Karadeniz’de hamsi bereketi sürüyor - Karabük Haber Postası
karadenizde hamsi bereketi suruyor 7bCFrsw7
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
23 Eylül, 2025 12:30 tarihinde yayınlandı
0
0

Karadeniz’de hamsi bereketi sürüyor

Karadeniz’de Eylül ayında son yılların en bereketli hamsi dönemi yaşanıyor. Yıllar sonra birinci defa bu dönem bol ölçüde erken çıkan hamsi tezgâhları şenlendirmeye devam ediyor.

1 Eylül’de balık döneminin başlamasıyla denize açılan tekneler döneme palamut avıyla başlamaları gerekirken şu ana kadar palamutta umduğunu bulamadı. Dönemin birinci günlerinde bol ölçüde istavrit avlayan tekneler, bilhassa son günlerde bol ölçüde hamsi avlıyor.

Karadeniz’de palamut avı ise neredeyse hiç olmadı fakat bu durum, balıkçıların ve vatandaşların yüzünü hamsiyle güldürdü. Ekseriyetle ekim ayı ortalarında tezgâhlarda görülmeye başlanan hamsi, bu yıl beklenenden çok daha erken avlanması yüzleri güldürdü.

Balıkçı esnaflarından Mehmet Örseloğlu, şu ana kadar hamsi avının yeterli gittiğini belirterek “Şu ana kadar hamsi avı hayli güzel gidiyor. Bu sene hamsi erken çıktı; Eylül ayında kimse hamsiyi beklemiyordu. Palamutun olmayışından ötürü hamsi çok erken geldi. Trabzon’un yerli hamsisi çoklukla Ekim ayı ortalarında çıkardı. Dönem başından bu yana istavrit, mezgit ve hamsi üzere çok hoş çeşitler çıkıyor; fiyatlar da hayli uygun. Dönem başından beri fiyatlarda önemli bir değişiklik yaşanmadı. Son günlerde havalar yavaş yavaş soğumaya başladı, önümüzdeki günlerde ise havanın sertleşeceği varsayım ediliyor. Bu nedenle fiyatlar ilerleyen günlerde biraz artabilir. Bu sene palamut çıkmadı, meğer geçen yıl epeyce boldu. Palamut bu yıl olmadı fakat başka balık çeşitleri açısından bolluk yaşanıyor diyebiliriz” dedi.

Balıkçı esnaflarından Emin Avcı, havaların bozmasıyla birlikte hamsinin daha fazla gelmeye başladığını kaydederek “Hamsi bol gelmeye devam ediyor fiyatı ise pek değişmedi. Palamut ise bu dönem hiç görünmedi, bu yıl biraz güç. Hamsinin bu dönem bol ölçüde devam edeceğini düşünüyorum. Havalar bozulunca hamsi daha çok gelmeye başladı. Son günlerde epeyce bol geliyor. Bundan sonra da bol gelmeye devam eder diye umuyoruz. Ayrıyeten hamsi gün geçtikçe irileşmeye başladı” halinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay