Karabük'te koruyucu ailelik sistemine yönelik farkındalık çalışmaları kapsamında etkinlikler düzenlendi.
İlki Karabük Cuma Pazarı'nda gerçekleştirilen etkinlikte, vatandaşlara koruyucu ailelik süreci hakkında bilgilendirici materyaller dağıtıldı.
Ardından Ankara Caddesi'ndeki esnaflar ziyaret edilerek, çocuklara güvenli ve sıcak bir yuva sunmayı amaçlayan koruyucu aile hizmet modeli hakkında detaylı bilgiler paylaşıldı.
"Her çocuğun sevgiyle büyüyeceği bir aileye ihtiyacı var" anlayışıyla hareket eden yetkililer, koruyucu aileliğin bir çocuğun yaşamına umut, güven ve gelecek kazandırmanın en özel yollarından biri olduğunu vurguladı.
Çalışmaların toplumun her kesimine ulaşmak ve daha fazla gönüllü aileyi sürece dahil etmek amacıyla kararlılıkla sürdürüleceği belirtildi. Koruyucu ailelik, çeşitli nedenlerle öz ailesi yanında bakımı sağlanamayan çocukların, devlet denetiminde geçici veya sürekli olarak başka aileler yanında yetiştirilmesini sağlayan sistem olarak tanımlanıyor.
İYİ partili Turhan Çömez; Et ve Süt Kurumu Genel Müdürünün ortağı olduğu Macar şirketi üzerinden son 3 yılda Türkiye'ye 4 milyon kilo et getirdiğini belgelemiş ve konuyu meclise taşımış. Şimdi ne var bunda diyeceksiniz. İddiaya göre(!), kurumun başındaki muhterem kilosunu 7 dolara aldığı etleri başında olduğu ESK na 17 dolardan satmış. Ortağı olduğu şirket bu yolla 40 milyon dolar kazanç(!) elde etmiş.
Bunlar Turhan Çömez'in iddiaları. CHP Genel Başkan Yardımcısı Erhan Adem de, benzer iddialarda bulunmuştu.
Bildiğim kadarıyla, Genel müdürlük yada KİT lerde çalışan üst düzey yöneticiler ile akrabialarda bulunmuştu.aları, kurumun ilgi alanındaki bir şirkete ortak olamıyor, yönetimine giremiyor. Çömez'in iddiasına göre; adam hem şirket kurmuş, hem hissedar hem de yönetici
SORUŞTURMA AÇILACAK MI, YOKSA YANINA KAR MI KALACAK?
Sn. Çömez'in mecliste belgelerini ortaya koyduğu bu iddia doğru ise vay halimize! Akla gelen ilk soru şu;
Tarım ürünlerinin diğer kalemlerinin ithalatında da buna benzer haksız kazanç sağlayan uyanıklar var mıdır?
ESK nın başındaki bu genel müdüre görevden el çektirip hakkında soruşturma açılacak mı? Yada soruşturma sonuçlanan kadar kızağa alınacak mı? Yoksa yanına kar mı kalacak?
NE OLDU ÜLKEMİN SIĞIRLARINA ?
Amerika Tarım Bakanlığı (USDA) 20 Kasım 2025 tarihinde; Türkiye’nin hayvancılığı ile ilgili “Hayvancılık ve Ürünleri” raporunu yayınladı. Amerika Tarım Bakanlığı raporuna göre Türkiye hayvancılıkta darboğaza girmiş. USDA nın raporunda yer alan ifadeler aynen şöyle; "In 2026 Turkiye's cattle inventory is projected to fall by 4 percent to 14.3 million head. This decline is primarily attributed to high slaughter trends, high production costs, and low profitability, prompting farmers to liquidate their herds." Türkçesi şu; Türkiye'nin büyükbaş hayvan stokunun 2026 yılında yüzde 4 azalarak 14,3 milyon başa düşeceği öngörülüyor. Bu düşüş öncelikle yüksek kesim eğilimlerine, yüksek üretim maliyetlerine ve düşük kârlılığa bağlanıyor ve çiftçileri sürülerini tasfiye etmeye itiyor.
Raporda; 2026 yılında Türkiye’nin tam 450 bin baş sığır ve 70 bin ton kırmızı et ithalatı yapacağı bildiriliyor. Bunun da anlamı; Tarım Bakanlığı bütçesinden yeterli desteği alamadığı için zaten zor durumda olan hayvan üreticileri, iktidarın ithalat kararıyla daha da zorlanacak. Raporda ayrıca, Türkiye’nin canlı hayvan ithalatında dünyada ikinci sırada olduğu, ihracatının ise sıfır olduğu belirtilmiş.
Bu rapora malumun ilanı diyebiliriz. Adamlar bizi bizden daha iyi analiz etmiş. Son birkaç yılda kesime gönderilen hayvan sayısındaki hızlı artışın normal olmadığını, özellikle süt üretiminde kârlılık sorunları nedeniyle damızlık hayvanların kesime gönderildiğini biliyorduk zaten.
Benim asıl dikkat çekmek istediğim konu şu; 300 milyon nüfusa yetebilecek bir tarım potansiyeline sahibiz. Bir zamanlar tarımda kendi kendine yetebilecek bir kaç ülkeden biriydik. Ekilebilir tarım alanlarımız hızla azalıyor. Bugün geldiğimiz noktada; neredeyse tüm tarım ürünlerini milyarlarca dolar ödeyerek ithal ediyoruz. İthalat yoluyla birileri kolay yoldan büyük kazançlar elde ediyor. İthal ettiğimiz tüm tarım ürünleri yakın bir zamana kadar ülkemizde üretiliyordu. Sebzenin, meyvenin, sütün peynirin, zeytinin, etin fiyatları aldı başını gidiyor. Bunlar temel gıda maddeleri. Önlem alınmazsa, bunlara para ile de ulaşamayacağımız günler yakındır.