KARDEMİR Kavşağına Cepli Çözüm! - Karabük Haber Postası
CEP
Asuman Doğan Avatarı
Asuman Doğan tarafından
23 Mart, 2025 16:41 tarihinde yayınlandı
0
0

KARDEMİR Kavşağına Cepli Çözüm!

Karabük’ün önemli trafik noktalarından biri olan KARDEMİR Kavşağı için uzun süredir beklenen düzenleme, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından sınırlı bir müdahaleyle gerçekleştirildi. Ancak yapılan çalışma, kapsamlı bir çözümden çok, kısmi bir revizyonla sınırlı kaldı.

Karabük’ün en önemli trafik noktalarından biri olan KARDEMİR Kavşağı, yıllardır çözüm bekleyen ulaşım sorunlarıyla gündemde kalmaya devam ediyor. 31 Mart 2024 Yerel Seçimler öncesinde Karabük’e gelen Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yaptığı açıklamada kavşakta bazı düzenlemeler yapılacağını duyurmuştu. Ancak bu düzenlemelerin ne olacağı konusunda net bir bilgi verilmemişti.

Gazetemizde de sürekli gündeme getirdiğimiz Bakan Uraloğlu’nun açıklamalarının ardından gözler Karayolları Genel Müdürlüğü’ne çevrildi. Karayolları, Bakan’ın sözlerini yerine getirmiş gibi görünmek adına kavşakta ufak bir değişiklik yaparak, kavşağa bir cep ekledi. Ancak yapılan bu düzenleme, bölgede yaşanan trafik sorununa gerçek anlamda bir çözüm sunmadı.

KARDEMİR Kavşağı, özellikle mesai saatleri başlangıcında ve bitişinde yoğun araç trafiğine maruz kalıyor. Kavşakta oluşan trafik sıkışıklığı, hem şehir merkezine ulaşımı hem de sanayi bölgesine giriş çıkışları ciddi şekilde aksatıyor. Karayolları’nın getirdiği çözüm kapsamında kavşağa bir cep eklenerek, şehir merkezine dönüş imkanı sağlandı. Ancak vatandaşlar ve sürücüler, bu çözümün geçici ve yetersiz olduğu görüşünde birleşiyor.

KARDEMİR Kavşağı’nda yaşanan en büyük sıkıntılardan biri, kavşakta hem sanayi araçlarının hem de şehir içi trafiğinin iç içe geçmesi. Ağır tonajlı araçların bölgedeki hareketliliği, trafiği yavaşlatıyor ve kazalara davetiye çıkarıyor. Ortaya konulan cepli çözüm ise sadece belirli bir noktadaki dönüşü kolaylaştırıyor ancak genel trafiği rahatlatmıyor.

Gazetemize konuşan bir çok araç sürücüsü yapılan düzenlemenin yetersiz olduğunu ve yoğunluğu azaltmayacağını ifade ederek, “Bakanın buraya gelip açıklama yapmasının ardından bir şeyler yapılmasını bekliyorduk ama sadece bir cep açılmasıyla bu sorun çözülemez. Burası çok yoğun bir nokta. Sabah ve akşam saatlerinde özellikle büyük araçların da kullanması nedeniyle ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Sadece bir cep açmak yerine, kavşakta daha geniş çaplı bir düzenleme şart” dedi.

Özellikle ağır tonajlı araçların yoğun olarak kullandığı bir bölge olan KARDEMİR Kavşağı’nda, trafik akışını düzenlemek için daha kapsamlı bir projeye ihtiyaç duyulduğu ifade ediliyor.

Vatandaşlar, daha köklü bir çözüm olarak  kalıcı düzenlemelerin yapılması gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, kavşakta daha geniş çaplı bir düzenleme yapılmadan trafik sıkışıklığının tam anlamıyla çözülemeyeceği konusunda hemfikirler.

Karabük’ün önemli sanayi kuruluşlarından biri olan KARDEMİR’de çalışan binlerce işçi, sabah ve akşam saatlerinde yaşanan trafik sıkışıklığından şikayetçi. Yapılan cepli düzenlemenin geçici bir çözüm olduğunu belirten vatandaşlar, yetkililerden daha kapsamlı bir proje beklediklerini ifade ediyor. Karayolları yetkililerinin bu düzenlemenin kalıcı olup olmadığı ya da ilerleyen dönemlerde kavşak için başka projelerin hayata geçirilip geçirilmeyeceği konusunda bir açıklama yapması bekleniyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun seçim öncesi verdiği sözlerin ne derece yerine getirileceği ise merak konusu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay