Reklam
Reklam
S23
Mustafa Akgün Avatarı
Mustafa Akgün tarafından
07 Mart, 2025 12:19 tarihinde yayınlandı
0

Karabük’te Asansörlerin Güvenlik Açığına Öğrenci Tepkisi

Karabük’te, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB)’ne bağlı Makine Mühendisleri Odası (MMO)’nın asansör periyodik muayene ücretlendirme sistemi, vatandaşların ve apartman yöneticilerinin tepkisine neden olurken, Karabük Üniversitesi öğrencilerinin yaşadığı asansör sorunları da durumu daha da vahim hale getiriyor.
Kırmızı, mavi ve sarı etiketler üzerinden alınan yüksek ücretlerin haksız kazanca dönüştüğü iddiaları giderek artıyor.

Kırmızı Etiketli Asansörler Hala Kullanımda

Daha da endişe verici olan ise, kırmızı etiketli asansörlerin bazı binalarda hala kullanılıyor olması. Güvensiz olarak nitelendirilen bu asansörlerin aktif bir şekilde kullanılması, hem vatandaşların güvenliğini tehlikeye atıyor hem de yetkililerin denetimlerinin yetersizliğini gözler önüne seriyor. İş merkezlerinde veya apartmanlardaki kırmızı etiketli asansörlerin kullanımının devam etmesi, haksız kazanç ve güvenlik sorunlarına davetiye çıkarıyor.

Karabük Üniversitesi Öğrencileri Asansör Mağduru

Vatandaşların yaşadığı bu mağduriyetin yanı sıra, Karabük Üniversitesi’nde de bazı fakültelerde asansörler güvenlik gerekçesiyle kapatıldı. Bu durum, özellikle yüksek katlı binalarda eğitim gören öğrencilerin büyük zorluklar yaşamasına neden oluyor. Öğrenciler, 4 kata kadar yürümek zorunda kaldıklarını ve bu durumun derslere yetişme konusunda aksaklıklara yol açtığını belirtiyor. Öğrenciler, asansörlerin bir an önce tamir edilerek hizmete açılmasını talep ediyor.

Yetkililere Acil Denetim Çağrısı

Karabük’te yaşanan bu durumun giderek yaygınlaştığını belirten vatandaşlar ve apartman yöneticileri, yetkililerin bir an önce harekete geçmesini talep ediyor. Konuyla ilgili şikayetlerin artması üzerine kamu kurumları ve ilgili belediyelerden, Makine Mühendisleri Odası’nın ücretlendirme politikalarını inceleyerek gerekli denetimleri başlatmaları isteniyor.

Vatandaşlar, asansör güvenliği bahanesiyle yapılan bu uygulamanın adil bir hale getirilmesini ve fahiş ücretlerin kaldırılmasını beklerken, Karabük Üniversitesi öğrencilerinin yaşadığı asansör sorununa da çözüm bulunmasını umut ediyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay