Giresun’da serbest piyasada 140 liranın üstüne çıkan kabuklu fındık fiyatı 125 liraya geriledi. Fındık karanfil sayımı ile tahmini fındık rekoltesinin bu yıl 850 bin ton olacağı söylentisi bu düşüşte etkili oldu.
Sezona 80 liradan başlayan ve sezon boyunca 110 ila 130 lira arasında seyreden fındık fiyatı geçen hafta zirve yaparak 140 liranın üzerine çıktı. Üreticinin 150 lirayı görmesini beklediği fındık fiyatı sert bir düşüşle 125 liraya geriledi.
Fındık fiyatının zirveyi gördükten sonra düşüşe geçmesinin nedenlerini açıklayan Giresun’un tarihi Fındık Pazarı’nın esnaflarından Mustafa Kankaya, tahmini karanfil sayımlarının ve zirai don riskinin azalmasının etkili olduğunun söyledi. Kankaya yaptığı açıklamada, “Geçen hafta fındık fiyatı 140 liranın üzerine çıkmıştı ve bu fiyat sezonun en zirve fiyatı oldu. Ancak her yıl olduğu gibi bu zamanlarda yapılan karanfil sayımı ile tahmini fındık rekoltesi 850 bin ton olarak açıklandı. Bu geçen yılında üzerinde tahmini bir rekolte açıklaması oldu. Tabi bir de mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıkları nedeniyle fındık erken açmaya başlamıştı ve bu da zirai don riskini beraberinde getirmişti. Ancak hava şartlarının zirai don riskini azalttı. Ayrıca banka faizleri de artınca elinde fındık tutan tüccarlar ihracatçılara bir anda fındığı satması etkili oldu. Bütün bunları dikkate aldığımızda 150 lirayı zorlayan fındık fiyatı 125 liraya kadar geriledi” dedi.
Sezon boyunca fındık fiyatının gerek TL gerekse döviz bazında istikrarını koruduğunu da ifade eden Kankaya, “Normal şartlarda değerlendirdiğimizde TMO’nun fındık alım fiyatı açıklandığında dolar bazında baktığımızda 3.5 dolar civarındaydı. Bugünde değerlendirdiğimizde yine yaklaşık 3.5 dolar civarında diyebiliriz. Serbest piyasada sezona 80 liradan başlayan fındık fiyatı sezon boyunda 110 ila 130 lira arasında gidip geldi. Fındık üreticileri bu sezon bir kayıp yaşadıklarını söyleyemeyiz ancak, beklendiler daima yüksek oldu. 120 lirayı görünce beklenti 130 lira oldu, 130 lirayı geçince de 140 lira beklentisi oldu. Geçen hafta da 140 lirayı görünce beklenti 150 liralar olmuştu ancak tahmini rekolte açıklanması, zirai don riskinin azalması gibi nedenlerle piyasadan etkilenen fiyatlar da gerilemiş oldu. Bundan sonra artık oluşacak fiyatlar yeni sezonu belirleyecektir” diye konuştu.


Karanfil sayımı dedikoduları çıktı, fındık fiyatları düştü
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

