Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
04 Ağustos, 2021 09:43 tarihinde yayınlandı
0

KARDEMİR’de Atıklar Ekonomiye Kazandırılıyor

KARDEMİR’de 2020 yılında 381 ton hammadde geri dönüştürülürken, 838 ton katı atığın ise yüzde 99.9’u geri dönüştürüldü

Türkiye’nin ilk ağır sanayisi Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları A.Ş. (KARDEMİR), tarafından yayınlanan sürdürülebilirlik raporunda, 2020 yılında şirket operasyonları dahilinde toplam 838 bin ton katı atık oluşturulduğu, bu atıkların yüzde 99,9’unun geri dönüşüm ya da yeniden kullanımla üretim süreçlerine döndürüldüğü belirtildi.
Milli ve yerli üretim enerjiyle milli ekonomiye katkı sağlayan KARDEMİR’de ana faaliyet alanlarında ve diğer konulardaki gelişmeleri içeren 2020 yılı sürdürülebilirlik raporunu yayınlandı.
Çevre ve iklim konusunda sahip olduğu sorumluluğun bilinciyle hareket eden fabrikanın raporunda “Faaliyetleri geniş bir endüstriyel ekosistemde yansıma bulan Kardemir, sağlıklı çevre, verimli üretim ilkesini benimseyerek çevre ve iklim üzerindeki etkilerimizi azaltmayı hedeflemektedir. Çalışmalarıyla faaliyet gösterdiği sektör için sorumlu çevre yönetiminin güçlü bir örneğini sunmaktadır” ifadeleri kullanıldı.
‘381 TON HAMMADDE GERİ DÖNÜŞTÜRÜLDÜ’
Kaynakları verimli kullanarak minimum atık oluşturmak ve oluşan atığın ise etkin yönetimini sağlamanın çevre ve insan sağlığının korunması açısından büyük önem taşıdığının belirtildiği açıklamada, “Kardemir operasyonlarında oluşan atıklar niteliklerine göre ve yasal düzenlemelerin gereklilikleri doğrultusunda yönetilmektedir. Kardemir faaliyetlerinin çeşitli süreçlerinde oluşan atıklar şirket içinde veya şirket dışında yeniden kullanım olanağı olup olmaması durumuna göre değerlendirilerek ayrılır. Yeniden kullanılması mümkün olan atıklar süreç çıktıları kullanım alanına yönlendirilir. Geri kazanılamayan atıklar ise kaynağında ayrıştırılarak türüne uygun olarak geri dönüştürülür. Yalnızca, geri dönüşüme elverişli olmayan atıklar deşarj ve bertaraf edilir. Deşarj ve bertaraf süreçleri yasalarda düzenlenen teknik ve koşullara uygun olarak gerçekleştirilir. 2020 yılında Kardemir üretim faaliyetlerinde 4 milyon ton cevher, 1,9 milyon ton kömür kullanılmıştır. Kullanılan 381 bin ton hammadde ise geri dönüştürülmüştür” denildi.
‘838 TON KATI ATIK OLUŞTU’
KARDEMİR’in atık yönetiminde öncelikle atığın oluşmasının önüne geçmeyi amaçladığının vurgulandığı açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Bunun mümkün olmadığı durumlarda ise oluşan atığın kaynağında ayrıştırılarak geri kazanılmasını, geri kazanılamayan atıkların ise yasal düzenlemelere uygun yöntemlerle bertaraf edilmesini sağlar. 2020 yılında Kardemir operasyonları dahilinde toplam 838 bin ton katı atık oluşmuştur. Oluşan atığın yüzde 99,9’u geri dönüşüm ya da yeniden kullanımla üretim süreçlerine döndürülmüştür. Döngüsel ekonomi, tüm sektörler için önemli olmakla birlikte demir çelik üretiminde yüksek bir potansiyeli olması sebebiyle daha geniş bir uygulama alanı bulmaktadır. Şirketimiz de faaliyet gösterdiği sektör gereği döngüsel ekonomi uygulamalarından etkin bir şekilde faydalanmaktadır. Bu uygulamaların bir bölümü, farklı endüstrilerin atıklarından elde edilen hammaddelerin Kardemir üretim süreçlerinde girdi olarak kullanılması, bir bölümünü de Kardemir süreçlerinden çıkan atıkların doğrudan ya da işlenerek farklı endüstrilere girdi malzeme olarak sunulmasıdır.”
KARDEMİR Genel Müdürü Necdet Utkanlar ise konuyla ilgili “Sürdürülebilir kalkınma konusunda öne çıkan üretim modellerinden biri olan döngüsel ekonomi uygulamaları, faaliyet gösterdiğimiz sektör için kritik önem taşımaktadır. Geri kazanımının görece kolay olması, demir çelik ürünlerine yüksek bir döngüsel ekonomi potansiyeli kazandırmaktadır. Atık yönetiminin ve döngüsel ekonomi uygulamalarının güçlendirilmesi, doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı, çevre ve insan sağlığının korunması yaşamsal önemde olup, mevcut ve gelecek kuşaklara daha kaliteli ve sürdürülebilir bir yaşam ortamı sağlanmasında temel faktördür. Kardemir olarak, döngüsel ekonomiye katkı sağlama amacımız çerçevesinde, faaliyetlerimizin çeşitli süreçlerinde oluşan atıkları yeniden kullanıyor, yeniden kullanımı mümkün olmayan atıkları ise geri dönüştürüyoruz. Bu kapsamda 2020 yılında, üretim faaliyetlerinde kullandığımız 380 bin tonun üzerinde hammaddeyi geri dönüştürdük” açıklamalarında bulundu. (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin