Karabük’te, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimiyle ilgili soruşturma kapsamında vali yardımcısı, asker, polis, hakim, savcı, akademisyen, memur, işçi, öğretmen, esnaf, imam ve işadamdan oluşan 450 kişi hakkında işlem yapıldı. FETÖ ile irtibatlı oldukları belirlenen 2 özel okul ile 5 derneğin faaliyetine son verildi.
Alınan bilgiye göre, İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerinin başarılı çalışmaları ve Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı soruşturma kapsamında Karabük Vali Yardımcısı Samet Ercoşkun açığa alındı. Ercoşkun daha sonra gittiği Bursa ilinde gözaltına alındı. Safranbolu 125. Jandarma Eğitim Alay Komutanı İstihkam Kurmay Albay Sedad Arıcan ve Ovacık İlçe Jandarma Komutanlığında görevli uzman çavuş Erkin Aksu tutuklandı. Aksu’nun evinde yapılan aramada, örgüte ait dijital delillerin ele geçirildiği bildirildi.
Hakim ve savcılara yönelik Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla FETÖ üyesi oldukları iddiasıyla 10 kişi gözaltına alındı, 8’i tutuklandı.Aralarında şube müdürü, emniyet amiri ve komiserin de bulunduğu 28 emniyet personeli tutuklandı, bir polis gözaltında ve 9 emniyet mensubu ise adli kontrol şartıyla serbest kaldı. Ayrıca 175 polis açığa alındı.
Karabük Üniversitesinde de 14 dekan istifalarını sundu. Ayrıca, üniversitede görevli 5 profesör, 10 doçent, 17 yardımcı doçent ve 1 öğretim görevlisi ile 8 idari personel açığa alındı. Soruşturma kapsamında Milli Eğitim Müdürlüğünde 144, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğünde 7 ve Safranbolu Belediyesinde 7 kişi görevlerinden el çektirildi. İl Müftülüğünde ise 3 imam tutuklandı. Bir sürer önce soruşturma kapsamında kapatılan Karabük Safranbolu İşadamları Derneğine üye 5 işadamı gözaltına alındı. Bunun yanında gözaltına alınan ve adliyeye sevk edilen 3 esnaf da adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Öte yandan, Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çerçevesinde, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile irtibatlı oldukları belirlenen 2 özel okul ile 5 derneğin faaliyetine son verildi.


Karabük’teki FETÖ Soruşturması Sürüyor
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


