blank
Asuman Doğan tarafından
18 Şubat, 2026 10:45 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 3dk
Yorum: 0

Karabük Üniversitesi kuraklıkla mücadele politika raporu hazırladı

Karabük Üniversitesinin raporu; su kayıp-kaçaklarının azaltılmasından gri su ve yağmur suyu hasadına, havza bazlı yönetime kadar 13 başlıkta öneri içeriyor. Rapor, kuraklığın “dönemsel sorun” değil sürdürülebilir kalkınmayı etkileyen yapısal bir risk olduğuna işaret ediyor.

Karabük Üniversitesi (KBÜ) Kamu Politikaları Araştırma ve Geliştirme Merkezinin (KAPGEM) hazırladığı “Türkiye Kuraklıkla Mücadele Politika Raporu”, Karabük Üniversitesi Safranbolu Kampüsü Taş Bina’da düzenlenen tanıtım toplantısıyla kamuoyuna duyuruldu. Rapor, kuraklığı dönemsel bir çevre sorunu olarak değil, ulusal su güvenliğini ve sürdürülebilir kalkınmayı etkileyen yapısal bir risk olarak ele alıyor.

Toplantıya KBÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İsmail Rakıp Karaş, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Şenol Ayyıldız, Karabük İl Tarım ve Orman Müdürü Yasin Önder, Karabük İl Afet ve Acil Durum (AFAD) Müdürü Mustafa Avcı ile akademisyenler ve davetliler katıldı.

Rektör Kırışık: “Yeni Kuraklık Yaklaşımına Geçmeliyiz”

Tanıtım toplantısında konuşan Rektör Prof. Dr. Fatih Kırışık, kuraklığın artık geçici bir sorun olmadığını vurguladı. İklim değişikliğiyle birlikte kuraklığın yılın her döneminde hissedildiğini belirten Kırışık, su yönetiminde eski yöntemlerin yeterli olmadığını ifade ederek şöyle konuştu:

“Kuraklık konusu sadece yaz aylarında konuştuğumuz bir konu olmaktan çıktı. Kış aylarında kuraklık konuşuyoruz. Artık geçmiş dönemlerdeki kuraklık yaklaşımını bırakmamız, yeni kuraklık yaklaşımına göre hareket etmemiz gerekiyor.”

Rektör Kırışık, raporun temel amacının; merkezi idareden yerel yönetimlere kadar tüm karar verici aktörlere kuraklıkla mücadelede yol gösterecek, uygulanabilir ve sistematik bir politika çerçevesi ortaya koymak olduğunu vurguladı. Kırışık, hazırlanan çalışmanın kurumsal düzeyde stratejik planlamaya katkı sunacak bir rehber niteliği taşıdığını da ifade etti.

%34’lük Yağış Azalışı: Risk Yönetimine Geçiş

Rapor sunumunda, yağış verilerinin kuraklık riskini büyüttüğüne dikkat çekildi. Sunumda paylaşılan grafiklere göre 1970–2025 dönemi ortalama yağış değerinin 618,1 mm seviyesinde olduğu; 2025 gerçekleşen yağışın ise 407,2 mm’ye gerilediği ve bunun yaklaşık %34’lük bir düşüşe karşılık geldiği belirtildi.

Çevre Politikaları Masasından Doç. Dr. Ertuğrul Esmeray yaptığı sunumda kuraklığın artık yapısal bir tehdit boyutuna ulaştığını belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Kuraklık artık ülkemiz için bir sorun değil, sürdürülebilir kalkınmayı doğrudan etkileyen yapısal bir risk haline gelmiştir. Bu nedenle mücadelemiz yalnızca kriz dönemlerine odaklanan politikalar üretmek değil, uzun vadeli, bilim temelli ve bütüncül politikalar geliştirmektir. Amacımız kriz yönetiminden ziyade risk yönetimine geçiştir.”

Politika Önerileri: 13 Başlıkta Çözüm Seti

Rapor, “13 maddede kuraklıkla mücadele” çerçevesinde; su kayıp ve kaçaklarının azaltılması, su kullanım haritaları, gri suyun arıtılarak kullanımı, yağmur suyu hasadı, yeraltı suyunun korunması, kurakçıl peyzaj uygulamaları, sanayide sıfır sıvı deşarj (ZLD), yüzeysel sularda buharlaşmanın azaltılması, kuraklık indeksleri, kompost ve su tutma kapasitesi, bulut tohumlama, erken uyarı sistemleri ve havza bazlı su yönetimi gibi başlıklarda öneriler içeriyor.

Öneriler arasında, su kayıp-kaçaklarının azaltılması için altyapı yenilemeleri ile dijital izleme/SCADA ve sensör tabanlı takip mekanizmalarının güçlendirilmesi; binalarda gri su ve yağmur suyu uygulamalarının yaygınlaştırılması; su verimliliği sağlayan yapılara “Beyaz Sertifika” teşviki gibi başlıklar öne çıkıyor. Bu yaklaşımın, hane ölçeğinde yüzde 20–30 bandında tasarruf potansiyeli oluşturabileceği ifade ediliyor.

Rapor ayrıca, idari sınırlar yerine havza sınırlarını esas alan bir planlama modeliyle stratejik havzalarda periyodik havza su bütçesi güncellemeleri yapılmasını; izleme ve erken uyarı sistemleriyle proaktif risk yönetimine geçilmesini öneriyor.

Editörlük ve Akademik Ekip

“Türkiye Kuraklıkla Mücadele Politika Raporu”nun editörlüğünü KBÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık üstlenirken; çalışma Doç. Dr. Ertuğrul Esmeray, Dr. Öğr. Üyesi Fatih Saka, Doç. Dr. Ayhan Kocaman, Doç. Dr. Songül Kaskun Ergani, Dr. Öğr. Üyesi Saim Yıldırımer, Mehmet Selami Güler ve Shams Ayad İbrahim’den oluşan ekip tarafından hazırlandı. Karabük Üniversitesi, KAPGEM bünyesinde hazırlanan bu raporla bilimsel veriyi uygulanabilir politika önerilerine dönüştürmeyi hedefliyor. Çalışmanın; merkezi idareden yerel yönetimlere, üretim sektörlerinden bireysel kullanıcıya kadar geniş bir paydaş kümesi için kuraklık riskini azaltmaya yönelik yol haritası sunması amaçlanıyor.

Haber videosu için TIKLAYINIZ!

Bizi sosyal medyadan takip edin

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

blank
Asuman Doğan tarafından
18 Şubat, 2026 10:48 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

KBÜ’de Sağlık Bilimleri Öğrencilerine KVKK Uyarısı: “Hasta Verisi Mesleki Sırdır”

Karabük Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencilerine verilen KVKK eğitiminde, staj sürecinde hasta verilerinin korunması, özel nitelikli kişisel veriler ve olası ihlallerin idari-cezai sonuçları ele alındı.

Karabük Üniversitesi (KBÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencilerine yönelik düzenlenen Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) eğitiminde, hasta mahremiyetinin korunması ve 6698 sayılı Kanun kapsamındaki yükümlülükler kapsamlı biçimde ele alındı. Eğitimde stajyerlerin sorumlulukları ile veri ihlallerinin doğurabileceği idari, disiplin ve cezai sonuçlar örneklerle anlatıldı.

Karabük Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik, Hemşirelik, Çocuk Gelişimi ile Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü öğrencilerine yönelik KVKK eğitimi, 15 Temmuz Şehitler Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Eğitim, Dr. Öğr. Üyesi Ayşegül Karaca Dedeoğlu tarafından verildi.

Eğitimde; sağlık alanında kişisel verilerin korunmasının hukukî dayanakları, özel nitelikli kişisel verilerin kapsamı, stajyerlerin uygulama sürecinde dikkat etmesi gereken kurallar ve olası veri ihlallerinin doğurabileceği idari, disiplin ve cezai sonuçlar başlıkları üzerinde duruldu. Türk Ceza Kanunu’nun 135 ila 140’ıncı maddelerinde düzenlenen kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi ve paylaşılmasına ilişkin suçlara, ayrıca KVKK kapsamında öngörülen idari para cezalarına da değinildi.

Dr. Öğr. Üyesi Ayşegül Karaca Dedeoğlu, bilgi çağında hasta verilerinin dijital ortamlarda daha erişilebilir hâle geldiğine dikkat çekerek, “Staj süresince öğrenciler, hastaların en mahrem bilgilerine temas ediyor. Bu eğitim, hem hasta mahremiyetini hem de öğrencilerin mesleki geleceğini korumayı amaçlıyor.” ifadelerini kullandı.

Sunumda, kişisel verinin “kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi” olduğu vurgulandı. Sağlık verilerinin ise özel nitelikli kişisel veri kapsamında bulunduğu hatırlatıldı. İsim belirtilmese dahi oda numarası, hastalık bilgisi gibi unsurların kişiyi belirlenebilir hâle getirebileceği örneklerle aktarıldı.

KVKK’nin temel ilkeleri çerçevesinde; hukuka ve dürüstlük kurallarına uygunluk, belirli ve meşru amaçla veri işleme, sınırlılık ve ölçülülük ile veri güvenliğinin sağlanması konuları detaylandırıldı. Eğitimde ayrıca sosyal medya paylaşımları, WhatsApp gruplarında hasta bilgisi aktarımı, hastalarla fotoğraf çekilmesi, sözlü veri paylaşımı gibi sahada sık karşılaşılan risk alanlarına dikkat çekildi. Dedeoğlu, sağlık hizmeti nedeniyle öğrenilen bilgilerin mesleki sır kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ve bu yükümlülüğün staj sonrasında da devam ettiğini belirterek, olası bir veri ihlali şüphesinde gecikmeden ilgili birimlere bildirim yapılmasının önemine işaret etti.

Bizi sosyal medyadan takip edin

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.