Kardeşi ve Yengesini Öldüren Zanlı Cezaevine Gönderildi - Karabük Haber Postası
Haber Merkezi Avatarı
Haber Merkezi tarafından
24 Şubat, 2025 20:43 tarihinde yayınlandı
0
0

Kardeşi ve Yengesini Öldüren Zanlı Cezaevine Gönderildi

Karabük’te, çocukların gözü önünde kardeşi ve yengesini silahla vurarak öldüren Afganistan uyruklu Norooz Ahmedi, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Yeşil Mahalle Kavşak Sokak’ta bulunan bir apartmanda, yaşanan olayda, Norooz Ahmedi, kardeşi Kurban Ali Ahmedi (25) ve yengesi Leeqa Azemi’yi (27) kafalarından vurarak öldürdü. Cinayetin ardından ticari taksiyle Eskipazar’a kaçan zanlı, polis ekiplerinin çalışması sonucu kısa sürede yakalanarak gözaltına alındı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan zanlı, sevk edildiği adliyede mahkemeye çıkarıldı. Mahkeme, Norooz Ahmedi hakkında “kasten öldürme” suçundan tutuklama kararı verdi. Zanlı, işlemlerinin ardından Karabük Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na teslim edildi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
8fa904a0 0c3b 4268 af5e a3a5ea46ac51
İsmail AKCA Avatarı
İsmail AKCA
10 Nisan, 2026 09:53 tarihinde yayınlandı
0
0

Zemin mi çöküyor, yoksa akıl mı..?

Karabük’te yaşananlar artık bir “zemin sorunu” değil.

Bu, açık ve net bir yönetim zaafıdır.

Yeşil Mahalle Taşkent Caddesi’nde başlayan süreç aslında hepimizin bildiği o klasik hikâyenin yeni bir versiyonu: Önce bir inşaat başlar, sonra çatlaklar oluşur, ardından “inceleme başlatıldı” açıklamaları gelir…

Ve en sonunda iş ciddiye bindiğinde tahliyeler başlar.

Nitekim öyle de oldu.

Karabük Valisi Oktay Çağatay’ın ikamet ettiği Valilik Konutu boşaltılıyor. Bu, sıradan bir gelişme değildir.

Bu, “tehlike artık görmezden gelinemiyor” demektir.

Şimdi soralım:
Devletin en üst yerel yöneticisinin kaldığı bina bile risk altındaysa, bu şehirde kim güvende?

Asıl mesele şu: Bu noktaya nasıl gelindi?
Heyelan riski taşıdığı bilinen bir bölgede nasıl olur da yeni bir konut projesine onay verilir?
Zemin etütleri gerçekten yapıldı mı, yoksa prosedür tamamlamak için mi hazırlandı?
Ve en kritik soru: Bu izinleri verenler bugün neredeler?

Üstelik tehlike tek bir binayla sınırlı değil.

Aynı bölgede Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bulunuyor.

Hemen üst kesimlerde KYK Yurtları var.

Yani risk, sadece bir yapıyı değil; birden fazla kamu kurumunu ve koskoca bir mahalleyi ilgilendiriyor.

Ama biz ne yapıyoruz?
Önce izin veriyoruz.
Sonra çatlakları izliyoruz.
Ardından “önlem alıyoruz.”

Bu bir yönetim refleksi değil, bu gecikmiş paniktir.

Her şey olup bittikten sonra devreye giren denetim mekanizmasının kimseye faydası yok.

Denetim, felaket kapıya dayandığında değil; ilk kazma vurulmadan önce yapılır.

Bugün Valilik Konutu boşaltılıyor. Yarın ne olacak?
Bir okul mu? Bir yurt mu? Bir apartman mı?

Bu soruların cevabını kimse bilmek istemez.

Ama bu soruların sorulması bile aslında gerçeği ortaya koyuyor:
Ortada ciddi bir ihmal ihtimali var.

Bu şehir kaderine terk edilemez.
Bu sorular cevapsız bırakılamaz.
Ve en önemlisi, bu iş “oldu bitti”ye getirilemez.

Çünkü mesele sadece çatlayan toprak ya da asfalt değil…