Kardemir A.Ş. 7 Aralık 2015 tarihinde gerçekleştirdiği üretimle, tarihinde ilk kez 2.000.000 ton üretim seviyesini aştı
10 Eylül 1939 tarihinde 150.000 tonluk kapasite ile üretime başlayan Kardemir, 7 Aralık 2015 tarihinde gerçekleştirdiği üretimle, tarihinde ilk kez 2.000.000 ton üretim seviyesini aştı.
1995 yılında 500.000 ton kapasite ile özelleştirilen ve sürdürdüğü yatırımlar ile özelleştirme sonrası her yıl üretimlerini artıran Kardemir, dünya demir çelik sektöründe önemli bir ölçüt olan üretim seviyesini yakalamış oldu.
Yönetim Kurulu Başkanı, Başkanvekili, Yönetim Kurulu Üyelerinin de hazır bulunduğu anı fotoğrafı çekiminde duygularını ifade eden Kardemir Genel Müdürü Uğur Yılmaz, gelinen bu seviyenin Kardemir, Karabük ve Ülkemiz için çok değerli anlamlar taşıdığını söyledi.
Kardemir’in kuruluşundan itibaren ülkemiz sanayi ve ekonomi tarihinin yaşadığı tüm evreleri yaşayarak gelişip büyüdüğüne dikkat çeken Genel Müdür Uğur Yılmaz, “Kardemir bu günlere gelirken emeği geçen, katkıda bulunan herkese, Türkiye Cumhuriyetinin bir mühendisi olarak şükranlarımı ve teşekkürlerimi sunarım” dedi.
Dünyada çelik üretiminin %85’inin temsil edildiği Dünya Çelik Birliği’ne üye olabilmek için bile 2.000.000 ton ve üzerinde üretim yapma şartının arandığına dikkat çeken Yılmaz, bu durumun oluşmasında üretim stratejilerini mükemmel bir şekilde çalışma ortamına yansıtan çalışanların katkısının her zaman olduğu gibi çok büyük olduğunu söyledi.
Yılmaz “ Çok kısa bir süre sonra gelecek yeni bir yılda, yeni umutlarımızın, başarılarımızın, Karabük’ümüze, Bölgemize ve Ülkemize güzellikler, hayırlar getirmesini diliyorum.
Bu anı yaşamamıza katkıda bulunan, destek veren, emeği geçen herkese, Yönetim Kurulu Başkanımız, Başkan Vekilimiz ve Yönetim Kurulu Üyelerimize, Çelik-İş Sendikamızın Değerli Yöneticilerine ve tüm Kardemir çalışanlarına candan teşekkürlerimi ve saygılarımı sunuyorum. Daha yüksek hedeflere de yine birlikte ulaşmayı diliyorum” dedi.


KARDEMİR Tarihinde Bir İlk
Bakan Gürlek açıklamıştı: 20 yıllık faili meçhul olayı zanlıları adliyede
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, 2006 yılından bu yana faili meçhul kalan bir kadın cesedinin kimliğinin tespit edildiğini ve olayla ilgili 3 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiğini açıklamasının ardından, Samsun’un Bafra ilçesinde 20 yıllık cinayet dosyası kapsamında gözaltına alınan şüpheliler adliyeye sevk edildi.
Samsun’un Bafra ilçesinde 14 Mart 2006 tarihinde Ozan Çayı’nda bulunan ve uzun yıllar kimliği tespit edilemeyen kadın cesedine ilişkin faili meçhul cinayet dosyasında dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Bafra Cumhuriyet Başsavcılığı, 4 Mayıs 2026 tarihinde Samsun İl Jandarma Komutanlığı’na gönderdiği yazıda, JASAT personelinden özel bir ekip kurulmasını istedi. Yazıda, Ozan Çayı’nda bulunan cesedin 25 yaşlarında bir kadına ait olduğunun değerlendirildiği, ölümün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı meydana geldiği ve dosyada bugüne kadar herhangi bir gelişme kaydedilemediği belirtildi.
Yalova’da 2004 yılından bu yana kayıp olarak aranan Gülcan Yazıcı
Soruşturmanın yeniden derinleştirilmesiyle birlikte JASAT ekipleri, 2005-2006 yılları arasında kayıp ihbarı verilen kadınlara ilişkin daraltılmış çalışma yaptı. Yapılan analizlerde, cesedin Yalova’da 2004 yılında kayıp olarak aranan Gülcan Yazıcı’ya ait olabileceği değerlendirildi.
Bu kapsamda Gülcan Yazıcı’nın kızı Sultan Orta’dan DNA örneği alındı. Bafra Sulh Ceza Hakimliği’nin kararıyla buluntu cesetten elde edilen DNA profili ile kızından alınan biyolojik örnekler karşılaştırıldı. Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda, kimliği meçhul cesedin DNA profili ile SO kodlu kişinin DNA profili karşılaştırıldı. Raporda, kimliği meçhul şahsın yüzde 99,99 ihtimalle SO kodlu kişinin biyolojik annesi olabileceği tespit edildi. Böylece 2006 yılında Ozan Çayı’nda bulunan kadın cesedinin, kayıp olarak aranan Gülcan Yazıcı’ya ait olabileceği yönündeki değerlendirme DNA raporuyla güçlendi.
17 Kasım 2005’te kızının doğum günü için Bafra’ya gelmiş
Dosyada yer alan araştırma ve analiz tutanağına göre, Gülcan Yazıcı’nın 17 Kasım 2005’te kızının doğum günü için Bafra’ya geldiği, çocukları Sultan ve Selim’i ziyaret ettiği, bir süre sonra köyden ayrıldığı, kızına bir telefon numarası verdiği ve daha sonra kendisinden bir daha haber alınamadığı belirtildi.
JASAT ekiplerinin yaptığı çalışmada, Ozan Mahallesi ile Boğazkaya ve Darboğaz Mahallelerinin birbirine yakın olduğu, Gülcan Yazıcı’nın son görüldüğü yer ile cesedin bulunduğu bölge arasında bağlantı kurulduğu ifade edildi.
Soruşturma kapsamında, dosyada adı geçen N.Y., B.A. ve O.O. isimli şahısların “olası şüpheli” olarak değerlendirildiği, bu kişilerin ikametlerinde arama yapılması ve eş zamanlı olarak gözaltına alınmaları için işlem başlatıldığı öğrenildi.
Zanlılar Bafra Adliyesi’nde
Savcılığın talimatı doğrultusunda, şüphelilerin adreslerinde 2 Haziran günü saat 07.00 ile 12.00 arasında yapılan aramalar sonucunda 3 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan şahıslar, geniş güvenlik önlemleri altında Bafra Adliyesi’ne sevk edildi.
Yaklaşık 20 yıldır faili meçhul olarak kalan cinayet dosyasında, DNA raporları ve JASAT ekiplerinin yürüttüğü çalışmalarla önemli delillere ulaşıldığı belirtilirken, soruşturmanın çok yönlü olarak sürdürüldüğü öğrenildi.


