Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları (KARDEMİR) AŞ., sosyal sorumluluk projesi kapsamında sokak hayvanları için mama yardımında bulundu.
Artan çelik üretim kapasitesinin yanında sosyal sorumluluk projelerini sürdüren KARDEMİR, sayısız sokak hayvanına ev sahipliği yapan Karabük Hayvan Severler ve Sokak Hayvanlarını Koruma Derneği ile yürüttüğü ortak çalışma sonucu, kedi ve köpeklerin mama ihtiyaçları için mama temininde bulundu.
Özellikle doğa şartlarında barınamayan ve bakıma ihtiyaç duyan hayvanların yer aldığı dernek yerleşkesine tüm Karabüklüleri de yardıma davet eden KARDEMİR, “Geçmişten bugüne gelenekler şeklinde süre gelen dernek ve vakıflarımıza sahip çıkmak geleceğe yapılan en büyük yatırımdır düşüncesi ile hareket ederek, insana ve doğaya değen çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Özellikle kentimiz Karabük’te birçok sosyal yardım ve yatırım alanında kamu kurumları ile çeşitli iş birliklerini sürdüren şirketimiz insana, canlılara ve doğaya değen sosyal sorumluluk projelerine devam ediyor” ifadelerine yer verdi.
KARDEMİR tarafından temin edilen kedi ve köpek mamaları fabrika çalışanları tarafından , dernek başkanı Serpil Gülen’e teslim edildi.


KARDEMİR’den patilere uzanan yardım
Diyalizde su israfına son verecek proje, BEUN’dan ’Sürdürülebilir Sağlık’ hamlesi
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Başkanı Dr. Yasin Öztürk, iklim krizine karşı sağlık sektörünün karbon ayak izini düşürmek ve hemodiyaliz ünitelerindeki su israfını önlemek amacıyla “Ters Osmoz (RO) Atık Suyu Geri Kazanım Projesi”ni hayata geçirdiklerini duyurdu.
1-7 Haziran Sıfır Atık Haftası ve 5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında, BEUN ev sahipliğinde bu yıl ikinci kez 6 Haziran günü sağlık hizmetlerinin ekolojik boyutu sempozyumla ele alınacak.
Çevreci Yeşil Diyaliz Derneği yönetiminde de aktif rol alan Dr. Yasin Öztürk, iklim krizinin yalnızca çevresel değil, doğrudan bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekti.
İnsanlığın doğaya saldığı karbon gazlarının oluşturduğu sera etkisi ve küresel ısınmanın bedelini ödediğini belirten Öztürk, sağlık alanında 1990’lı yıllardan itibaren başlayan ekolojik farkındalığa vurgu yaptı.
Öztürk, “Hastaları tedavi ederken kullandığımız enerji, su, tıbbi malzeme ve oluşturduğumuz atıklar nedeniyle sağlık sektörünün de önemli ölçüde karbon salınımına neden olduğu fark edildi. Bir yandan iklim krizinin neden olduğu hastalıklarla mücadele ederken, diğer yandan farkında olmadan iklim krizini artıran faaliyetlerin içinde yer alabiliyoruz. Bu doğrultuda dünyada ’Sürdürülebilir Sağlık Hizmetleri’ ve ’Yeşil Tedavi’ kavramları gelişmeye başladı” ifadelerini kullandı.
Hemodiyalizde atık su geri dönüştürülüyor
Ömür boyu süren diyaliz tedavilerinde su, enerji tüketimi ve karbon ayak izinin devasa boyutlara ulaştığını belirten Dr. Öztürk, klinik uygulamalarda çevre dostu ve kaynak etkin stratejileri acilen devreye almanın zorunlu olduğunu ifade etti.
Bu kapsamda atılan somut adımı paylaşan Öztürk, “Hemodiyaliz ünitelerinde ortaya çıkan yüksek miktardaki su israfını önlemek amacıyla ’Ters Osmoz (RO) Atık Suyu Geri Kazanım Projesi’ni devreye aldık. Sistemden çıkan deşarj suyunu ham su tanklarına entegre ederek geri dönüştürdüğümüz bu proje sayesinde, hem tonlarca su tasarrufu sağlıyor hem de merkezin karbon ayak izini doğrudan aşağı çekerek döngüsel sağlık hizmetine somut bir örnek sunuyoruz” dedi.
Üniversitenin yeşil kampüs başarısı
İklim kriziyle mücadelenin tüm toplumun ortak sorumluluğu olduğunu belirterek Eren Enerji çevre mühendisleri ve BEUN Genç TEMA Topluluğu’nu da sürece dahil ettiklerini belirten Öztürk, BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer’in çevre vizyonuna da değindi.
Öztürk, BEUN’nün UI GreenMetric dünya sıralamasında ilk 300’e girerek “Sıfır Atık” ve “Yeşil Kampüs” alanlarında Türkiye’nin en öncü üniversitelerinden biri olduğunu tescillediğini hatırlatarak, sözlerini şöyle tamamladı:
“Artık sadece hastalarımızın sağlığını değil, onların yaşayacağı dünyanın sağlığını da düşünmek zorundayız. Sağlıklı insanlar için sağlıklı bir çevreye ihtiyacımız var. Hastalarımızı tedavi ederken gezegenimizi de korumayı öğrenmek zorundayız.”


