Geçtiğimiz hafta AK Parti 8. Olağan Genel Kurulu’nda il başkanlığına yeniden seçilen Karabük İl Başkanı Ferhat Salt’a, Karabük Birlik Medya Yönetimi tarafından hayırlı olsun ziyareti gerçekleştirildi. Samimi bir ortamda yapılan görüşmede, Birlik Medya ortaklarından Okan Küçük, tekrar il başkanlığına seçilen Ferhat Salt’a yeni döneminde başarılar diledi. AK Parti Karabük İl Başkanı Ferhat Salt, şunları söyledi: “İlçe kongrelerimizle sürece başladık. Akabinde Kadın Kolları ve Gençlik Kollarımızın İlçe Kongrelerini icra ettik. Geçtiğimiz haftalarda da Karabük İl Kongresini yaparak sürecimizi tamamladık. Kongre süreçleri siyasi partiler açısından sancılı süreçlerdir ama AK Parti’nin kongreleri birlik ve beraberliğin adeta zirve yaptığı dönemlerdir. Karabük İl Kongremizde de bunun bir örneğini ortaya koymuş olduk. Milli Eğitim Bakanımız Yusuf Tekin’i kongremize davet etmiştik o da bizler kırmadı davetimize icabet etti. Bir gün öncesinde yapmış olduğu ziyaretlerde de Karabük eğitim hayatına ilişki Karabük’ün eğitim politikalarını ilişkin de birçok eserimiz ortaya koyacak şekilde Karabük’e kazandıracak şekilde sayın başkanımızın bize hediyeleri ve açıklamaları oldu. Akabinde ertesi gün kongremizi icra ettik. Sayın bakanımız il kongremizde hem ülke geneline ilişkin hem eğitim politikalarını ilişkin ve partimize ilişkin ciddi açıklamalarda bulundu. Grup vekilimiz genel başkan yardımcımız Leyla şahin usta kongremize katıldı ve Karabük’te ortaya koyulmuş olan çalışmalardan birlik ve beraberliğin tesisinden son derece memnuniyet duyduklarını kendileri de ifade ettiler. Bu anlamda bizde bundan çok büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Özellikle teşkilatımızın belediye başkanlarımızın, milletvekillerimizin ve ilçelerimizle bir bütün olarak Karabük halkına ve Karabüklü hemşehrilerimize hizmet noktasında bundan sonraki süreçte daha yoğun bir mesai harcayarak bu çalışmaları yürütmeye gayret göstereceğiz. Geride bıraktığımız günde Kadın Kolları İl kongremizi gerçekleştirdik. Kongremize Genel Merkez Kadın Kolları Başkanımız, Düzce Milletvekilimiz Ayşe Keşir kongremize katıldılar. Bu da kadınların temsili noktasında bizim için çok kıymetliydi. Daha önceki yıllarda mecliste kadınların temsil oranları çok düşüktü. Yüzde 5 seviyelerindeydi ama AK Partinin kadının her alanda daha fazla temsil edilmesi yönündeki çalışmaları siyaseti ve eğilimleri neticesinde bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yüzde 20 oranında kadınlarımız temsil noktasında. Bizler de Karabük’te kadınlarımızın elinin değdiği her işin daha güzelleştiğini ortaya koymak adına güzel bir kongreye birlik beraberlik içerisinde coşkulu bir kongreye icra ettik. Bundan sonraki süreci de Karabük’ün kazanımları ve menfaati adına hizmet siyaseti noktasında 23 yıldır nasıl yapıyorsak bundan sonraki süreci de Sayın Cumhurbaşkanımızın işbirliğinde çalışmalarımızı devam ettireceğiz. Birlik beraberliğimiz her zaman en büyük şiarımız olmuştur.” ifadelerinde bulundu.


Karabük Birlik Medya’dan Ferhat Salt’a Ziyaret!
ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!
Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.
Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.
Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.
Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:
1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.
2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.
3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.
4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.
5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.
6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.
Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.
İlyas Erbay

