Kar nedeniyle seraları çöken çiftçinin 60 senelik emeği heba oldu - Karabük Haber Postası
kar nedeniyle seralari coken ciftcinin 60 senelik emegi heba oldu ayMB2qH4
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
26 Mart, 2025 12:22 tarihinde yayınlandı
0
0

Kar nedeniyle seraları çöken çiftçinin 60 senelik emeği heba oldu

Bayburt’ta ağır kar yağışının akabinde 50 küsur yıldır çiftçilikle uğraşan İsmail Öksüz’ün seraları çöktü. 3 serası da büsbütün yıkılan Öksüz’ün yaklaşık 60 yıllık emeği heba oldu. Yıkılan seralarına uzaktan bakan 75 yaşındaki çiftçi Öksüz, duygusal anlar yaşadı.

Bayburt’a 34 kilometre uzaklıktaki Aslandede köyünde zerzevat, meyve yetiştiriciliği yapan, yarım asrı aşkın vakittir çiftçilikle uğraşan İsmail Öksüz’e ilişkin 3 sera, karın yüküne dayanamayarak yıkıldı. Sabah uyandığında gördüğü görünüm karşısında şoke olan Öksüz, gönül verdiği çiftçilik işini artık yapamayacağını belirterek, büyük hüzün duyduğunu lisana getirdi.

“Ata tohumu memleket meselesi” diyerek cet tohumlarının devamı için çabalayan Öksüz’ün cet tohumları da çöken seranın altında kaldı. Cet tohumundan 7-8 çeşit fasulyeyi, 6 çeşit biberi, 4 çeşit salata-domatesi, 3 çeşit karpuzu serasında deneme yanılma yoluyla yetiştiren Öksüz, en büyük kederinin tohumların sera altında kalması olduğunu söyledi.

“İnsanın 60 yıl emek verdiği bir şeyi bir anda kaybetmesi ne kadar acıymış”

Yıllardır verdiği emeğin bir anda yitip gitmesinden ötürü hüzünlü olduğunu aktaran Öksüz, yaşadığı hüznü şiir dizelerine sığdırdı. “İnsanın 60 yıl yaptığı bir şeyi bir anda bırakması ne acıymış, güya vefat gibi” diyerek, kısa bir şiirle kederi lisana getiren Öksüz, şiirinde şu tabirlere yer verdi: “Geri dönmek istiyorum, tekrar yapmak istiyorum bu işleri. Seralar kurayım tohum ekeyim, vakit beni geri döndür bir daha.”

“Ata tohumlarının seranın altında kalması beni daha çok üzüyor”

Seracılık üzerine çok sayıda denemeler yaptığını, cet tohumları üretmek için efor gösterdiğinin altını çizen Öksüz, “Gelinen noktada 60 yıllık çiftçilik hayatımız bitti üzere görünüyor. 3 seram kardan ötürü çöktü, karın altında kaldı. Daha değerlisi depo diye kullandığım seralarımın birinin içerisinde cet tohumlarım vardı. Onlar da karın altında kaldı, onlar beni seraların çökmesinden daha çok üzüyor. Göründüğü üzere ben herhalde daha çiftçilik yapamam, seralarım çöktü bunları yapmaya benim daha fırsatım da yok, imkanım da yok. Benim için herhalde bu iş burada biter” dedi.

“Bitmesini hiç istemezdim lakin 60 yıllık serüven bitti”

Seralarını tamir ettirmeye gücü yetmediğini vurgulayan Öksüz, “60 yıllık serüven bitti, bitmesini istemezdim. Grup biçmediğim hayat bana çok sıkıntı gelecek” dedi.

Seracılık işine gönülden bağlı olduğunu söyleyen Öksüz, eski tarım uygulamalarını teknik tarımla birleştirip, denemeler yaptığını, âlâ işlere imza attığını kaydetti. Fide, cet tohumu yetiştirdiğini kelamlarına ekleyen Öksüz, “Gördüğünüz üzere her şey bitti. Kar tüm seraları çökertti. Yapamam daha, tamir edemem edebilsem bu işi sürdürürdüm. Zira tamir edilecek bir durum da değil, demirlerin hepsi kırılmış, masrafı da çok” halinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
aromator ile iletisimde yeni donem tat ve koku transferi hedefleniyor OJkN9Yz2
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
11 Nisan, 2026 12:07 tarihinde yayınlandı
0
0

“Aromatör” ile iletişimde yeni dönem: Tat ve koku transferi hedefleniyor

Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız tarafından geliştirilen “Aromatör” isimli cihaz, tat ve kokunun dijital ortamda iletilmesini hedefliyor.

Rektör Prof. Dr. Oktay Yıldız tarafından geliştirilen “Aromatör” adlı teknoloji, tat ve koku bileşenlerini dijital ortamlar üzerinden farklı mekânlara aktarabilen multidisipliner bir sistem olarak dikkat çekiyor.

Yazılım, makine öğrenmesi ve kimyasal süreçlerin birlikte çalıştığı sistem, duyusal iletişim teknolojisine yeni bir yaklaşım sunuyor.

Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden Öğr. Gör. Dr. Kerim Sönmez’in de katkı sunduğu “Aromatör” teknolojisinin özellikle sinema, dijital içerik platformları ve mobil iletişim alanlarında kullanılmasıyla birlikte, kullanıcıların yalnızca görsel ve işitsel değil aynı zamanda koku ve tat deneyimi de yaşayabileceği öngörülüyor.

Ulusal ve uluslararası patent süreçlerinden geçen buluşun fikri mülkiyet kapsamında koruma altına alındığı ve ekonomik değere dönüştürülmesinin amaçlandığı ifade edildi. Bu kapsamda yerli teknoloji ekosisteminin güçlendirilmesi ve benzer yüksek teknoloji ürünlerinin ticarileşmesinin önünün açılması hedefleniyor.

“Aromatör” ile iletişimde yeni dönem başlıklı çalışmaya ilişkin açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Oktay Yıldız, ses ve görüntü gibi iletişim araçlarının gelişimine paralel olarak tat ve kokunun da dijital ortamlar arasında transfer edilmesini hedeflediklerini söyledi.

“Ses ve görüntü gibi tat ve kokuyu da iletmeyi hedefliyoruz”

Çalışmayla birlikte ses ve görüntü gibi iletişim araçlarını geliştirerek tat ve kokuyu da dijital ortamlar arasında transfer etmeyi hedeflediklerini ifade eden Prof. Dr. Oktay Yıldız, “Eskiden iletişim yalnızca yazı diliyle sağlanıyordu. Daha sonra ses iletişime dâhil oldu ve telefonla iletişim kurabildik. Ardından görüntü eklendi. Bizim çalışmamızda ise temel olarak aromanın bir ortamdan başka bir ortama iletilmesi ya da başka bir ortamda yeniden oluşturulması hedeflenmektedir. Bu kapsamda patent başvurumuzu önce ulusal düzeyde Türk Patent ve Marka Kurumu’na yaptık. Daha sonra uluslararası patent başvurusunu da Avrupa Patent Ofisi’ne gerçekleştirdik. Çalışmalarımız devam ederken bir ek patent başvurusu daha yaptık ve son aşamada tasarım tesciliyle bu süreci destekledik. Şu anda başvuruların bir kısmı tescillenmiş, bir kısmının ise süreçleri devam etmektedir. Bu ürün bir yazılım, bir makine ve arka planda çalışan kimyasal bir mekanizmayı bir araya getirmektedir. Yani multidisipliner bir patentten söz ediyoruz. Temel hedefimiz, tat ve koku bileşenlerinin, yani aroma bileşenlerinin bir ortamdan başka bir ortama aktarılmasıdır. Bugün bir kokunun ya da tadın başka bir ortama aktarılması ütopik görünebilir. Ancak bu sistemde kimyasal mekanizma, yazılım ve makine öğrenmesi birlikte çalışarak bu aktarımı mümkün kılmayı hedeflemektedir” dedi.

“Sistem mobil cihazlara da entegre edilebilecek”

“Aromatör” cihazının hangi alanlarda kullanılabileceğine dair de bilgiler veren Prof. Dr. Oktay Yıldız, “Aromanın iki temel bileşeni vardır: koku ve tat. Biz de bu patentte hem koku hem de tat bileşenlerinin bir ortamdan başka bir ortama iletilmesini hedefledik. Yapılan ulusal ve uluslararası patent araştırmaları, bu ürünün yenilikçi olduğunu ortaya koydu. Patent süreçleri uzun ve titiz ilerleyen süreçlerdir. Türkiye’de Türk Patent ve Marka Kurumu bu alanda oldukça nitelikli ve dünyadaki iyi örneklerden biridir. Bugün bu teknoloji ütopik görünebilir. Ancak telefonun ilk icat edildiği dönemlerde de benzer şekilde sorgulanmıştı. Günümüzde ise hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Aromatör için de benzer bir gelişim öngörülmektedir. Gelecekte sinema salonlarında izlenen bir sahnede kahve içen bir çiftin kahve aromasını, bir çikolata çeşmesinden akan çikolatanın kokusunu ya da tropik bir meyvenin tadını hissedebilmek mümkün olabilir. Ayrıca bu teknoloji için bir ek patent daha yapılmış olup, sistemin mobil cihazlara entegre edilmesi de hedeflenmektedir. İlerleyen süreçte daha küçük boyutlara indirgenerek telefonlara entegre edilmesi ve farklı coğrafyalardaki insanların birbirlerinin bulunduğu ortamın tat ve kokusunu deneyimleyebilmesi amaçlanmaktadır. Önemli olan bu patentlerin alınması değil, bunların ticari bir emtiaya dönüştürülerek ekonomide kullanılabilmesidir. Dünyada patentlerin ticarileşme oranlarının düşük olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda, bizim de bu patentler için hedefimiz, birkaç yıl içerisinde ticarileşmelerinin sağlanmasıdır. Benim 24’ün üzerinde patentim bulunuyor. Ayrıca patent ve patent başvuru süreçleri devam eden çalışmalarımız da var. Bu patentler arasında ticari prototipleri üretilmiş olanlar da mevcut, hâlihazırda endüstride kullanılanlar da bulunuyor. Henüz ticari aşamaya geçmemiş olanlar da var. Ancak özellikle bu patent için arzumuz, gayemiz ve umudumuz; ticarileşme süreçlerinin daha hızlı ilerlemesidir” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin