Reklam
Reklam
66e3f1cd5fe4e jpg
Berkay Doğan Avatarı
Berkay Doğan tarafından
13 Eylül, 2024 11:03 tarihinde yayınlandı
0

Karabük Üniversitesinden Teknik Gezi

Karabük Üniversitesi Eskipazar Meslek Yüksekokulu Akademisyenleri, yürütülen projeleri incelemek ve iş birliği geliştirmek amacıyla Eskişehir’de yer alan TCDD Eğitim Merkezi ve TÜRASAŞ Eskişehir Bölge Müdürlüğü’ne teknik ziyaret gerçekleştirdi.

Ziyaret kapsamında ilk olarak Eskipazar MYO Akademisyenleri TÜRASAŞ Eskişehir Bölge Müdürü Mustafa Karakoyun ile bir araya gelerek, yerli ve milli lokomotiflerin ve tren setlerinin üretim süreçleri hakkında detaylı bilgi aldı.  Görüşmede, Karabük Üniversitesi’nde yürütülen uygulamalı eğitimin verimliliğini artırmak amacıyla karşılıklı fikir alışverişinde bulunuldu.

Ziyaret sırasında tahribatsız muayene laboratuarları, elektrik makineleri atölyesi, cer motoru üretim tesisleri, boji imalat atölyeleri, kaynak evi, lokomotif motor imalat atölyesi ve test merkezleri gibi birçok teknik bölüm de incelendi. Yerli üretim olan E5000 tipi elektrikli lokomotifin imalat süreci hakkında kapsamlı bilgiler edinildi.

Daha sonra akademisyenler, TCDD Eğitim Merkezi Müdürü Halim Soltekin ile bir araya gelerek makinistlik eğitim süreçlerini yakından inceledi.  Müdür Soltekin, makinist adaylarının teorik, simülasyon ve uygulamalı eğitimlerden geçerek toplamda 960 saatlik bir eğitim aldıklarına dair eğitim sürecine ilişkin bilgi verdi. Söz konusu eğitimlerin Karabük Üniversitesi bünyesinde uygulanabilirliği üzerine görüşmeler gerçekleştirildi. Ayrıca, simülatörlerle gerçekleştirilen sınavlarda adaylara gerçek senaryolarla karşılaşabilecekleri zorlu görevlerin verildiği, bu süreçlerin profesyonel eğitim kadrosu tarafından denetlendiği vurgulandı.

Ziyaretler, demiryolu eğitimleri konusunda sektörel iş birliklerinin artırılması yönünde önemli adımların atılmasına zemin hazırladı.

Gerçekleştirilen ziyarete Karabük Üniversitesi Eskipazar Meslek Yüksekokulu Dr. Öğr. Üyesi Bilal Çolak, Dr. Öğr. Üyesi Hasan Eker, Öğr. Gör. Muhammed Emin Arı, Öğr. Gör. Aydın Özkul ve Öğr. Gör. Mehmet Fatih Özlük katıldı.

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay