Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
24 Temmuz, 2017 14:30 tarihinde yayınlandı
0

Karabük’te TEKNOKENT Kurulma Çalışmaları Devam Ediyor

Karabük Üniversitesi  kampüs içerisinde Teknokent kurulması çalışmaları devam ediyor. Bu kapsamda Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan gelen denetmenler, Karabük Üniversitesi kampüs alanı içerinde kurulması planlanan Teknokent alanını yerinde inceledi.

Bakanlık’tan gelen yetkililer tarafından bölge ile ilgili hazırlanacak olan rapor, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, YÖK, TÜBİTAK, TOBB, KOSGEB gibi kuruluşların yer aldığı Değerlendirme Kuruluna girecek. Bölge başvurusunun Değerlendirme Kurulu tarafından uygun bulunması halinde Bakanlar Kuruluna sunulacak. Bakanlar Kurulu Kararı ile kesinleşen Bölge kuruluşu Resmi Gazete ’de yayımlanmasıyla yürürlüğe girecek.

Teknokent olarak kullanılması planlanan ve proje çalışmalarının tamamlandığı binada 20 adet AR-GE ofisi, 3 kat ofisi, 4 adet idari ofis, 1 fuaye, 1 toplantı salonu ve yemekhane bulunacak. 1507 m² net alanı olan binanın yapılacak çalışmalarla birlikte net alanı 1856 m²’ye çıkacak.

Karabük’te Teknokent ’in kurulması ile devletin ar-ge için ayırmış olduğu kaynak ve imkânlarından, ilde bulunan tüm sanayi kuruluşları, Üniversite, araştırmacılar ve AR-GE yapmak isteyen herkes rahatlıkla faydalanabilecek ve ilin gelişmesine de büyük katkısı olacak.

Kampüs içerisinde tahsis edilen binada kurulması planlanan Teknokent için hazırlanan başvuru dosyası için gerekli raporlar Mart ayında Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na sunulmuştu. Yapılan başvuru incelenmiş ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca, Genel Kurmay Başkanlığı ile Milli İstihbarat Teşkilatı’ndan Karabük Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi için onay alınmıştı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin