Reklam
Reklam
basin kapakkpic
Haber Merkezi Avatarı
Haber Merkezi tarafından
16 Şubat, 2026 16:52 tarihinde yayınlandı
0

Karabük’te Bilişim Dolandırıcılığı İlk Sırada

Karabük Cumhuriyet Başsavcılığı, 2025 yılına ilişkin suç istatistiklerini kamuoyuyla paylaştı.

Karabük Cezaevi ve Basın Savcısı Oğuz Yılmaz tarafından yapılan açıklamada, adli faaliyetlere ilişkin veriler ve yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verildi.
Savcı Oğuz Yılmaz açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Cumhuriyet Başsavcılığımızın yürütmüş olduğu adli faaliyetlere ilişkin 2025 yılı suç istatistiklerini, şeffaflık ve kamuoyunu bilgilendirme ilkeleri doğrultusunda kamuoyunun bilgisine sunmak üzere huzurlarınızdayız.
Adalet hizmetlerinin etkinliği; yalnızca yargısal süreçlerin yürütülmesiyle değil, aynı zamanda hukukun üstünlüğü ilkesinin kararlılıkla uygulanması ve suçun önlenmesine yönelik kurumsal iş birliğiyle mümkündür.
UYAP verilerine göre 2025 yılı içerisinde Cumhuriyet Başsavcılığımıza intikal eden dosya sayısı 10.853 olup, bir önceki yıla göre yaklaşık %1,84 oranında değişim göstermiştir. Yıl içerisinde 11.117 dosya hakkında karar verilmiş olup, temizlenme oranı %102,43 olarak gerçekleşmiştir. Bu veriler, soruşturmaların etkin ve sonuç odaklı şekilde yürütüldüğünü göstermektedir.
İlimizde en sık karşılaşılan suç türleri; bilişim sistemleri kullanılarak işlenen dolandırıcılık, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma ile uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçları ile aile içi ve kadına yönelik şiddet suçlarıdır.
Özellikle bilişim yoluyla işlenen suçlarda ülke genelindeki artış eğilimine paralel bir seyir gözlemlenmekte olup, bu kapsamda kolluk birimlerimizle koordineli ve kararlı bir mücadele yürütülmektedir.
Çocukların ve gençlerin korunması hususu, Cumhuriyet Başsavcılığımızın öncelikli çalışma alanları arasında yer almaktadır. Suçun önlenmesine yönelik bilinçlendirme faaliyetleri ve kamu kurumlarıyla iş birliği çalışmaları aralıksız sürdürülmektedir.
Cumhuriyet Başsavcımız Sayın Selçuk Akman’ın öncülüğünde ve koordinesinde; Cumhuriyet savcılarımız, hâkimlerimiz ve tüm adliye personelimiz; hukukun üstünlüğü, tarafsızlık ve bağımsızlık ilkeleri çerçevesinde görevlerini büyük bir özveriyle yerine getirmektedir.
Kamu düzenini bozucu her türlü fiile karşı mücadelemiz kararlılıkla devam edecek; adalet, gecikmeksizin ve tereddüde mahal bırakmayacak şekilde tecelli edecektir.
Kamuoyuna saygıyla arz ederim.”

Açıklamada, 2025 yılı verilerinin soruşturmalarda etkinlik ve kararlılığı ortaya koyduğu vurgulanırken, suçla mücadelede kurumlar arası iş birliğinin önemine dikkat çekildi. Karabük Cumhuriyet Başsavcılığı’nın önümüzdeki süreçte de kamu düzeninin sağlanması ve suçun önlenmesine yönelik çalışmalarını sürdüreceği belirtildi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
s 27
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası
31 Mayıs, 2026 12:35 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

MEMLEKET Mİ, MENFAAT Mİ?

Türkiye’de siyasetin kamu yararına hizmet etmekten ziyade, menfaat, sosyal statü ve rant aracı olarak görüldüğü yönünde güçlü bir toplumsal kanı var. Bu durumun temel sebepleri; yapısal eşitsizlikler, denetim mekanizmalarındaki eksiklikler ve siyasi kültürün bir parçası haline gelmiş olan clientelism (kayırmacılık/himaye) ilişkileridir.

Son yıllarda toplumda bir kanı daha oluştu. Aslında bu Atatürk sonrası dönemde de bilinen bir gerçekti. Türkiyede bazı siyasetçilerin emperyal güçlerin kontrolünde olduğu kanısı. Kukla benzetmesi buradan geliyor.
Bu günlerde İsmet paşanın o meşhur sözünü sıkça hatırlıyoruz. “Hiçbir ülke yoktur ki, kendi içinden bizim kadar hain yetiştirebilsin.”

