blank
Aylin Sarıoğlu tarafından
11 Ağustos, 2025 07:00 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

KARDEMİR’den Beklentilerin Üzerinde Kar

Karabük Demir Çelik Sanayi ve Ticaret A.Ş (KARDEMİR) 2025’in İkinci Çeyreğinde 1 Milyar 316 Milyon TL net kar elde etti

Küresel çelik sektöründe son yıllarda yaşanan sert dalgalanmalar ve fiyatlardaki gerilemeler nedeniyle üst üste zarar açıklayan **Kardemir Karabük Demir Çelik Sanayi ve Ticaret A.Ş. (KARDEMİR)**, 2025 yılı ikinci çeyrek finansal sonuçlarıyla piyasada olumlu bir sürpriz yaptı.

Şirket, 8 Ağustos 2025 tarihinde Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) üzerinden paylaştığı bilançoya göre, yılın ikinci çeyreğinde 1 milyar 316 milyon 175 bin 998 TL net kar  elde etti. Bu rakam, piyasa beklentilerinin üzerinde gerçekleşti.

ZARARDAN KARA DÖNÜŞ SİNYALİ

Kardemir’in finansal performansında geçen yıla kıyasla önemli bir toparlanma görüldü. 2024 yılının ilk 6 ayında 2 milyar 470 milyon 213 bin 952 TL zarar açıklayan şirket, 2025 yılının aynı döneminde toplam zararı 254 milyon 216 bin 639 TL’ye çekti. Böylece zarar miktarında yaklaşık %90’lık bir düşüş sağlanmış oldu.

ÖZKAYNAKLARDA ARTIŞ

Şirketin 2025 yılı ikinci çeyrek bilançolarında dikkat çeken bir diğer gelişme, özkaynaklarda yaşandı. Kardemir’in özkaynakları çeyreklik bazda %2 oranında artış kaydetti. Bu durum, şirketin sermaye yapısında güçlenme işareti olarak değerlendiriliyor.

SEKTÖREL ZORLUKLARA RAĞMEN GÜÇLÜ BİLANÇO

KARDEMİR, son yıllarda küresel çelik fiyatlarındaki sert gerileme, enerji maliyetlerindeki artış ve yurt dışı talep daralmasına rağmen ikinci çeyrekte yüksek kara ulaşarak dikkat çekti. Analistler, bu performansta  maliyet optimizasyonu, üretim verimliliği artışı ve döviz bazlı satışların etkili olduğuna işaret ediyor.

PİYASA YORUMU

Piyasa uzmanları, Kardemir’in ikinci çeyrekteki kar açıklamasının hisse fiyatına pozitif yansıma ihtimalinin yüksek olduğunu, ancak küresel çelik talebindeki belirsizliklerin önümüzdeki dönemde risk unsuru olmaya devam edeceğini belirtiyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.