Kardemir, 2025 yılı ilk çeyreğinde 1,48 Milyar TL zarar bildirdi - Karabük Haber Postası
Haber Merkezi Avatarı
Haber Merkezi tarafından
09 Mayıs, 2025 21:38 tarihinde yayınlandı
0
0

Kardemir, 2025 yılı ilk çeyreğinde 1,48 Milyar TL zarar bildirdi

Kardemir Karabük Demir Çelik Sanayi ve Ticaret A.Ş. (KRDMD), 2025 yılına ait ilk çeyrek finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) yayımladı. Şirket, yılın ilk üç ayında 1 milyar 481 milyon TL zarar açıkladı.

Geçtiğimiz yılın aynı döneminde 1 milyar 149 milyon TL zarar açıklayan şirketin net zararı yıllık bazda yaklaşık yüzde 29 oranında artış gösterdi.

Şirketin satış gelirleri, 2024 yılının ilk çeyreğine göre yüzde 15 azalarak 14 milyar 410 milyon TL olarak gerçekleşti. Esas faaliyetlerden elde edilen zarar ise 515 milyon TL oldu.

Kardemir’in faiz, amortisman ve vergi öncesi karı (FAVÖK) söz konusu dönemde 1 milyar 110 milyon TL olarak kaydedildi. Şirketin özkaynakları bir önceki çeyreğe göre yüzde 3 oranında düşüş gösterdi.

Açıklamaya göre, Kardemir’in güncel piyasa değeri 27,3 milyar TL seviyesinde bulunurken, Piyasa Değeri / Defter Değeri (PD/DD) oranı 0,50 olarak belirlendi. Bu oran, Kardemir hisselerinin defter değerinin altında işlem gördüğüne işaret ediyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin
8fa904a0 0c3b 4268 af5e a3a5ea46ac51
İsmail AKCA Avatarı
İsmail AKCA
10 Nisan, 2026 09:53 tarihinde yayınlandı
0
0

Zemin mi çöküyor, yoksa akıl mı..?

Karabük’te yaşananlar artık bir “zemin sorunu” değil.

Bu, açık ve net bir yönetim zaafıdır.

Yeşil Mahalle Taşkent Caddesi’nde başlayan süreç aslında hepimizin bildiği o klasik hikâyenin yeni bir versiyonu: Önce bir inşaat başlar, sonra çatlaklar oluşur, ardından “inceleme başlatıldı” açıklamaları gelir…

Ve en sonunda iş ciddiye bindiğinde tahliyeler başlar.

Nitekim öyle de oldu.

Karabük Valisi Oktay Çağatay’ın ikamet ettiği Valilik Konutu boşaltılıyor. Bu, sıradan bir gelişme değildir.

Bu, “tehlike artık görmezden gelinemiyor” demektir.

Şimdi soralım:
Devletin en üst yerel yöneticisinin kaldığı bina bile risk altındaysa, bu şehirde kim güvende?

Asıl mesele şu: Bu noktaya nasıl gelindi?
Heyelan riski taşıdığı bilinen bir bölgede nasıl olur da yeni bir konut projesine onay verilir?
Zemin etütleri gerçekten yapıldı mı, yoksa prosedür tamamlamak için mi hazırlandı?
Ve en kritik soru: Bu izinleri verenler bugün neredeler?

Üstelik tehlike tek bir binayla sınırlı değil.

Aynı bölgede Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bulunuyor.

Hemen üst kesimlerde KYK Yurtları var.

Yani risk, sadece bir yapıyı değil; birden fazla kamu kurumunu ve koskoca bir mahalleyi ilgilendiriyor.

Ama biz ne yapıyoruz?
Önce izin veriyoruz.
Sonra çatlakları izliyoruz.
Ardından “önlem alıyoruz.”

Bu bir yönetim refleksi değil, bu gecikmiş paniktir.

Her şey olup bittikten sonra devreye giren denetim mekanizmasının kimseye faydası yok.

Denetim, felaket kapıya dayandığında değil; ilk kazma vurulmadan önce yapılır.

Bugün Valilik Konutu boşaltılıyor. Yarın ne olacak?
Bir okul mu? Bir yurt mu? Bir apartman mı?

Bu soruların cevabını kimse bilmek istemez.

Ama bu soruların sorulması bile aslında gerçeği ortaya koyuyor:
Ortada ciddi bir ihmal ihtimali var.

Bu şehir kaderine terk edilemez.
Bu sorular cevapsız bırakılamaz.
Ve en önemlisi, bu iş “oldu bitti”ye getirilemez.

Çünkü mesele sadece çatlayan toprak ya da asfalt değil…