Ülkemize özgü bu durumun detaylarını şöyle özetleyebiliriz;
– Siyasal güç, devlet kaynaklarının, ihalelerin ve kamu yatırımlarının belirli kişi veya gruplara aktarılmasında (rant mekanizması) merkezi bir rol oynar. Kamu kaynaklarının dağıtımında siyasi tercihlerin öne çıkması, siyaseti ekonomik bir zenginleşme aracı haline getirir.
– Siyaset; kamuda işe alım, bürokratik atamalar ve yerel yönetim hizmetleri gibi konularda bir “ayrıcalık ve menfaat sağlama” aracı olarak işleyebilir. Seçmen-siyasetçi ilişkisi, hizmet odaklılıktan ziyade karşılıklı çıkara dayalı bir yapıya dönüşebilmektedir.
– Siyasi makamlar, özellikle milletvekilliği veya üst düzey yöneticilik, toplumsal saygınlık, dokunulmazlık ve geniş bir çevresel ağa (network) sahip olma (sosyal statü) anlamına gelmektedir. Bu durum bireyleri siyasi kariyer yapmaya iten en büyük motivasyonlardan biridir.

Siyaset bilimciler ve ekonomistler, bu döngünün kırılabilmesi için bireysel ahlaktan ziyade hukukun üstünlüğü, şeffaflık, kurumların bağımsızlığı ve hesap verilebilirlik gibi yapısal reformların hayata geçirilmesi gerektiğini savunuyor.

Siyasetçilerin asıl amacının memleket mi yoksa menfaat mi olduğu sorusu, toplumların ve siyaset bilimcilerin yüzyıllardır tartıştığı evrensel bir konudur. Bu soruya tek bir yanıt vermek yerine, konuya iki temel perspektiften bakmak gerekiyor.

1. İdealist Perspektif: Memleket Sevdası
Bu yaklaşıma göre siyaset, topluma hizmet etme, ülkeyi kalkındırma ve adalet sağlama aracıdır.

Kamu Yararı: Birçok siyasetçi, toplumsal sorunları çözmek ve gelecek nesillere daha iyi bir ülke bırakmak amacıyla yola çıkar.
Hizmet Motivasyonu: Bu gruptaki liderler için makam ve mevkiler, bireysel kazanç değil, memlekete hizmet etme fırsatıdır.
İlkeli Siyaset: “Önce ülkem ve milletim” anlayışını benimseyerek, zor zamanlarda kişisel veya partisel çıkarlarını arka plana itebilirler.

2. Realist ve Eleştirel Perspektif: Menfaat Odaklılık
Bu yaklaşıma göre ise siyaset, güç, nüfuz ve ekonomik kaynakların dağıtımı üzerinde kontrol sağlama mücadelesidir.

Güç ve Makam Tutkusu: konuya eleştirel bakanlar, siyasetçilerin öncelikli amacının kendi koltuklarını korumak ve güçlerini artırmak olduğunu savunur.
Kişisel ve Zümresel Çıkarlar: Siyasetin, bireysel menfaatlerin veya belirli destekçi grupların (lobiler, sermaye çevreleri) çıkarlarını korumak için bir araç olarak kullanıldığı yönünde yaygın bir toplumsal algı vardır.
Popülizm: Kısa vadeli seçim kazanımları için memleketin uzun vadeli çıkarlarının feda edilmesi, menfaat odaklı siyasetin bir göstergesi olarak kabul edilir.

Dengeleyici Unsurlar
Siyaset bilimciler, bir ülkedeki siyasetin “memleket” mi yoksa “menfaat” dengesinde mi ilerleyeceğini kurumsal denetim mekanizmalarının belirlediğini ifade eder.
Güçlü Kurumlar: Şeffaflık, hesap verebilirlik, hukukun üstünlüğü ve özgür medya gibi mekanizmalar geliştiğinde, siyasetçilerin şahsi menfaat devşirmesi zorlaşır.
Toplumsal Bilinç: Seçmenlerin siyasetçileri kişisel çıkarlara göre değil, somut memleket projelerine ve liyakate göre ödüllendirip cezalandırması sistemi hizmet odaklı olmaya zorlar.

Sonuç olarak, siyaset sahnesinde her iki motivasyona sahip aktörleri de görmek mümkündür. Bir siyasetçinin derdinin ne olduğunu anlamak için söylemlerinden ziyade aldığı kararlara, şeffaflığına ve topluma sağladığı somut faydalara bakılması gerekir.

Şimdi soruyorum, “Önce ülkem” diyen kaç siyasetçi ismi sayabilirsiniz?

İlyas Erbay