blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
26 Ağustos, 2025 00:45 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Kastamonu Üniversitesi, tayların bağışıklık sistemi üzerinde araştırma yapacak

Kastamonu Üniversitesi tarafından hazırlanan "1,25-Dihidroksivitamin D3’ün LPS ile Uyarılan Neonatal Tay Nötrofillerinde TLR-4 ve Sitokin Cevapları Üzerine Tesirlerinin Araştırılması" proje ile tayların bağışıklık sistemi üzerinde araştırma yapılacak.
Kastamonu Üniversitesi Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Kısmı öğretim üyesi Dr. Öğretim Üyesi Ömer Deniz yürütücülüğünde hazırlanan "1,25-Dihidroksivitamin D3’ün LPS ile Uyarılan Neonatal Tay Nötrofillerinde TLR-4 ve Sitokin Cevapları Üzerine Tesirlerinin Araştırılması" isimli proje, TÜBİTAK 1002 Süratli Takviye Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Araştırma Vazifelisi Serkan Bozacı ve Doç. Dr. Kenan Çağrı Tümer araştırmacı olarak vazife aldığı projede, doğuştan gelen bağışıklık karşılıklarının düzenlenmesinde D vitamininin rolü incelenecek. Çalışmayla, yeni doğan tayların bağışıklık sistemine ait temel düzeneklerin anlaşılmasına katkı sunmayı hedefliyor.
Araştırma kapsamında, faal D vitamini formu olan 1,25-Dihidroksivitamin D3’ün, neonatal taylardan elde edilen nötrofillerde lipopolisakkarit (LPS) ile TLR-4 reseptör seviyeleri ve sitokin üretimine tesirleri incelenecek. Bu sayede neonatal bağışıklığın işleyişi ve düzenlenmesine dair yeni keşifler elde edilmesi bekleniyor.
Çalışmanın, bilhassa tayların hassas neonatal periyodunda enfeksiyonlara karşı korunmasında D vitamininin potansiyel katkılarını ortaya koyması; hem bilimsel literatüre hem de at yetiştiriciliği uygulamalarına yararlar sağlaması öngörülüyor.
Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, Kastamonu Üniversitesi’nin araştırma kapasitesinin her geçen gün arttığını vurgulayarak, proje takımını tebrik etti.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
09 Şubat, 2026 08:15 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Amasya’nın tescilli lezzeti ’taş fırın keşkeği’: Pişmesi 12 saat sürüyor

Amasya’nın coğrafi işaret tescilli lezzeti taş fırın keşkeğinin pişmesi 12 saat sürüyor. Akşamdan konulduğu fırında gece boyunca pişen keşkeğin tarihçesinin kentteki arkeolojik kazılarda 2 bin 500 yıl öncesine dayandığı belirlendi. Besleyici ve tok tutucu özelliği bulunan keşkek, bayram sabahları ve düğünlerin vazgeçilmez yemeği olarak tercih ediliyor.

Türk mutfağının en eski yemeklerinden
Kuzu gerdan et, ilikli kemik, nohut, yarma ve tereyağının başlıca kullanıldığı keşkek, geleneksel Türk mutfağının en eski yemeklerinden biri olarak değerlendiriliyor. Günün üç öğününde yenilebildiği gibi bayramlarda, düğün ve eğlencelerde misafirlere ikram ediliyor. Besleyici, doyurucu ve tok tutucu özelliği bu yemeği vazgeçilmez lezzetlerden biri kılıyor.

Oluz Höyük’te 2 bin 500 yıllık keşkek tenceresi bulunmuştu
Kentteki Oluz Höyük arkeolojik kazılarında içinde kemik ve tahıl parçalarının yer aldığı toprak çömleğin bulunmasıyla keşkeğin geçmişinin bu topraklarda 2 bin 500 yıl öncesine dayandığı kayıtlara geçti. Pers dönemine ait bir saray mutfağında pişmiş topraktan yapılmış 30 santim uzunluğundaki tencerenin 30 kişilik bir yemeği pişirecek ölçülerde olduğu görülmüştü.

Bayram günlerinde, düğünlerde severek yeniyor
Keşkeğin geçmişinin Hitit dönemine kadar dayandığını düşündüğünü belirten gurme Yaman Kesim, "Aslına uygun malzeme ve doğru pişirme yöntemine önem veriyoruz. 3 bin yıllık özel bir yemekten söz ediyoruz. Hititlerin krallarına ve tanrılarına yapmış olduğu kutsal bir yemek olarak karşımıza çıkıyor. Günümüzde ise bayram günlerinde, düğünlerde severek yendiğini görüyoruz" dedi.

"Çeperi kabuk bağladıysa keşkek başarılıdır"
Odun ateşiyle yakılan taş fırına toprak kap içine konulan keşkeğin iyi pişirildiğinin işaretinin yüzeyindeki çeperler olduğunu anlatan ‘Geçmişten günümüze Amasya mutfağı’ kitabının yazarı Kesim, "Keşkeğin sırrı mutlaka çeperdedir. Eğer çeperde kabuk bağlama ve kolajen ortaya çıkıyorsa kesinlikle o iyi bir fırın keşkeğinin emaresidir" diye konuştu.

"Dünyanın en uzun süreyle hazırlanan yemeklerinden"
Kentteki restoranların menüsünde yer alan keşkeğin günün her öğününde keyifle tüketildiğine değinen Amasya Yalıboyu Turizm İşletmeleri Derneği Başkanı Selçuk Başün de, "Keşkeği orjinal coğrafi işaretli haliyle pişirirseniz dünyanın en uzun süreyle hazırlanan yemeklerinden biridir. Odun ateşinde ısınan taş fırında küpün içinde 12 saat gibi bir süreyle pişiyor. En çok tüketilip beğenilen yemeklerimizdendir" şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin