Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
16 Kasım, 2023 16:12 tarihinde yayınlandı
0

Karadeniz fındığının kalitesi bir kere daha ispatlandı

Karadeniz fındığının kalitesi bir kere daha ispatlandı. İtalyan firması Ferrero, Karadeniz fındığına alternatif için yaptığı milyarlarca liralık yatırımını çöpe atmak zorunda kaldı.

Karadeniz fındığına alternatif olarak 70 milyon dolarlık yatırım yaparak Avustralya’da 1 milyon fındık ağacı diken İtalyan firması Ferrero, iklimsel sorunlar nedeniyle projeden vazgeçip tahliye kararı aldı. Konuyla ilgili olarak Türk fındığının, özellikle Giresun kalite fındığının alternatifsiz olduğunu ifade eden Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, “Ferrero firmasının Türk fındığına değişik yerlerde alternatif aramaya çalıştığını biliyoruz. Aslında Türk üreticisinin sırtından para kazanarak belli bir noktaya gelip, ticaretini sürdüren bir firmanın Türk fındığına alternatif üretme çabalarını hayretle karşılıyoruz. Aslında Türk üreticisi desteklenmeli, Türk fındığı üzerinde çalışma yaparak verimi artırılmalıdır. Biz söz konusu firmanın alternatif aramasına gerek olmadığını, bu yanlıştan dönmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatarak, yapmış oldukları yatırımların da her zaman elinde patlayacağını biliyoruz. Gürcistan’da vazgeçti, Avusturalya’da vazgeçti ve vazgeçmeye de devam edecektir. Biz Türk fındığının, hele ki Giresun fındığının hiç alternatifi olmadığını tekrar hatırlatmak isteriz” dedi.

“Türk üreticisinin sırtından kazanıp, başka yere yatırım yapamazsınız”

Karadeniz Bölgesi’nin iklim ve toprak yapısının fındığını alternatifsiz yaptığını da ifade eden Karan, “Bilinen tarihi ile ilimizde 5 bin yıldır fındık üretimi, bin 400’lü yıllardan beri de fındık ihracatı yapılmaktadır. Bizim Karadeniz Bölgesi’nin iklim yapısı, toprak yapısı farklıdır. Giresun kalite sadece Trabzon Çarşıbaşı ilçesi ile Ordu Perşembe arasında belli bölgelerde yetişiyor. Çünkü bu dar bölgenin yağış oranı daha farklı. Buraların dışında başka bölgelere aynı fındığı diktiğimizde aynı verimi ve kaliteyi alamıyoruz. Biz bu nedenle Türk fındığının ve Türk üreticisinin desteklenmesini istiyoruz. Türk üreticinin sırtından kazanılan paralarla başka yerlerde alternatif aranmaması gerektiğini düşünüyoruz” diye konuştu.

“Kaliteli mamul için Türk fındığı şart”

Fındığı ara mamule dönüştürerek, fındığa katma değer sağlayan işletmeci Ayhan Akten ise, “Yapılan fındık mamullerinde elde edilmesi gereken bir tat ve kalite olması gerekiyor. Bu da ancak Karadeniz fındığıyla mümkün. Fındığın maliyetli olmasından dolayı dünyanın en büyük fındık alıcısının da bir arayış içerisine girdiğini düşünüyoruz. Bir de Türkiye’nin elinden bu gücü alma çabası var. Ancak şu var ki, kaliteli ve iyi ürün yapılacaksa Türk fındığını kullanmak zorundadır. Çünkü kaliteli fındık bu topraklarda, bu coğrafyada oluyor, en güzeli de Giresun’da oluyor. Dolaysıyla buradan Giresun fındığını alıp Avusturalya’ya veya başka ülkelere götürdüğünde aynı uyumu göstermeyeceğinden saman gibi bir tat ortaya çıkıyor” şeklinde konuştu.

“Türk fındığına alternatif arıyorlar ama yetiştiremiyorlar”

Türk fındığına alternatif olarak dünyada farklı ülkelerin farklı ürünler üretmeye çalıştığını anlatan Mustafa Kankaya, “Dünyada tekel olmuş, Türkiye’deki en büyük alıcı Ferraro da dünyanın farklı ülkelerinde iyi tarım projeleri uyguluyor. Bunlardan birisi olan herkesin malumu olduğu 70 milyon dolarlık projeden vazgeçti. Bunun sebebi, fındığın ait olduğu coğrafyadaki iklim şartlarında yetişememesi. Fındık Allah’ın bu coğrafyaya, bu iklime verdiği bir nimettir. Ne kadar çabalarsa çabalasınlar, katma değer sağlayacak bir verime ulaşamıyorlar. Dünyada ve Türkiye’de birçok firma Azerbaycan’da, Gürcistan’da arazi satın alıp iyi tarım projeleri uyguluyorlar ama istenilen seviyeye ulaşamıyorlar” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
hemsire adayinin olumune neden olan sofor mahkemede konustu QOW2K4jA
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
04 Haziran, 2026 20:37 tarihinde yayınlandı
0 0

Hemşire adayının ölümüne neden olan şoför mahkemede konuştu

Bartın’da üniversite öğrencisi Eda Nur Tatlıoğlu’nun ölümüne neden olan alkollü sürücü Furkan Turhan Gülle (23), olaydan 8 ay sonra ilk kez hakim karşısına çıktı. Kaza anını anlatan tutuklu sanık Gülle, “Alkolün etkisi geçti geçti diye düşündüm. Hava yağışlı olması nedeniyle araç bir anda kaymaya başladı. Önce sağa girmeye çalışan siyah araca çarptığımız ve savrulmamız nedeniyle Eda Nur’u görmedim. Çarptığımı fark etmedim” diyerek kendisini savundu.

Bartın-Zonguldak kara yolunun Çatmaca mevkiinde 23 Ekim 2025’te meydana gelen feci kazada, Furkan Turan Gülle’nin kontrolünü kaybettiği 06 RLK 06 plakalı otomobil, kaldırımda servis aracını beklemek için durağa doğru yürüyen Bartın Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü 4. sınıf öğrencisi Eda Nur Tatlıoğlu’na çarpmış, Tatlıoğlu olay yerinde hayatını kaybederken, 2 kişi de yaralanmıştı.

Kaza sonrasında sürücü Furkan Turan Gülle, 0.83 promil alkollü olduğunu tespit edilerek, gözaltına alınmıştı. Çıkarıldığı nöbetçi mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderilen Gülle hakkında, ’alkol ve uyuşturucu madde etkisi altında araç kullanmak’, ’bilinçli taksirle öldürme ve yaralama’ suçlarından 2 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası istemiyle hazırlanan savcılık iddianamesi ile Bartın 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açılmıştı.

Okul arkadaşlarının üzerindeki siyah kıyafetler dikkat çekti

Bugün görülen davanın ilk duruşmasına tutuklu sanık Furkan Turan Gülle, sanık ve mağdur avukatları, Eda Tatlıoğlu’nun babası Cevdet, annesi Melahat Tatlıoğlu, yakınları ve okul arkadaşları katıldı. Duruşmaya katılan Eda Nur’un arkadaşlarının ise üzerlerine ise giydikleri siyah kıyafetler dikkat çekti.

Acılı aileye baş sağlığı diledi

Duruşmada ilk dinlenen sanık Furkan Turan Gülle, kendisinin şehit çocuğu olduğunu, bu nedenle yakınını kaybetmenin acısını en iyi bilen kişilerden biri olduğu belirterek, Eda Nur’a rahmet, ailesine ise başsağlığı diledi. Mahkeme başkanın sorusu üzerine ise kaza gününü anlatan Gülle, “O akşam arkadaşlarla Karamazak köyünde buluştuk. Gece saat 03.30- 04.00 sıralarında 4-5 kadeh viski içtik. Sabah arkadaşımın annesinin rahatsızlığı nedeniyle telefonla aranmamız üzerine sabah evden çıktık. Kalktığımda kendimi iyi hissediyordum. Alkolün etkisinin geçtiğini düşündüm. Arkadaşım D.E.B. ile birlikte yola çıktık. Sonra ışıklara geldiğimizde araç kaymaya başladı. Araç kontrolümden çıktı. Ben aracı kontrol atlına almaya çalışıyordum. Aracın hızının yasal sınırlar içerisinde olduğunu, 80-90 kilometre olduğunu söyleyebilirim. Aracı toparlamaya çalışırken siyah bir araca çarptık. Çarpmayla savrulduk. Savrulma nedeniyle de Eda Nur’u görmedim. Çarptığımızı fark etmedim. Araç durunca aşağıya indik, çarptığımız araca koştum. Onların sağlık durumu nasıl olduğuna bakmak için o araca doğru koştuk. Sonra bize çevredekiler bir yayaya çarptığımızı söyledi. Böyle bir şey yaşanmasını istemezdim. Kimse istemez” dedi.

Şehit çocuğu olduğunu söyledi

Şehit çocuğu olduğunu söyleyen Gülle, kazadan sonra geceleri uyuyamadığını belirterek, “Ben şehit çocuğuyum. Yakınını kaybetmenin acısını en iyi bilenlerden biri benim. Olayın şokunu atlatamadım. Kazayı unutamadım, geceleri uyuyamaz oldum. Psikolojik ilaçlar kullanmaya başladım” diyerek savunmasına devam etti.

Acılı anne gözyaşlarına hakim olamadı

Mahkeme başkanının söz verdiği Eda Tatlıoğlu’nun babası Cevdet Tatlıoğlu, sanıktan şikayetçi olduğunu belirtirken anne Melahat Tatlıoğlu, “Benim canım yandı, başkalarının canı yanmasın” diyerek gözyaşlarına hakim olamadı.

“Aracın uçarak geldiğini gördüm”

Kaza anında siyah aracın sağ arka koltuğunu belirten M.H. isimli tanık ise, “Kaza esnasında kafamı sağa çevirdiğimde camdan, bir aracın bize doğru uçarak geldiğini gördüm. Sonra bizim bulunduğumuz arabaya çarptı. Hafif yaralandım. Bir iki hafta vücudumda ağrılar oluştu. Kaza sırasında Eda Nur’u görmedim. O nedenle nerde olduğunu bilmiyorum. Kazadan sonra ise maktulü gördüm. Yerde yatıyordu” diye konuştu.

“Bilincimiz açıktı”

Diğer tanık D.E.B. ise, “Furkan ile bir akrabalığım yok. Sadece çok yakın arkadaşım. Olay günü birlikteydik. Alkol aldık. Gece 3 buçuk 4 gibi içtik. Ondan sonra içmedik, yattık. Sabah kalkıp yola çıktığımızda ikimizin de bilinci açıktı. Her zamanki gibi, normal bir durumdaydık. Hatta Furkan, sabah annesi ile konuştu. Geceden kalan alkol olduğu, kaza sonrasındaki resmi kayıt ve ölçümlerde de gayet açık bir şekilde yer alıyor. Sabah saat 08.30 gibi yola çıktık. Yeşil ışıktan geçtikten sonra malum kaza meydana geldi. Hızlı değildik” ifadelerine yer verdi.

Kaza anında saatte hızı 117 kilometre tespit edildi

Mahkemede Tatlıoğlu ailesinin avukatı, Furkan Turan’ın Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) kayıtlarında çarpma anında hızının 117 kilometre ve hastanede yapılan kan testinde ise 1.45 alkollü çıktığını, ceza davasının bilinçli taksirden çıkarılıp, olası kastla yargılanmasını talep etti.

Sanık avukatı ise Furkan Turan Gülle’nin, iş başvurusu için Bartın’da arkadaşları ile buluştuğunu hatırlatarak, tespit edilen alkol oranın idari cezası olan bir konu olduğunu ifade etti. Sanık avukatı, trafik kazalarının ön görülemeyen ve herkesin başına gelebilecek bir olay olduğunu hatırlatarak, kaza anında hava, yol araç durumları ile ilgili ayrıntılı rapor hazırlanarak dosyaya eklenmesini ve Furkan Turan Gülle’nin tutuksuz yargılanmasını talep etti.

Mahkeme heyeti, sanık Furkan Turan’ın tutukluluk halinin devamına, İl Emniyet Müdürlüğü’nden sanığın sürücü belgesi, Devlet Hastanesi’nden ise alkol kan testine ilişkin bilgilerin alınarak mahkeme dosyasına eklenmesi kararını vererek, duruşmayı erteledi.

Duruşma çıkışında Melahat Tatlıoğlu, ölen kızının okul arkadaşlarına sarılarak gözyaşı döktü.

Bizi sosyal medyadan takip edin