karabuk
İmsak 05:50
Güneş 07:14
Öğle 13:07
İkindi 16:15
Akşam 18:49
Yatsı 20:08
İftara kalan son --:--
Namaz Vakitleri
EEEEE
Berkay Doğan tarafından
16 Nisan, 2025 16:39 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Karabük’ten Ümit Özdağ’a Özgürlük Çağrısı

Zafer Partisi Karabük İl Başkanlığı, Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ için bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklama, Karabük Adliyesi önünde yapıldı.

Zafer Partisi Karabük İl Başkanı Sami Tokan, yaptığı konuşmada, "Zafer Partisi Genel Başkanımız Prof. Dr. Sayın Ümit Özdağ’ın esaretinin 86’ncı gününde Adalet Bakanlığının önündeyiz!" diyerek Özdağ’ın tutukluluğunu protesto etti. Tokan, Özdağ’ın "operasyon" ile gözaltına alındığını ve ilaçlarına el konulup apar-topar İstanbul’a götürülerek tutuklandığını belirtti. Ardından, 78 gün boyunca içi boş bir iddianame ile bekletildiğini ve şimdilerde ilk duruşmaya kadar 144 gün boyunca tutuklu kalacağını söyledi.

"Bu durum, adeta cezaya dönüştürülmüş bir tutukluluk ve düşman ceza hukuku uygulamasıdır," diyen Tokan, Ümit Özdağ’ın neden tutuklandığını şu sözlerle açıkladı: "Özdağ, 22 Ekim’de başlayan yeni açılımla; Öcalan teröristinin salıverilmesinin, Meclis’e gelip konuşabilmesinin, PKK teröristlerine af çıkarılmasının ve yeni bir anayasa ile devletin etnik temelde bölünmesi girişimlerinin önündeki en ciddi engel olduğu için esir alındı."

Tokan, Özdağ’ın kahraman gazilerimiz ve şehitlerimizin hatırasına sahip çıkmak, Cumhuriyetin değerlerini savunmak ve Türk milletinin çıkarlarını korumak için mücadele verdiğini vurguladı. "Bu nedenle onun esareti, milletine sadakat ve devletine hizmettir" dedi.

Zafer Partisi Karabük İl Başkanı Tokan, Özdağ’ın hukuksuzca tutuklanmasının partisini ve Türk milletinin mücadelesini asla engellemeyeceğini belirterek şunları söyledi:

 "Bu nedenle onun esareti; Milletine sadakat ve devletine hizmettir. Onun tutsaklığı; milli üniter laik devletin sigortasıdır, Onun mahpusluğu; Atatürk Çizgisinde Türk Milliyetçiliğine vurulan pranga, Türklük onur ve şerefine yapılan bir suikast ve Türk devletine yapılan bir baskındır.

Bu nedenle, onun Silivri’deki mevcudiyeti; Hem Türk devleti ve Türk milletine bağlılığın bir nişanesi, Hem de kahraman gazilerimize minnet, aziz şehitlerimize saygı duruşudur.

Ümit Özdağ’ı hukuksuzca tutuklayanlar, onu susturacağını, memleket mücadelesinin “Son Kalesi”, Zafer Partisinin dağılacağını zannettiler. Oysa Zafer Partisi,Türk halkının artan güç ve desteğiyle, artık daha güçlü, daha azimli ve memleket mücadelesinde daha kararlıdır.

İşte burada, Adalet Bakanlığı önünde, halkımızdan aldığımız güçle ilan ediyoruz:

Memleketi teröre teslim etmeyeceğiz, Öcalan’ın gelip Gazi Meclisimizi kirletmesine izin vermeyeceğiz, Etnik kimlikli, mezhep inançlı diye bölünmek yerine Bilim, Birlik ve Barış diyeceğiz, Bilinmeli ki; hepimiz birer Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Dündar Taşer ve nihayet her birimiz birer Ümit Özdağ’ız. Hepimiz Mustafa Kemal’in Askerleriyiz. Gücümüzü şanlı tarihimizden, Türklük kültür, bilinç ve şerefinden ve damarlarımızdaki asil kandan alıyoruz.

Burada, Sakın Sizden Adalet Dilendiğimizi Sanmayın. Adalet hakkımızdır.

