Reklam
Reklam
6721e418e5021
Berkay Doğan Avatarı
Berkay Doğan tarafından
30 Ekim, 2024 10:47 tarihinde yayınlandı
0

KARDEMİR Yeşil Enerji ve Savunma Sanayi Alanında 3.5 Milyar Dolar Yatırım Planlıyor

Türkiye’nin “fabrikalar kuran fabrikası” olarak bilinen Kardemir, savunma sanayisinde yerli alaşım üretimi için fizibilite çalışmalarına başlarken, yeşil enerji alanındaki yatırımlarını da hızlandırdı.

Şirket, lojistik, enerji ve yeni çelik haddehanesi gibi projelere uzun vadede toplam 3.5 milyar dolarlık yatırım yapmayı planlıyor.

Kardemir Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir, SABAH’a verdiği demeçte, finansman maliyetlerinin yüksek olduğuna dikkat çekerek uluslararası yatırımcılarla ortaklık görüşmelerini gündemlerine aldıklarını belirtti. Kardemir’in stratejik hedeflerinden biri olarak savunma sanayiinde kullanılan titanyum ve nikel alaşımları üretmek için 600 milyon dolarlık altyapı kurulması gerektiğini aktaran Demir, yerli kaynaklarla maliyetlerin azaltılabileceğini ifade etti.

İHRACAT HAMLESİ

Demir, Kardemir’in demiryolu tekerleği ve ray üretiminde ihracata yöneldiğini belirtti. Şirket, 2023 yılında 30 milyon dolar ihracat gerçekleştirirken, yıl sonuna kadar Azerbaycan’a 17 milyon 640 bin dolar ve Cezayir’e 10 milyon 298 bin 600 euro değerinde ray ihraç etmeyi hedefliyor. Kardemir’in katma değerli ürünler üretme hedefi doğrultusunda, demir-çelik sektöründe ray ve teker üretimine ağırlık verilmesi planlanıyor.

YEŞİL ENERJİ YATIRIMLARI DEVREDE

Kardemir, karbon salınımını azaltmak amacıyla güneş ve rüzgar enerjisine yatırım yapmayı hedefliyor. Şirketin hidrojen enerjisi konusunda da öncü olmayı amaçladığını vurgulayan Demir, jeotermal projelere de ilgi duyduklarını belirtti. Kardemir, aynı zamanda Zonguldak bölgesinde lojistik altyapısını güçlendirmek için yeni liman yatırımlarını gündemine aldı.

YERLİ ÜRETİM VURGUSU

Demir, Türkiye’de yerli üretim konusunda sanayide bir direnç olduğuna işaret ederek Kardemir’de de yerli katkıyı artırmak istediklerini ifade etti. Kardemir’in döküm şirketi Kardökmak aracılığıyla uluslararası ihalelere yerli firmalarla katılabileceklerini belirten Demir, yerli firmaların bu tür projelere dahil edilmesinin pazarlık gücünü artırdığını ve şirkete önemli finansal katkı sağladığını söyledi.

Kardemir’in 2028 yılına kadar sürdürülebilir ve inovatif bir kuruluş olma hedefi doğrultusunda yatırımlarına devam edeceği ve yeni iş birlikleri arayışını sürdüreceği bildirildi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay