Karabük’te Melise Caddesi trafiğe kapatıldı - Karabük Haber Postası
xw2 2
Asuman Doğan Avatarı
Asuman Doğan tarafından
24 Mart, 2026 10:01 tarihinde yayınlandı
0
0

Karabük’te Melise Caddesi trafiğe kapatıldı

 Alternatif güzergahlar açıklandı

Karabük İl Emniyet Müdürlüğü, kentte huzur ve güvenliğin sağlanması amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında yeni bir trafik düzenlemesine gidildiğini duyurdu. İl Trafik Komisyonu’nun 16.02.2026 tarih ve 2026/08 sayılı kararı doğrultusunda, Soğuksu Mahallesi’nde yürütülecek “Soğuksu Ticaret Merkezi” yapım işi ile dere ıslahı ve altyapı düzenleme çalışmaları nedeniyle Melise Caddesi’nin belirli bir bölümü 24 Mart 2026 tarihinden itibaren araç ve yaya trafiğine kapatılacak.

Yetkililerden yapılan açıklamada, vatandaşların can ve mal güvenliğinin sağlanması, trafikte aksaklık yaşanmaması ve mağduriyetlerin önlenmesi amacıyla alınan kararın 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 12. maddesi ile Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 17. ve 18. maddeleri gereğince uygulamaya konulduğu belirtildi.

Kapatma nedeniyle TOKİ 1. ve 2. Etap’ta ikamet eden vatandaşların kullanabileceği alternatif güzergâhlar da açıklandı.

TOKİ 1. ETAP İÇİN ALTERNATİF GÜZERGÂH

Cuma Pazarı Kavşağı – Ateş Caddesi – Özkan Sokak – Çebi Sokak

TOKİ 2. ETAP İÇİN ALTERNATİF GÜZERGÂHLAR

Cuma Pazarı Kavşağı – Ateş Caddesi – Melisa Caddesi – Millet Caddesi – Çiğdem Sokak – Kerim Sokak – Arıcak Köy Yolu

Cuma Pazarı Kavşağı – Zonguldak İl Yolu – Derviş Caddesi – İbn-i Sina Caddesi – Arıcak Köy Yolu

Cuma Pazarı Kavşağı – Zonguldak İl Yolu – Derviş Caddesi

Cuma Pazarı Kavşağı – Zonguldak İl Yolu – Melisa Caddesi

Karabük İl Emniyet Müdürlüğü, kentin huzur ve güvenliği için çalışmaların özveri ve duyarlılıkla sürdürüleceğini bildirdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
24 Mart, 2026 10:38 tarihinde yayınlandı
0
0

PARADOKSAL BİR ŞEKİLDE DERİN BİR İLETİŞİMSİZLİK YAŞIYORUZ

İletişim çağında, dijitalleşmenin sağladığı sınırsız imkânlara rağmen, paradoksal bir şekilde derin bir iletişimsizlik yaşıyoruz. Elektronik cihazlar uzakları yakınlaştırsa da, yüz yüze iletişimi azaltarak en yakınımızdakileri (aile, dostlar) bizden uzaklaştırıyor. Bilgi akışı çok hızlı olsa da, duygusal derinlik ve gerçek etkileşim azalıyor.

Bir bayramı daha geride bıraktık. Uzakta olan Arkadaşlarımızın, dostlarımızın, akrabalarımızın bayramlarını elimizdeki telefonlarla aramak yerine bilindik cümlelerle toplu mesajlar çekerek güya kutladık.
Bazılarımıza en yakın bildiklerimizden o mesajlar da gelmedi.

İletişimin en zor olduğu çocukluk ve gençlik yıllarımızda bugünkünden çok daha güçlü iletişim kuruyorduk. O yıllarda mektup ve bayram kartları vardı. PTT bunları bir haftada adresine ulaştırırdı. Saklardık koklardık onları, defalarca okurduk. Samimiyet, sıcaklık, içtenlik kokardı o kağıt parçaları.

İnsanı değerlerimizi o kadar hızlı yitirdik ki, ne eski dostluklar kaldı, ne samimiyet ne de vefa kaldı.

Oysaki, vefa, dostluğun ve insanlık onurunun en kıymetli hazinesi, sevgiyi kalıcı kılan sadık bir bağlılıktır. Sözünde durmayı, zor günde yanında olmayı ve iyilikleri unutmamayı ifade eden vefa, vefasızın meclisinde aranmayacak kadar ağır bir yüktür.

Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımız; Komşuluk. Arkadaşlık, Dostluk. gibi kavramların gerçekten anlam bulduğu yıllardı. Sözün senet olduğu, insanların birbirine güven duyduğu yıllardı.

Kredi kartlarımız, internetimiz, cep telefonlarımız, bilgisayarlarımız, evlerimizde kombilerimiz yoktu. Televizyonla bile çok sonra tanıştık. Fakat çok mutluyduk.
Hayallerimiz vardı, yarınlardan umutluyduk.
Ülkemiz, ailemiz ve çocuklarımızın geleceği için kaygılarımız yoktu.,…

Şarkı sözleri bile bambaşkaydı;
“Nasılda koşuşurduk bahçelerde.
Şarkı söylerdik mehtaplı gecelerde.
Sen bana, ben sana komşu evlerde…
Kök sarmaşıklar gibi sarıldık o yaz…”

“Okul yolu sensiz ölüm kadar sessiz…
Eylül’de gel okul yoluna
Konuşmadan yürüyelim.
Gireyim koluna…
Görenler dönmüş, hemde mutlu desinler.
Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi yaprak dökecekler
Yaprak dökecekler…”
Ne güzel sözler değil mi?

Şimdi öyle mi?
“Tadı yok ne baharın ne yazın.
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın…”
Yaşam artık, Muzaffer İlkan’ın bu hicaz bestesindeki gibi…
Savaşlar, depremler, afetler, ruhunu yitirmiş beton şehirler. Tüm bunlara rağmen yaşama tutunmaya çalışan insanlar…

Ne oldu bize böyle? Artık anılar da teselli etmiyor…

İlyas Erbay