Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
21 Nisan, 2018 12:53 tarihinde yayınlandı
0

Karabük Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri tamamlandı

Başkanlığa Mehmet Mescier, Meclis Başkanlığına ise Hüsnü Salih Yılmaz seçildi

Karabük Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Yönetim Kurulu Başkanlığına Mehmet Mescier, Meclis Başkanlığına ise Hüsnü Salih Yılmaz seçildi.
Karabük Ticaret ve Sanayi Odası’nın  14 Nisan’da yapılan organ seçimlerinin ardından bu günde yönetim ve diğer birimlerin seçimi gerçekleştirildi. 23 meclis üyesinin katıldığı oylamada işadamı Mehmet Mescier Yönetim Kurulu Başkanlığı, Hüsnü Salih Yılmaz ise Meclis Başkanlığı’na seçildi.
Karabük TSO Meclis salonunda yapılan seçimlerde tek liste ile gidilen Yönetim Kurulu Başkanlığı seçimlerinde Mehmet Mescier TSO’nun yeni başkanı olurken, yönetim kurulunda ise, Levent Biçer, Emre Akyüz, Adnan Çebi, Erhan Eren, Erol Karadeniz ve Murat Sönmez yer aldı.
Yılmaz Meclis Başkanı seçildi
KTSO MECLİS BAŞKANLIĞINA HÜSNÜ SALİH YILMAZ SEÇİLDİ

Daha sonra gerçekleştirilen Meclis Başkanlığı seçiminde ise Hüsnü Salih Yılmaz ve Sezgin Dıravacı yarıştı. 2 oyun geçersiz sayıldığı seçimde Hüsnü Salih Yılmaz 11 oy ile TSO Meclis Başkanı seçilirken, diğer aday Sezgin Dıravacı ise 10 ay aldı.
Seçim sonucunda gazetecilere açıklamalarda bulunan Karabük TSO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Mescier zor bir süreci tamamladıklarını kaydederek, “ 23 kişilik meclisimizin teveccühü ile oda başkanlığa başlayacağız. Karabük ve vatan millet için hayırlı işler yapmak için kollarımızı sıvayacağız” dedi.
TSO Meclis Başkanı Hüsnü Salih Yılmaz ise, yeni bir döneme girdiklerini kaydederek, “ Karabük için hayırlı olsun. Zorlu ve güzel bir süreçti. Dostluk içinde geçen bir süreç oldu. Oy veren ve vermeyen herkese teşekkür ediyorum. Sonuçta hepimiz Karabük için çalışacağız.” İfadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa 1
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay tarafından
07 Mayıs, 2026 14:51 tarihinde yayınlandı
0

MÜJDE, ULTRA ZENGİN SAYIMIZ 4208 OLMUŞ !

Türkiye’de gelir dağılımı adaletsizliği, son yıllarda belirgin bir şekilde derinleşmiş durumda. Güncel verilere göre Türkiye, Avrupa’da gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülke konumunda. En yüksek gelire sahip %20’lik grup, toplam gelirin yaklaşık %48’ini alırken; en düşük gelire sahip %20’lik kesim toplam gelirden yalnızca %6,4 pay alabilmekte. En zengin %10’luk kesimin geliri, en yoksul %10’luk kesimin gelirinden yaklaşık 15 kat daha fazla. Gelir dağılımı eşitliğini ölçen Gini katsayısı Türkiye’de 0,461 seviyesinde. Avrupa Birliği ortalaması 0,29

ULTRA ZENGİN SAYIMIZ SON 5 YILDA %93.5 ARTMIŞ

İngiliz gayrimenkul danışmanlık şirketi Knight Frank’ın The Wealth Report 2026 verilerine göre Türkiye’de 30 milyon dolar üzeri servete sahip kişi sayısı son 5 yılda %93.5 artmış.2174 ten 4208’e çıkmış. Milyarder sayımızın aynı dönemde 35 ten 46 ya çıkacağı öngörülüyor.
Milyonlarca insan açlık ve yoksulluk mücadele ederken, milyarderlerimizin sayısı hızla artıyor.

GELİR DAĞILIMI ADALETSİZLİĞİNİ ÖNLEME ÇABALARI YETERSİZ

Dünya Bankası verilerine göre Türkiye, gelir eşitsizliği bakımından 130 ülke arasında 28. sırada yer alarak birçok gelişmekte olan ülkeden daha kötü bir tablo sergiliyor. Bu adaletsizlik, orta sınıfın zayıflamasına ve halkın büyük bir kesiminin ( yaklaşık her 10 kişiden 6’sı ) borçlu bir şekilde yaşamını sürdürmesine neden olan sosyoekonomik bir krizin temel taşlarından biridir.

Gelir dağılımdaki adaletsizliği önlemek için devletler tarafından uygulanan en temel yöntem, maliye politikası araçlarını kullanarak geliri piyasada oluştuğu halinden (birincil dağılım) daha adil bir seviyeye (ikincil dağılım) taşımaktır.
Bu adaletsizliği önlemek için kullanılan başlıca stratejiler şunlardır:

– Yüksek gelir gruplarından daha yüksek oranda vergi alınarak, toplanan kaynağın alt gelir gruplarına aktarılmasıdır.

– Düşük gelirliler üzerindeki vergi yükünü azaltmak amacıyla asgari ücretten vergi alınmaması veya temel gıdada vergi indirimleri yapılmasıdır.

– Gelirin ötesinde, birikmiş servet üzerinden alınan vergilerle servet yoğunlaşmasının önlenmesi hedeflenir.

– Yoksulluk sınırı altındaki ailelere yönelik doğrudan nakdi transferler ve sosyal güvenlik ödemeleridir.

– Sağlık, eğitim ve barınma gibi temel hizmetlerin devlet tarafından ücretsiz veya sübvansiyonlu sunulması, alt gelir gruplarının harcamalarını azaltarak dolaylı gelir artışı sağlar.

– Asgari ücretin yaşam standartlarını karşılayacak düzeyde belirlenmesi, Gini katsayısını (eşitsizlik ölçütü) düşüren doğrudan bir araçtır.

– Eğitim ve mesleki eğitim politikalarıyla düşük nitelikli işgücünün verimliliği artırılarak daha yüksek ücret alabilmeleri sağlanır.

– İşsizliğin azaltılması, hanehalkı gelirlerini doğrudan artırarak eşitsizliği azaltan en kritik faktörlerden biridir.

– Vergi kaçakçılığının önlenmesi ve çalışanların sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınması gelir dağılımını iyileştirir.

– Eğitim ve sağlığa erişimde adaletin sağlanması, bireylerin ekonomik basamakları tırmanma şansını (sosyal mobilite) artırır.

Bu konularda bir takım çalışmalar olsa da gelir dağılımı adaletsizliğini önlemede son derece yeteresiz.

Ne yazık ki, yoksulla zengin arasındaki makas her geçen gün daha da açılıyor.
24 yılın sonunda geldiğimiz durumun özeti budur.

İlyas Erbay

Bizi sosyal medyadan takip edin