Karabük’te vatandaşlarından evlerin önünde yaktığı ateşin ormanlık alana sıçraması sonrası yaklaşık 3 dönüm ormanlık alan zarar gördü.
Edinilen bilgiye göre, Karabük – Yenice Karayolu Yeşilköy mevkisinde vatandaşlar bahçelerinden temizledikleri otları yaktı. Rüzgarında etkisiyle bir anda yayılan alevler ormanlık alana sıçradı. Alevlerin büyümesi üzerine çevredeki vatandaşlar, durumu Karabük Orman İşletme Müdürlüğü ekiplerine haber verdi. Olay yerine gelen ekipler, yangına müdahale etti.
Kontrol altına alınan yangında, yaklaşık 3 dönüm alan zarar gördü.
Karabük Orman İşletme Müdürü Rıfat Ataş, yangınların büyük bir bölümünün anız yakılmasından kaynaklandığını söyleyerek, “Bahçe temizlerken yakma yöntemini kullanmasınlar. Toprağa hiçbir faydası yok, zarardan başka. Hem milli servetimiz yanıyor hem de doğa tahrip oluyor.” dedi.


Karabük’te Orman Yangını
TOPRAK DEDE UYARMIŞTI !
Türkiye’de son 20-22 yıllık süreçte neredeyse 5 İstanbul büyüklüğünde (yaklaşık 2,5 ila 3 milyon hektar) tarım arazisi tarımsal üretim dışına çıktı. Yılda ortalama 116 bin hektar tarım alanı kaybediliyor.
Son 65 yılda mera varlığımızın yarısından fazlasını kaybettik.
65 yıl önce, nüfusumuz resmi kayıtlara göre 28 milyondu Şimdi 86 milyon. Nufus 4 kat atmasına rağmen mera varlığımız yarıya düşmüş.
Bizim çocukluğumuzda Türkiye dünyada, kendi kendine yeten birkaç ülkeden biriydi. Okullarda yerli malı haftası kutlamaları olurdu. Her öğrenci, ülkemizde yetişen bir meyveyi, kuruyemişi yada farklı bir gıdayı o hafta okula getirdi. Ögretmenlerimiz tarımın ve yerli üretimin önemine dikkat çeken konuşmalar yapardı.
Tarım, hayvancılık ve üretim için verimili topraklar gerekiyor. Türkiye bu konuda şanslı bir ülke. Mera alanlarımızın yarısını kaybettik. Bari kalanın kıymetini bilelim. Aksi halde, yakın bir gelecekte sebze ve meyveye para ile de ulaşamayacağız.
Türkiye, en güncel resmi verilere göre tarım, gıda ve içecek sektörü ithalatına yıllık 22,88 milyar dolar ödemekte. Kimyasal gübreler, balıkçılık, tütün ve ham/işlenmemiş birincil tarımsal ürünlerin de dahil edildiği daha geniş kapsamlı “tarım ve gıda” grubu verilerine bakıldığında ise yıllık ithalat faturası 34,145 milyar dolara ulaşıyor.
İhalatta en büyük harcamada Hayvan Yemi: 5,71 milyar dolar.
Bitkisel Yağ: 3,22 milyar dolar.
Soya Fasulyesi: 1,77 milyar dolar.
Ham Ayçiçek Yağı: 1,25 milyar dolar.
Sığır (Canlı Hayvan): 1,19 milyar dolarla ilk sıralarda yer alıyor.
Toprak dede olarak tanıdığımız rahmetli Hayrettin Karaca, son nefesine kadar hep uyarmıştı. Maalesef hiç önlem alınmadı.
Toprak kaybetmemiz yetmezmiş gibi üretim yapan çifçi sayımız da hızla azalıyor.
Artan üretim maliyetleri; sulama gübreleme, elektrik, işçilik , akaryakıt giderleri üreticilerimizi canından bezdirdi. Tüccara yalvar yakar zararına 10 TL ye satamadığı, ürünün matketlerde 10 katına 20 katına, satıldığını gören üretici isyan ediyor ve üretimden çekilip arazisini inşaat yapımı için müteahhitlere satıyor.
Verimli ovaların konut imarına açılması, sanayileşme, turizm yatırımları otoyol projeleri maden sahaları için verilen ruhsatlar tarım arazilerimizi hızla daraltıyor.
Şimdi, tarım arazilerinin bölünmesinin önüne geçmek için getirilen yasal sınırların yanı sıra, art arda iki yıl ekilmeyen tarım arazilerinin devlet tarafından kiraya verilerek üretime kazandırılması gibi önlemler uygulanıyor.
Geçmiş olsun, dostlar alışverişte görsün! Köylerde insan mı kaldı? Köy okullarını kapatırken aklınız neredeydi?
İlyas Erbay


