Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
01 Eylül, 2024 16:00 tarihinde yayınlandı
0

Kalehisarda 800 yıllık kandil bulundu

Çorum’un Alaca ilçesin yürütülen Kalehisar kazı çalışmalarında 800 yıllık kandil bulundu.

Anadolu Selçuklu döneminin önemli kentlerinden birisi olan, Alaca ilçesine bağlı Mahmudiye köyünde bulunan Kalehisar ören yerinde arkeolojik çalışmalar Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nden Doç. Mustafa Kemal Şahin başkanlığında devam ediyor. Sağlam bir şekilde bulunan ve aydınlatma aracı olarak kullanılan kandil toprak ve sırlı bir yapıdan oluşuyor.

Kalehisar Kazı Başkanı Doç. Dr. Mustafa Kemal Şahin, 2021 yılında yapılan kazılarda sağlam bir kandil örneğine rastladıklarını belirterek, “Kandil aydınlatma aracı olarak kullanılıyor. Topraktan ve içi sırlı. Benzer örnekleri Kudaabad Sarayı’nda çıktı. Konya Karatay Medresesinde örnekleri sergileniyor. Birebir aynısı olanlar var. Bu yönüyle çok önemli. Ankara’da kale civarında yapılan kazılarda yarım kandil bulundu. Oda burada bulunan kandilin benzeri. Burada bulunan bir kandil örneği dahi çok şeyleri anlamamızı sağladı” dedi.

Çorum Müzesi’nde yer alan 1.Alaadin Keykubat dönemine ait kitabe hakkında da açıklamada bulunan Doç. Dr. Kemal Şahin, “Kitabe bize 1.Alaadin Keykubat veriyor. Dönem içerisinde 1.Alaadin Keykubat vizyonu en iyi olan sultanlardan birisidir. Zehirlenerek öldürülmeseydi belki bir Moğol saldırısı olmayacaktı. Belki Anadolu Selçuklu Devleti daha uzun süre yaşacaktı. Ama Anadolu Selçuklularını anlayabilmek içinde 1.Alaadin Keykubat dönemini çok iyi bilmek gerekiyor. Bu dönem içerisinde çok büyük bir yapılaşma var. Çünkü 1218 ila 1238 yılları çok önemli. Erken dönem yapıları dediğimiz süreçte 12. Yüzyılın sonu 13. Yüzyılın başlarında Anadolu’daki yerel geleneklerin etkileriyle oluşan bir sanatsal anlayış var. Ama 1224’ten sonra kuralların konulduğu geniş yapılar yapılıyor. Bu bağlama düşündüğümüzde 1.Alaadin Keykubat dönemi her yönüyle çok önemli. Bunun için daha geniş bulgulara ihtiyaç var. Kalehisar’ın bunu sağlayabileceğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
fabrikalarin zehrini kustugu gerede cayi oluyor koyluler ayaklandi B3ZRfdNF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
31 Mayıs, 2026 00:17 tarihinde yayınlandı
0 0

Fabrikaların zehrini kustuğu Gerede Çayı ölüyor: Köylüler ayaklandı

Bolu’nun Gerede ilçesindeki Deri ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’nden bırakılan atıklar nedeniyle yaklaşık 10 yıldır zehir akan Gerede Çayı’ndaki kirliliğe bölge halkı isyan etti. 288 kilometre boyunca 100’ü aşkın köyü etkileyen kirliliğin çözülmesini isteyen vatandaşlar, “Biz bu suyu içerdik, ekinlerimizi bu suyla sulardık. Şimdi balığı bırakın, kurbağa bile yaşamıyor. Hayvanlarımız ölüyor, tarım ölüyor, bizleri öldürüyor” dedi.

Gerede ilçesinde bulunan Deri ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikaların evsel ve sanayi atıklarını arıtmadan Gerede Çayı’na deşarj etmesi, bölgede 10 yıldır süren bir çevre felaketine neden oluyor. Kimyasal atıklarını çaya boşaltan tesislere defalarca ceza kesilmesine rağmen kirliliğin ve kötü kokunun önüne geçilemedi. Bolu Çayı ile birleşerek Yenice Irmağı adıyla Karadeniz’e dökülen çay, Karabük’ün Eskipazar ilçesine kadar uzanan 288 kilometrelik hat boyunca 100’ü aşkın köyde kirlilik ve dayanılmaz kokuya yol açıyor. Yaşanan duruma dikkat çekmek ve yaşam alanlarına sahip çıkmak amacıyla toplanan bölge halkı fabrikalara tepki gösterdi.

“Çocukluğumuzda bu suyu içerdik, şimdi kurbağa bile yaşamıyor”

Çocukluğunda çayın temiz olduğunu ve bu suyu içtiklerini belirten Gerede ilçesi Örencik köyünden Nazif Aktaş (67), “Annem çamaşır yıkamaya gelirdi. Biz bu suyu içerdik, ekinlerimizi bu suyla sulardık. Şimdi balığı bırakın, kurbağa bile yaşamıyor. Hayvanlarımız ölüyor, tarım ölüyor, bizleri öldürüyor. Sabah ezanına kalkıyorum, kokudan duramıyorum. Köyde durma şansımız yok, bu koku bizi mahvediyor” ifadelerini kullandı.

“Çözüm bulunmazsa Ankara’ya yürüyüş yapacağız”

Geçmişte çayın etrafında piknik yapıldığını ve suyun tarımda kullanıldığını vurgulayan Meryem Dayı ise şunları söyledi: “Benim çocukluğumda bu çay berraktı. Babaannem bu çaydan su getirip tarhana çorbası pişirirdi. Çamaşırlarımızı burada yıkardık. Karabük’ten, çevre illerden herkes buraya pikniğe gelirdi, balık tutardı. Çocuklarımız burada yüzme öğrendi. Biz su motorlarıyla bahçelerimizi suluyorduk. Ama bu karma deri sanayileri çıkınca sağlığımızı tehdit etti. Kokudan, pislikten affedersin resmen zehir akıyor. Hayvancılık yapıyoruz, hayvanlarımız suyunu içemiyor, ölüp telef oluyorlar. Biz bu çayın temiz akmasını istiyoruz. Eğer sesimizi duymuyorlarsa biz Ankara’ya yürüyüş yapacağız. Para kazanmasınlar demiyoruz, kazansınlar ama pisliğini, zehrini, kimyasalını bize akıtmasınlar. Biz de insansak insanca yaşamak istiyoruz”.

Bizi sosyal medyadan takip edin