Buraya daha büyük bir azim ve inançla mücadeleye yemin ettiğimizi haykırmak için geldik.Gür sesimiz, karanlık sarayların köhne odalarına ve en tenha köşelerine kadar gidecektir. Ve yine bilinmeli ki; Zafer Büyük Türk Milletinin olacaktır. Bizi öldürmeden susturamazsınız! NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE"

Haber videosu için TIKLAYINIZ!

Bizi sosyal medyadan takip edin
TE
Mustafa Akgün tarafından
03 Mart, 2026 15:45 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Eğitim-İş’ten öğretmen cinayetine tepki

Eğitim-İş Sendikası Karabük Şubesi, İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğrencisi tarafından bıçaklanarak öldürülen öğretmen Fatma Nur Çevik için Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı.

Şube Sekreteri Gülgün Ertekin tarafından okunan açıklamada, “Bu ülkede okulda yine bir öğretmen öldürüldü! Artık yeter!” denildi.

“EĞİTİM YUVASINDA CİNAYET”

44 yaşındaki öğretmenin okul içinde katledildiğini vurgulayan Ertekin, “Okulda! Eğitim yuvasında! Çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin en güvende olması gereken yerde! Vicdanımız sızlıyor, aklımız kabul etmiyor” ifadelerini kullandı.

Uzun süredir okula devam etmediği belirtilen bir öğrencinin kesici aletle okula girebildiğine dikkat çeken Ertekin, olayın “münferit” olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi. “Bu tablo, yıllardır görmezden gelinen uyarıların, itibarsızlaştırılan öğretmenlerin, güvenliksiz bırakılan okulların sonucudur” dedi.

Öğrenciyle ilgili rehberlik görüşmeleri yapıldığı, tutanaklar tutulduğu ve psikiyatrik tedavi sürecinin bilindiği halde gerekli önlemlerin alınmadığını savunan Ertekin, “Bu açık bir ihmal zinciridir. Bu sorumluluk öğretmenin ya da okul idaresinin üzerine yıkılamaz” diye konuştu.

BAKANLIĞA ÇAĞRI

Açıklamada Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e de çağrıda bulunularak, “Daha kaç öğretmenimizin can vermesi gerekiyor? Okullardaki güvenlik açığının bedelini canımızla mı ödeyeceğiz?” soruları yöneltildi.

Şiddetin yalnızca bireysel bir eylemle açıklanamayacağını belirten Ertekin, öğretmenlik mesleğini değersizleştiren söylemlerin ve öğretmenleri hedef gösteren dilin bu iklimi beslediğini savundu.

ATATÜRK’ÜN SÖZÜ HATIRLATILDI

Basın açıklamasında Mustafa Kemal Atatürk’ün “Bir toplumun uygarlık düzeyi, öğretmene verdiği değerle ölçülür” sözüne atıfta bulunularak, öğretmene değer verilmeyen bir sistemin sonuçlarının yaşandığı ifade edildi.

Alışveriş merkezlerine kesici-delici aletle girilemezken okullara rahatlıkla girilebilmesinin “yönetim zaafı” olduğu dile getirildi.

TALEPLER SIRALANDI

Eğitim-İş’in açıklamasında şu talepler yer aldı:

Okullarda şiddetin nedenleri bilimsel olarak araştırılmalı, “Eğitimde Şiddet Yasası” derhal çıkarılmalı,

Tüm eğitim kurumlarında etkin güvenlik önlemleri alınmalı, Eğitimciler ve uzmanların katılımıyla somut bir eylem planı hazırlanmalı, Failler caydırıcı şekilde cezalandırılmalı, Şiddeti meşrulaştıran medya içerikleri denetlenmeli, Barışı, birlikte yaşamı ve eleştirel düşünceyi esas alan müfredat hazırlanmalı

“CAN KORKUSUYLA ÇALIŞMAK İSTEMİYORUZ”

Açıklamada ayrıca Ortadoğu’da yaşanan çatışmalara değinilerek, okulların hedef alınmasının insanlık suçu olduğu ifade edildi.

“Yurtta barış, dünyada barış” ilkesinin her zamankinden daha önemli olduğu belirtilirken, öğretmenlerin ölüm korkusuyla değil güven içinde çalışmak istediği vurgulandı.

Basın açıklaması, “Öğrencilerimizin ve eğitim emekçilerinin can güvenliği sağlanıncaya kadar susmayacağız. Mücadele edeceğiz” sözleriyle sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin