Karabük Postası tarafından
30 Mayıs, 2023 09:54 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Kadın çiftçiler kurt üzümü ile gelirlerini arttıracak

Kastamonu İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından hazırlanan proje ile Kastamonu’da kadın çiftçilerin kazanımları, kurt üzümü ile daha da arttırılması planlanıyor. Kastamonu İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından hazırlanan, Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı tarafından onaylanarak uygulamaya konulan “Kastamonu Topraklarında Kurt Üzümü Köysel Kadın Çiftçi Dönüşümü Yayım Projesi” çerçevesinde tanıtım toplantısı gerçekleştirildi. Daday Üreten Eller Tarımsal Kalkınma Kooperatifinin ev sahipliğinde yapılan toplantıda proje hedefleri, projenin uygulama aşamaları, projenin nasıl uygulanacağı, uygulama aşamalarında verilecek eğitimler ve kadın çiftçilerin kazanımları, satış ve pazarlama yöntemlerine ilişkin bilgilendirme, ürün tanıtımının yanı sıra, proje süresi içerisinde hedef kitleyi oluşturan kadın çiftçilere verilecek olan eğitimler konusunda bilgi verildi. Tanıtım toplantısında konuşan Kastamonu İl Tarım ve Orman Müdürü Bekir Yücel Tanrıkulu, “Kastamonu Topraklarında Kurt Üzümü Köysel Kadın Çiftçi Dönüşümü Yayım Projesi”nin il merkezi ile Daday, Devrekani ve Hanönü ilçelerinde 2023-2024 yıllarında uygulanacağını söyledi. Projenin Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı tarafından desteklendiğini belirten Tanrıkulu, “Proje süresince kooperatif ortağı kadınlarımıza ürün hakkında eğitimler verilecek, kurt üzümü bahçeleri tesis edilecek. Tesis edilen bahçeler proje süresince takip edilecek ve kadınlarımız teknik olarak desteklenecektir. Budamadan fidan üretimine, üretim ve pazarlamadan satış yöntemlerine kadar kadınlarımız her konuda desteklenecek ve gerekli eğitimlere birinci elden en doğru haliyle ulaşacaklardır. Projelerde hedef, kadının toplumun her aşamasında varlığını devam ettirmesi ve ekonomiye katkısını arttırırken kendi potansiyelini de ortaya çıkarmasıdır. Bu anlamda üretimin temelini oluşturan kadın emeği en üst seviyede değerlendirilecek ve gereken övgüyü alması sağlanacaktır” dedi. Bilgilendirme toplantısına Daday Kaymakamı Ayşegül Yıldırım, Daday Belediye Başkanı Hasan Fehmi Taş, İl Tarım ve Orman Müdürü Bekir Yücel Tanrıkulu, Daday İlçe Tarım ve Orman Müdürü Engin Kocaoğlu, Daday İlçe Köylere Hizmet Götürme Birliği Başkanı Ahmet Şirin, Kırsal Kalkınma ve Örgütlenme Şube Müdürü Cumhur Hakkı Güllü, Proje Koordinatörleri Ziraat Mühendisi Ömür Onur, Harun Demirci ve Sosyolog Aysu Köserecep ile Daday Üreten Eller Tarımsal Kalkınma Kooperatifi yönetim kurulu üyeleri ve ortakları katıldı. Toplantı, kooperatif ortağı kadınların proje ile ilgili sorularının yanıtlanması ile sona erdi. (İHA)
Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
03 Şubat, 2026 16:52 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Dünya Sulak Alanlar Günü’ne OMÜ’den bilimsel katkı: Kızılırmak Deltası kitapla anlatıldı

Türkiye’nin en önemli sulak alanlarından biri olan Kızılırmak Deltası, Dünya Sulak Alanlar Günü’nde yayımlanan kapsamlı bir bilimsel eserle mercek altına alındı. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) öğretim üyeleri Prof. Dr. Cevdet Yılmaz ve Prof. Dr. Ali Kemal Ayan’ın editörlüğünü yaptığı "Kızılırmak Deltası-Doğa ve İnsan" adlı kitap, 25 bilim insanının katkısıyla 15 bölümden oluşuyor.
Sulak alanlar ve yayınladıkları kitap hakkında bilgi veren OMÜ Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, "Her yıl 2 Şubat’ta kutlanan Dünya Sulak Alanlar Günü, dünyadaki göller, sulak alanlar ve sucul ortamlara dikkat çekmek adına biz bilim insanları için önemli bir fırsattır. Sulak Alan kavramı; nehirler, göller, bataklıklar, sazlıklar, geçici su birikintileri, turbalıklar ve bataklıklar gibi habitatları kapsar. Sulak alanlar yeryüzündeki en hassas ekosistemlerin başında gelir. Biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesinde, suyun doğal filtrelemesinde, yeraltı suyu rezervlerinin dengelenmesinde ve özellikle kuşlar başta olmak üzere canlılar için yaşam alanı olarak hayati rol oynarlar. Bu kadar önemli ve hassas ekosistemler olmalarına karşılık sulak alanların da karşı karşıya olduğu birçok problem vardır. Bunların başında tarım arazisine dönüştürmek için kurutma, hızlı kentleşmeye bağlı olarak iskâna açma, altyapı projeleri sonucu atıklarla kirletilmeleri gelir. Günümüzde en önemli tehdit ise iklim değişimi sonucu gerçekleşmekte olan kuraklık tehdididir. Sulak alanların uluslararası düzeyde tanınması ve korunması yolunda atılan en önemli adım, 1971’de İran’ın Ramsar kentinde imzalanan Ramsar Sözleşmesi’dir. Türkiye, 1994’te bu sözleşmeye taraf olmuş ve hâlihazırda 14’ü Ramsar Alanı statüsünde olmak üzere ülkemizde yaklaşık 136 sulak alanı koruma altına almıştır" dedi.

"Türkiye’deki en önemli Ramsar alan Kızılırmak Deltası"
Türkiye’de yer alan en önemli Ramsar alanın Kızılırmak Deltası olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, "Kızılırmak Deltası aynı zamanda UNESCO Dünya Doğal Miras Alanları listesine girmek için aday bir sahadır. Bizler 25 bilim insanı olarak 15 Bölümde Kızılırmak Deltası’nı en kapsamlı şekilde araştırarak bu eseri meydana getirdik. Kitap Ondokuz Mayıs Üniversitemiz tarafından yayınlanmış güzel bir tevafuk olarak da bugün yani 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü’nde üniversitemiz kütüphane görevlileri aracılığıyla matbaadan elimize ulaşmış bulunmaktadır. Emeği geçen herkese teşekkür ediyor, kitabın Samsun’a ve bilim camiasına hayırlı olmasını diliyoruz. Bu kitap UNESCO Dünya Miras Listesi’ne aday olan Kızılrmak Deltası ile ilgili olarak bugüne kadar yayınlanan en kapsamlı çalışmalardan biri olup, Kızılırmak Deltası’nın UNESCO adaylık sürecine güçlü bir katkı sunacağına inanıyoruz" diye konuştu.

"Araştırmacılara, karar vericilere ve doğa dostlarına yol gösterici olmasını temenni ediyoruz"
Kitabın diğer editörü ve aynı zamanda bölüm yazarlarından biri olan OMÜ Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Kemal Ayan da kitapla ilgili olarak, "2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü vesilesiyle Ondokuz Mayıs Üniversitemizin 177. yayını olarak yayımlanan bu eser, bilim camiasına nitelikli bir kaynak sunmanın yanı sıra, sulak alanların korunmasına yönelik farkındalığın artmasına da katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Doğa ile insan arasındaki hassas dengeyi merkeze alan bu çalışma, gelecek kuşaklara aktarılması gereken ortak bir mirasın bilimsel belgesi niteliğindedir. Bu eserin, Kızılırmak Deltası başta olmak üzere tüm sulak alanların korunması ve sürdürülebilir yönetimi konusunda araştırmacılara, karar vericilere ve doğa dostlarına yol gösterici olmasını temenni ediyor; hazırlanmasında emeği geçen tüm bölüm yazarı hocalarımıza ve katkı sağlayıcılara teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin