Zafer
•Uyuşturucu kullanan ve satanların parmaklarını kırıp öyle salsınlar bak bidsha satabiliyomu dsha önceki yıllarda olduğu gibi balyoz ekibi kurup yakalan şerefsizlerin elini kolunu kırıp kuytu köşe bi yere atıverecekler mum olurlar mum


Karabük Merkez ve İlçeler’de, Emniyet Müdürlüğü ve Jandarma Komutanlığı Ekipleri’nin koordineli bir şekilde yürüttüğü operasyonlarla, uyuşturucu madde ticareti ve kullanımına karşı kararlı bir mücadele sergilenirken, yapılan operasyonlarda birçok uyuşturucu madde ele geçirilmesi uyuşturucu kullanımındaki artışı gözler önüne seriyor.
Son aylarda Karabük’te uyuşturucu kullanımında ciddi bir artış gözleniyor. İl genelinde, özellikle şehir merkezi ve ilçelerde güvenlik güçlerinin gerçekleştirdiği operasyonlar bu durumu doğrular nitelikte. Emniyet Müdürlüğü ve Jandarma Komutanlığı ekipleri uyuşturucu madde ticareti ve kullanımına yönelik operasyonlarını aralıksız sürdürürken, Karabük’te düzenlenen operasyonlarda, önemli miktarda uyuşturucu madde ele geçirildi. Bu operasyonlarda esrar, sentetik uyuşturucular ve haplar gibi tehlikeli maddelere el konuldu. Operasyonlar sonucu yakalanan ve adli mercilere sevk edilen şüphelilerden birçoğu, maalesef tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılıyor. Bu durum, toplumda endişelere yol açarken, vatandaşlar daha sert yaptırımların uygulanması gerektiğini savunuyor. Özellikle gençlerin bu maddelere erişiminin engellenmesi adına daha kararlı ve kapsamlı adımlar atılması bekleniyor.
VATANDAŞLARDAN YETKİLİLERE ÇAĞRI
Karabük halkı, artan uyuşturucu kullanımı ve ticaretine karşı duyduğu endişeyi sık sık dile getiriyor. Özellikle okulların ve gençlerin yoğun olarak bulunduğu bölgelerde denetimlerin artırılması gerektiğini belirten vatandaşlar, yetkililerden daha fazla önlem alınmasını talep ediyor.
Uyuşturucu kullanımının önüne geçebilmek için sadece kolluk kuvvetlerinin değil, aynı zamanda sivil toplum kuruluşlarının, ailelerin ve okulların da sürece aktif olarak dahil edilmesi gerektiği vurgulanırken, Yetkililer ise yaptıkları açıklamada, bu tehlikeli eğilimin önüne geçmek için çalışmaların hız kesmeden devam edeceğini belirtti.
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.
Zafer
•Uyuşturucu kullanan ve satanların parmaklarını kırıp öyle salsınlar bak bidsha satabiliyomu dsha önceki yıllarda olduğu gibi balyoz ekibi kurup yakalan şerefsizlerin elini kolunu kırıp kuytu köşe bi yere atıverecekler mum olurlar mum