Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
31 Aralık, 2023 00:12 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Kartalkaya’da oteller yılbaşına hazır: Pistlerde kar kalınlığı 80 santimetreye yaklaştı

Bolu’nun kış turizmi merkezlerinden biri olan ve 2 bin 200 metre rakımda bulunan Kartalkaya Kayak Merkezi’nde kar kalınlığı yapay karlamayla birlikte 80 santimetreye yaklaştı. Yılbaşı öncesinde otellerde doluluk oranı yüzde 80’e ulaştı.
Şehir merkezine yaklaşık 35 kilometre uzaklıkta ve 2 bin 200 metre rakımda bulunan Kartalkaya’da 15 Aralık itibarıyla sezon açılışı yapıldı. Günün farklı saatlerinde hava sıcaklıklarının sıfırın altına düşmesiyle birlikte sık sık yapay kar takviyesi yapılarak pistlerdeki kar kalınlığı artırılmaya devam ediyor. Kartalkaya kayak merkezleri yaklaşan yılbaşı öncesi hazırlıklarını tamamladı. Kayak merkezi, uzunluğu 75 kilometreyi bulunan 25 pistte kayak ve snowboard imkanı sunuyor. Bölgedeki 2 bin yatak kapasiteli 5 otelde, rezervasyonlar yüzde 80’e ulaştı. Yılbaşı’nda ise otellerdeki doluluk oranı yüzde yüze ulaşması bekleniyor.
Tüm pistlerin açık olduğu kayak merkezinde yılbaşı gecesinde ise gece kayağı yapılabilecek.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.