Karabük'te Sportif Yetenek Taraması Meyvelerini Verdi - Karabük Haber Postası
67a5bda5e707d
Mustafa Akgün Avatarı
Mustafa Akgün tarafından
07 Şubat, 2025 11:00 tarihinde yayınlandı
0
0

Karabük’te Sportif Yetenek Taraması Meyvelerini Verdi

Karabük’te Türkiye Sportif Yetenek Taraması ve Spora Yönlendirme Programı kapsamında 2023-2024 yılları arasında branşlara yönlendirilen sporcular, ulusal düzeyde elde ettikleri başarılarla göz doldurdu.

Programın meyvelerini vermeye başladığını gösteren bu başarılar, sporcuların ve antrenörlerinin özverili çalışmalarının bir sonucu olarak değerlendiriliyor.

KONYA VE FETHİYE DUATLONLARINDA BÜYÜK BAŞARI

Konya’da düzenlenen Duatlon’da Atletizm branşında yarışan sporculardan Poyraz Gürgen Türkiye ikincisi, Deniz Özdemir Türkiye üçüncüsü, Buğlem Duru Yıldız Türkiye ikincisi ve Yiğit Ömer Yılman Türkiye şampiyonu olmayı başardı. Fethiye’deki Duatlon’da ise Atletizm branşında yarışan Mustafa Sarıoğlu Türkiye ikinciliği elde ederek büyük bir başarıya imza attı.

KARATE KYOKUSHİN BRANŞINDA DA BAŞARI

Karate Kyokushin branşında yarışan Semiha İnci Yavuz, +40 kg açık sıklet kategorisinde Türkiye üçüncüsü olarak önemli bir derece elde etti.

BAŞARILAR TÖRENLE KUTLANDI

Dr. Necmettin Şeyhoğlu Stadyumu Toplantı Salonu’nda düzenlenen törende sporcuların başarıları kutlandı. Törene Gençlik ve Spor İl Müdürü Coşkun Güven, Spor Hizmetleri Müdürü İsmail Özcan, Şube Müdürleri Lokman Mollaoğulları ve Serdar Ali Osman Sevim ile sporcu velileri katıldı.

İl Müdürü Coşkun Güven, başarılı sporcuları ve antrenörlerini tebrik ederek, programın Türk sporuna katkılarının artarak devam edeceğini vurguladı.

ANTRENÖRLERE TEŞEKKÜR

Atletizm Antrenörü Serdar Akad, Karate Antrenörü Onurcan İstenci ve Cimnastik Antrenörü Ahmet Ceylan, sporcuların disiplinli çalışmaları sayesinde bu başarıların elde edildiğini belirterek mutluluklarını dile getirdiler.

Tören sonunda başarılı sporculara yetenek taraması malzemeleri hediye edilerek destek sağlandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
24 Mart, 2026 10:38 tarihinde yayınlandı
0
0

PARADOKSAL BİR ŞEKİLDE DERİN BİR İLETİŞİMSİZLİK YAŞIYORUZ

İletişim çağında, dijitalleşmenin sağladığı sınırsız imkânlara rağmen, paradoksal bir şekilde derin bir iletişimsizlik yaşıyoruz. Elektronik cihazlar uzakları yakınlaştırsa da, yüz yüze iletişimi azaltarak en yakınımızdakileri (aile, dostlar) bizden uzaklaştırıyor. Bilgi akışı çok hızlı olsa da, duygusal derinlik ve gerçek etkileşim azalıyor.

Bir bayramı daha geride bıraktık. Uzakta olan Arkadaşlarımızın, dostlarımızın, akrabalarımızın bayramlarını elimizdeki telefonlarla aramak yerine bilindik cümlelerle toplu mesajlar çekerek güya kutladık.
Bazılarımıza en yakın bildiklerimizden o mesajlar da gelmedi.

İletişimin en zor olduğu çocukluk ve gençlik yıllarımızda bugünkünden çok daha güçlü iletişim kuruyorduk. O yıllarda mektup ve bayram kartları vardı. PTT bunları bir haftada adresine ulaştırırdı. Saklardık koklardık onları, defalarca okurduk. Samimiyet, sıcaklık, içtenlik kokardı o kağıt parçaları.

İnsanı değerlerimizi o kadar hızlı yitirdik ki, ne eski dostluklar kaldı, ne samimiyet ne de vefa kaldı.

Oysaki, vefa, dostluğun ve insanlık onurunun en kıymetli hazinesi, sevgiyi kalıcı kılan sadık bir bağlılıktır. Sözünde durmayı, zor günde yanında olmayı ve iyilikleri unutmamayı ifade eden vefa, vefasızın meclisinde aranmayacak kadar ağır bir yüktür.

Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımız; Komşuluk. Arkadaşlık, Dostluk. gibi kavramların gerçekten anlam bulduğu yıllardı. Sözün senet olduğu, insanların birbirine güven duyduğu yıllardı.

Kredi kartlarımız, internetimiz, cep telefonlarımız, bilgisayarlarımız, evlerimizde kombilerimiz yoktu. Televizyonla bile çok sonra tanıştık. Fakat çok mutluyduk.
Hayallerimiz vardı, yarınlardan umutluyduk.
Ülkemiz, ailemiz ve çocuklarımızın geleceği için kaygılarımız yoktu.,…

Şarkı sözleri bile bambaşkaydı;
“Nasılda koşuşurduk bahçelerde.
Şarkı söylerdik mehtaplı gecelerde.
Sen bana, ben sana komşu evlerde…
Kök sarmaşıklar gibi sarıldık o yaz…”

“Okul yolu sensiz ölüm kadar sessiz…
Eylül’de gel okul yoluna
Konuşmadan yürüyelim.
Gireyim koluna…
Görenler dönmüş, hemde mutlu desinler.
Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi yaprak dökecekler
Yaprak dökecekler…”
Ne güzel sözler değil mi?

Şimdi öyle mi?
“Tadı yok ne baharın ne yazın.
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın…”
Yaşam artık, Muzaffer İlkan’ın bu hicaz bestesindeki gibi…
Savaşlar, depremler, afetler, ruhunu yitirmiş beton şehirler. Tüm bunlara rağmen yaşama tutunmaya çalışan insanlar…

Ne oldu bize böyle? Artık anılar da teselli etmiyor…

İlyas Erbay