Reklam
Reklam
Ramazan Öztürk Avatarı
Ramazan Öztürk tarafından
05 Ekim, 2023 10:53 tarihinde yayınlandı
0

Karabük Milletvekili Akay’dan uyarı

TCMB Kanunu’nun 42’nci maddesi gereği TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyelerine, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası‘nın politikaları ve faaliyetlerine ilişkin bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi. Plan ve Bütçe Komisyonu’na sunum yapan Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan, sunumun ardından Milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

CHP Karabük Milletvekili ve TBMM Plan Bütçe Komisyonu Üyesi Cevdet Akay, KKM’nin maliyeti başta olmak üzere, ekonomik sorunlar ile bankacılık sektöründe yaşanan sorunları Başkan Erkan’a ileterek durum hakkında bilgi talebinde bulundu.

SATILAN DÖVİZLER; KİME, NE KADAR, HANGİ ZAMANDA, NASIL SATILDI?

Döviz kurunu aşağı çekmek için yapılan döviz satışını gündeme taşıyan Milletvekili Akay, “Ocak 2022 ve Ağustos 2023 döneminde Merkez Bankası piyasaya 226 milyar dolarlık satış yapmış, son iki ayda da 30 milyar dolar civarında bir satışı yapılmış. Bu süreç içerisinde de paramız yüzde 5 civarında bir değer kaybetmiş. Orta vadeli planda 2023 yılı ortalamasına göre de 2024 yılı için paramızda yüzde 26’lık bir değer kaybı öngörülüyor. Dezenflasyon süreci içerisinde enflasyonla mücadele ederken yüzde 26’lık bir kur artışının maliyet enflasyonunu tetikleyeceği muhakkak. Bu süreçte enerji maliyetleri de artacağı için bu maliyet enflasyonunu tetikleyip enflasyonla mücadelede önümüze büyük bir engel teşkil etmeyecek mi? Satılan dövizlerle ilgili olarak daha şeffaf olunması gerektiğini ifade ediyorum. Bu dövizler; kime, ne kadar, hangi zamanda, nasıl satılmış? Yeni dönem içerisinde bunu bizlerle paylaşmanızı bekliyoruz.” dedi.

MERKEZ BANKASI’NIN KKM YÜKÜ NE KADAR?

Hazine’den Merkez Bankası’na devredilen KKM ödemeleri hakkında Başkan Erkan’a sorular yönelten Milletvekili Akay, “6 Şubat 2023 tarihindeki yaşadığımız deprem felaketi sonrasında ek motorlu taşıtlar vergisi ihdas edildi. Bunun neticesinde de ek vergilerle karşı karşıya kaldık. Ayrıca, kur korumalı mevduat hesabının hazine üzerindeki yükü Merkez Bankasına devredildi. Buradaki rakamlar çok ciddi rakamlar. Bizim, hesaplarımıza göre o an için 105 milyar doların üzerindeki bir rakamdan bahsediliyordu. Şu an itibarıyla Merkez Bankasının kur korumalı mevduatla ilgili yükü ne kadar?” ifadelerini kullandı.

BANKACILIK SİSTEMİNE YÜKLENEN BU AĞIR YÜK BANKACILIK KRİZİ DOĞURACAK

Bankaların yaşadığı sorunlar hakkında Başkan Erkan’a sorular yönelten CHP’li Akay, “Kur korumalı mevduattan tedricen bir çıkış olduğundan özel sektör bankacılığına mevduat faizleri ve kredi faizleri açısından belirli yükler biniyor. Bankacılık sermaye yeterlilik rasyoları hepimiz için çok önemli. Tahsili gecikmiş alacaklarla ilgili de birtakım rakamlar açıklanıyor bizler bu rakamların gerçeği yansıtmadığını düşünüyoruz. Birtakım kredilerin de yüzdürüldüğünü de görüyoruz. Bankacılık sistemine böyle bir yükün yüklenmiş olması önümüzdeki dönem içerisinde bir bankacılık krizi doğurur mu?” sorusunu yöneltti.

İHRACATÇILAR FİNANSMANA ERİŞİMDE BÜYÜK SIKINTI YAŞIYOR

İhracatçıların finansmana erişim konusunda ciddi bir mali yükle karşılaştığına ifade eden Milletvekili Akay, “Kredilerle ilgili de bir sıkılaştırma içerisine girdiğimizi, ihracatın finansmanı, yatırım ve istihdamla ilgili kredilerin bunun dışında tutulduğunu ifade ettiniz. İhracat finansmanı açısından baktığımızda da ihracatçılarımızın Merkez Bankası referans faiz oranının yüzde 30’da olduğu bir oranda reeskont faizlerine, ticari kredilerde; özel bankalarda, kamu bankalarında yüzde 45’in altında bir maliyetle ulaşamadıklarını görüyoruz. Bu oranlarla ihracatımızı nasıl geliştireceğiz? İhracatın finansmanı ve yatırımların geliştirilmesiyle ilgili de ek tedbirler düşünüyor muyuz?” şeklinde konuştu. (Ramazan Öztürk)

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
ILHAN ALPBOGA 3
İlhan Alpboğa Avatarı
İlhan Alpboğa
25 Mayıs, 2026 14:14 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

Gördük işittik söylüyoruz 25 mayıs 2026

Bayramlar bayram ola

 

Yarın arife Çarşamba Kurban Bayramı.

Bayramlar birlik-beraberlik ve dayanışma ruhunun sevgi ile yoğrularak vücut bulduğu özel günlerdir.

Şimdikiler de pek tat ve heyecan kalmasa bile bizim çocukluğumuzun bayramları bir başka idi.

Günler öncesinden saran alışveriş heyecanı, yastık alına konulan ayakkabı ve giyişiler, sonra kankalar ile kapı-kapı şeker ve harçlık toplama.

Nerede o bayramlar?

Nerede o bayramlarda bizleri gülümseme ile karşılayan gözler?

Nerede o bayramlardaki muhabbet, samimiyet ve gerçek yüzler?

Takvimlerde yine bayramlar var.

Bu hayat cenderesinde tatil günü.

Olsun var ya yine;

Merhum Ozan arif bayram şiirinde;

“Ya Rabbi tadına bütün milletin,
Varacağı bayramlara eriştir

Milletinin yarasını devletin,
Saracağı bayramlara eriştir

Devletin milletin verip el ele
Kimsenin kimseyi etmeden köle,
Zenginin fakirin gönül gönüle
Gireceği bayramlara eriştir.

 

Fukaranın rezil olduğu değil,
Hastanede rehin kaldığı değil,
Memurların zekat aldığı değil
Vereceği bayramlara eriştir.

 

Her mübarek bayram gelince böyle,
İşçi köylü mahzun olmasın öyle,
Cebinde harçlığı göğsünü şöyle
Gereceği bayramlara eriştir.”

Diyerek gönlündekini dile getiriyordu.

Yine kelimelerin sultanı gönül adamı, “Sarı saçları deli gönüle bağlatan”, “Lambada titreyen alevi üşüten” şair Abdurrahim Karakoç da ;

 

“Ana, bu bayram mı? . Aman çok ayıp
Çocukken gördüğüm bayramlar hani?
Mübarek elleri öpüp, koklayıp
Yüzüme sürdüğüm bayramlar hani?

 

Hani ya o özlem, hani ya o tad?
Ne dışım kaygusuz, ne içim rahat
Haftalar öncesi her gün, her saat
Babamdan sorduğum bayramlar hani?

 

Nur yağan geceler, gündüzler nerde?
Neşe paylaştığım öksüzler nerde?
Dost yollar, dost evler, dost yüzler nerde?
Huzura erdiğim bayramlar hani?

 

Kar çiçeğim solmuş kar yatağında
Can verir ırmağın dar yatağında
Arife gecesi yer yatağında
Üstüme serdiğim bayramlar hani?

 

Bayram demek takvimdeki yazı mı?
Bayram hasret, bayram ağrı, sızı mı?
Açıp yüreğimi, yumup gözümü
Özüne girdiğim bayramlar hani?

 

Bayram af günüdür, barış günüdür
Bayramlar rahmete giriş günüdür
Bayram, Hak menzile varış günüdür
Gönlümü verdiğim bayramlar hani?”

 

Diye yaşadığı bayramların akıbetini soruyordu.

Olsun yine bayramlar var.

Bayramlar bayram olsun.

Kutlu olsun, mübarek olsun.

 

İstenince oluyormuş demek ki

 

Yenice eski devlet hastanesi arası satışından sarfı nazar edildi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı aralarında Yenice’nin de bulunduğu bazı hazine arsalarının satışına karar verdi ve satış tarihi ilan etti.

Yenice sivil toplum kuruluşları ve halkı bu karar üzerine itiraz sesler yükseltti.

Birlik içerisinde geçekleşen bu itirazlar duyuldu ve karar şimdilik geri çekildi.

Uğraş verenler sağ olsunlar.

Akıl hırsların önünde olduğu müddetçe yanlışlar düzeltilir.

İnat ve ısrar toplumla gerginlik yaratır.

Bu hadise istenirse olabiliyormuş demek ki?

8 Kasım birlikteliği geldi aklımıza nedense?

Bu ruhlar yaşamalı, yaşatılmalı.

 

 

 

Büyüklere masallar ve gerçekler

Terör örgütü ile “süreç ” tartışmaları Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim’de yaptığı açıklamada, Öcalan’ın Meclis’e gelerek, PKK’nin lağvedildiğini açıklamasını önermesiyle başladı.

Daha önce 2013-2015 tarihleri arasında denenmiş, iş hendek çatışmalarına kadar gitmişti.

2013-2015 tarihleri arasındaki süreci ihanet süreci diye adlandıran MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin şimdiki iştahını anlamak mümkün değil.

Türk Milletinin evlatlarına kuşun sıktırmış, bombalarla parçalatmış, pusular ile toprağa düşürtmüş, çoluk çocuk demeden katlettirmiş ve bu suçlarının karşılığında TCK hükümlerine göre vatana ihanetten ömür boyu hapis cezasına (İdam kaldırıldığı için) çarptırılmış bir müsvedde için milliyetçi bir partinin genel başkanının yaklaşımı terörü önlemeyi istemekten öte bir şeydir.

Bahçeli koltuğunda oturduğu MHP’nin banisi Alpaslan Türkeş’in ve partinin tabanını oluşturan ülkücülerin bu cani ve örgütü hakkındaki görüşlerini bilmiyor olamaz.

Öyle ise burada başka bir şey var diye kafa patlatırken, bu vatan hainleri gibi, 15 Temmuz hainlerinin şehit ettirdiği Muhsin Başkan ve yaşadığı bir hadise geldi aklımıza.

Büyük Birlik Partisi (BBP) merhum lideri Muhsin Yazıcıoğlu‘nun kendisinden yardım isteyen bir vatandaş için Ahmet Türk‘e verdiği ayar hala hafızalardaki yerini koruyor.

İşte tüyleri diken diken eden o olay

Tunceli‘de terör örgütü PKK tarafından kaçırılan gencin babasına, “oğlunu bulursa Muhsin Başkan bulur” telkini verilir. Büyük Birlik Partisi Genel Merkezi’ne gelen acılı baba Muhsin Yazıcıoğlu’na oğlunun “terör örgütü tarafından kaçırıldığını” söyleyip yardım ister. Yazıcıoğlu babaya oğlunun bulunacağına dair söz verir.

“Kameraları kapatın”

Yazıcıoğlu görüşmenin ardından Meclis’te koruma amirlerine 5 dakika kameraları kapatın talimatı verir ve o zamanki adıyla HADEP’in Meclis odasının kapısında korumalarının yanında Ahmet Türk’e elinde kaçırılan gencin ismi yazılı notu uzatır ve Türk’e, “Bir kaç saat içinde bu genç teslim edilmez ise Ahmet Bey seni alırım” ifadelerini kullanır.

Olayın üzerinden bir saat geçmeden Muhsin Yazıcıoğlu, Meclis lokantasında yemek yediği esnada Tunceli valisinden telefon gelir. Vali, “Başkan genci teslim ettiler” der.

Ona bak bir de buna.

Birisi masal diğeri gerçek.

 

 

Bilmek, yine bilmek

 

AKP Genel Sekreter Yardımcısı ve Karabük Milletvekili Cem Şahin,
“Parti içerisinde “eski” kavramının olmadığını, milletvekilinden il başkanına, ilçe başkanından belediye başkanına, mahalle başkanına kadar görev yapmış herkesin aynı davanın mensubu olduğunu, parti’nin büyük bir aile olduğunu, davada ayrılık değil birlik, kırgınlık değil, kardeşlik bulunduğunu, görevlerin değişebileceğini ama dava bilinci ve vefa duygusu değişmeyeceğini parti’de sadece bayrak yarışı olabileceğini.” Söylemiş.

İlk bakışta parti içerisine yönelik toplumcu bir mesaj.

Cem Şahin’in gönlünden belki böyle geçiyor ve böle olmasını istiyor.

Bilmemesi mümkün değil.

Bilmiyor, kendisine söylenmedi ise siyaset yapması zor.

Şahin bu sözleri söylerken salonda oturanların birçoğu “Ben varken neden o?” diyerek partilerini ve arkadaşlarını satmış adamlar.

İtiraz edebilirlerse isim-isim sayarız.

Cem Şahin genç ve gelecek vaat eden, alışılagelmiş siyasetçi profilinden uzak, dinleyen, ilgilenen bir siyasetçi.

Genel Sekreter Yardımcısı olarak bunları söylemesi normal.

Ama biliyordur mutlaka kim, kim?

Babasına yalakalık yapıp, kendi arkasından da dönme dolaba binenleri bilmemesi mümkün mü canım?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Afet deyi geçmemek lazım

 

 

Metrekareye bilmem ne kadar yağış düştü ondan oldu.

Bilmem kaç yılda bir olur.

Doğrudur.

Yağması da, yağmamasıda mesele.

Güzel güzel bulvarlarımız oldu afilli mi afilli.

Altyapı düşünüldü mü?

Bilmiyoruz.

Eskilerinden tutun yenilerine kadar çoğu yer patladı.

Demek ki sadece makyaj yetmiyormuş.

En kötü senaryoya hazırlıklı olmak gerekiyormuş.

Karayolları bulvarları, belediye kendi yollarını gözden geçirmeli alt yapı noktasında.

Allah’tan can kaybı yok.

Sadece yarım saatlik yağış.

Afet bu kırk yılda bir oluyor deyip geçmemek lazım.

Tedbir alıp takdire bırakmak gerekir.

Öyle değil mi?