürünlerinin sürdürülebilirliğin merkezinde olduğunu ve doğal kaynakların verimli kullanılması gerektiğini ifade etti. Ahşap endüstrisinin geleceğe yönelik stratejilerinde yeşil dönüşümün öncelikli bir yer alacağını söyleyen Akça, ahşap sektörünün bu dönüşümde kilit bir rol oynayacağını belirtti.
Mobilya Dernekleri Federasyonu Temsilcisi Hacer Yücel de mobilya sektöründe yeşil dönüşümün önemine değinerek, sektörün inovatif yaklaşımlarla birlikte çevre dostu uygulamalara daha fazla yönelmesi gerektiğini belirtti. Yücel, mobilya üretiminde sürdürülebilir malzemelerin kullanılmasının çevreye olumlu katkı sağlayacağını ve sektörün rekabet gücünü artıracağını vurguladı.
Orman ürünleri endüstrisinde yeşil dönüşüm ve inovasyon süreçlerinin detaylı bir şekilde ele alındığı panelde katılımcılar, sektörün geleceği hakkında fikir alışverişinde bulundu. Konuşmaların ardından soru-cevap oturumu gerçekleştirildi ve bu bölümde sektöre yönelik önemli fikirler ve çözüm önerileri katılımcılara ve sektör temsilcilerine sunuldu.


Kastamonu Üniversitesi’nde “Yeşil Dönüşüm ve İnovatif Yaklaşımlar” paneli düzenlendi
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

