Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
30 Ocak, 2023 15:57 tarihinde yayınlandı
0

Karabük En Çok İran’a Sattı, En Çok Pakistan’dan Aldı

Karabük Gümrük Müdürlüğünden 2022 yılında  İl genelinde 71 Milyon 299 Bin dolar  ithalat,  30 Milyon 62 Bin dolar  ihracat gerçekleşti. Karabük’te en fazla kütük demir ithal edilirken, ithalatta Pakistan başı çekti. En fazla ihracat yapılan ülke ise İran oldu.

Karabük’te ithalat ihracatın önüne geçti.  İthal edilen ürünler arasında kütük demir başı çekerken, en fazla ithalat yapılan ülke ise Pakistan oldu.  İran ise ihracatta başı çekti  Bununla birlikte Karabük Gümrük Müdürlüğünden 2022 yılında  İl genelinde 71 Milyon 299 Bin dolar  ithalat,  30 Milyon 62 Bin dolar  ihracat gerçekleşirken, toplam 101 Milyon 361 Bin dolarlık  işlem yapıldı.

Karabük Valisi Fuat Gürel, 2023 yılı kurum denetimleri çerçevesinde Karabük Gümrük Müdür Vekili Mustafa Yüzkat’dan 2022 yılında yapılan çalışmalar hakkında brifing aldı.  Müdür Yüzkat,

“2022’de Karabük Gümrük Müdürlüğünden il genelinde 71 Milyon 299 Bin $ ithalat, 30 Milyon 62 Bin $ ihracat, toplamda ise 101 Milyon 361 Bin $ işlem gerçekleştirilmiştir.

En çok ithalat yapılan ülke Pakistan, en çok ithalatı yapılan malzeme ise kütük demirdir.

En çok ihracat yapılan ülke İran, en çok ithalat yapılan malzeme ise Asansör kılavuz rayı ile işlenmiş demirdir.

İthalatı yapılan diğer malzemeler; tekstil, makine aksamı, hammadde, ateşe dayanıklı harç, demiryolu ray bağlantı parçaları olup, ihracat yapılan malzemeler ise; demiryolu tekerleği, benzol, demiryolu bağlantı parçaları ve makine aksamıdır.

2022 yılında 366 Bin 531 TL gümrük vergisi, 65 Milyon 822 Bin 632 TL  katma değer vergisi, toplamda 66 Milyon 189 Bin 163 TL  vergi tahsil edilmiştir.  2022 yılında 947 giriş beyannamesi ile 829 çıkış beyannamesi düzenlenmiştir.  2022 yılında 2 Bin 873 Tır gelmiş ve Bin 339 Tır ise çıkış gerçekleştirmiştir.

2022 yılında 264 kaçakçılık olayı gerçekleşmiş, malzemelerin gümrüklenmiş değeri 4 Milyon 692 Bin 280 TL’dir. (Nurettin Acar)

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay