Karabük’te iki motosikletin çarpışması sonucu meydana gelen kazada 1 kişi hayatını kaybetti, 2 kişi de ağır yaralandı.
Kaza Şehit Ateşe Reşat Moralı Bulvarı Beşbinevler Köprüsü altındaki yaya geçidinde meydana geldi. İsmail A., 78 ABR 937 plakalı motosikletiyle yolun karşısına geçmeye çalıştığı sırada Hakan K. (24) idaresindeki 78 ACA 227 plakalı motosiklet ile çarpıştı. Kazada sürücüler ile 78 ABR 937 plakalı motosiklet sürücüsünün eşi Tuğçe A. (24) ağır yaralandı. Durumun 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirilmesi üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından yaralılar Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Özel Medikar Hastanesi’ne kaldırıldı.
Hastaneye kaldırılan yaralılardan İsmail A. yapılan tüm müdahaleye rağmen hayatını kaybetti. Yaralı olan 78 ACA 227 plakalı motosiklet sürücüsü Hakan K’nin ehliyetinin alkollü araç kullanmaktan geri alındığı öğrenilirken kaza ile ilgili inceleme başlatıldı.


Karabük’te motosikletler çarpıştı: 1 ölü, 2 yaralı
Asıl Mesele Hukuk Değil, Gündem Olmak..!
Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya dün iki yıllık görev sürecini değerlendirdiği bir toplantı yaptı.
Yapılan hizmetleri anlattı, devam eden projeleri paylaştı, eksikleri de saklamadan konuştu.
Açıkçası toplantının özünde belediyenin iki yıllık performansı vardı.
Başkan Çetinkaya, göreve geldikleri ilk günden bu güne kadar olan süreçte mesai mefhumu gözetmeden canla başla çalıştıklarını ve iki yıllık süreç zarfında da söz verdikleri projelerin yüzde 80’i aşan bölümünün çoğunun tamamlandığı bir bölümünün de projelerinin hazırlandığını söyledi.
Ama her zamanki gibi bazıları konunun tamamını değil, işine gelen bir cümleyi alıp başka yerlere çekmeyi tercih etti.
Başkan Çetinkaya’nın söylediği şu söz sosyal medyanın da konusu oldu
“Devletin malına zarar veren oğlum da olsa babamın oğlu da olsa yamulturum.”
Şimdi bakıyorsun…
Bir kesim hemen hukuk profesörü kesilmiş.
“Yok efendim, hukuk devletinde kimse kimseyi yamultamazmış…”
İnsan evladını ya da kardeşini yamultur mu; kızgınlığın ve sinirlenmişliğin bir ifadesi olarak kullanılır ve halk dilinde de bu vardır.
Ne güzel bir dünya..!
İki saatlik toplantının ardından o kadar çok konuşulacak konu varken, sen tut tek bir cümleye saplan kal…
Bu memlekette bugüne kadar neler söylendi, neler yapıldı?
O zaman neredeydiniz?
Bu şehir, ağza alınmayacak sözleri de duydu…
Hakaretleri de gördü…
Tehditleri de…
Bu şehir, kendi memleketini geneleve benzetenleri de gördü.
İnsanla hayvanı aynı kareye koyup sözde sanat yapanları da…
Menfaati için herkese saldıranları da…
O günlerde hukuk aklınıza gelmiyor muydu?
O günlerde adalet yok muydu?
Şimdi bir belediye başkanının kullandığı halk dili üzerinden bir anda hukuk nutukları atılmaya başlandı.
Burada mesele hukuk falan değil.
Mesele gündem olmak.
Çünkü artık herkes kolay yoldan tanınmanın derdine düşmüş durumda.
Okumuşu ayrı telden.
Okumamışı ayrı telden konuşur olmuş…
Ama işin özünde aynı hesap var; görünür olmak.
Eksik varsa eleştirilmeli, yanlış yapılan bir şey varsa da söylenmeli…
Ama sürekli kelime avcılığı yapıp, her açıklamadan kriz çıkarmaya çalışmak da başka bir hastalık haline geldi.
Velhasıl…
Bu şehir çok şey gördü.
Samimiyetsiz duruşları da gördü, işine göre taraf değiştirenleri de…
Vesselam…


