Reklam
Reklam
Nurettin Acar Avatarı
Nurettin Acar tarafından
08 Temmuz, 2020 13:59 tarihinde yayınlandı
0

KADEM, Kadına Şiddetin Çözüm Yollarını Anlatacak

Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) Kadını, erkeği, genci yaşlısı ile herkesin huzur içinde yaşadığı, her türlü şiddetin son bulduğu güvenli bir toplum inşa edebilmek adına şiddetin psiko-sosyal, hukuki ve dini yönleriyle değerlendirildiği bir çalışma hazırladı. Karabük KADEM, şiddeti açığa çıkaran sebepleri, şiddet türlerini ve şiddetin önlenmesine yönelik çözüm önerilerini alanında uzman isimlerin çalışmalarıyla bir araya getiren etkinliğe imza attı.
Karabük KADEM’den konuya ilişkin yapılan açıklamada şu bilgilere yer verildi: “Şiddet binlerce yıldır insanlığın maruz kaldığı çözümü en zor problemlerin başında geliyor. Küresel bir sorun olan şiddet, günümüzde de kendini ifade etmekte sıkıntı yaşayan ve öfke kontrolü sağlayamayan kişilerin gerek bireylere gerekse doğaya ve canlılara karşı yönelttiği en önemli tehdit unsuru. Kadını, erkeği, genci yaşlısı ile herkesin huzur içinde yaşadığı, her türlü şiddetin son bulduğu güvenli bir toplum inşa edebilmek adına Karabük KADEM olarak şiddetin psiko-sosyal, hukuki ve dini yönleriyle değerlendirildiği kapsamlı bir eğitim seti hazırladık. Şiddeti açığa çıkaran sebepleri, şiddet türlerini ve şiddetin önlenmesine yönelik çözüm önerilerini alanında uzman isimlerin çalışmalarıyla bir araya getirdik. Bu amaçla Prof. Dr. Aliye Mavili, “Şiddetin Psikolojik ve Sosyal Boyutları” adlı makalesi ile şiddeti, sosyo-psikolojik cihetiyle ele almıştır. Prof. Dr. Ahmet Gökcen, Doç. Dr. M. Emin Alşahin ve Dr. Öğr. Üyesi Kerim Çakır’ın ortak çalışması olan “Kadına, Çocuğa ve Güçsüz İnsanlara Karşı Uygulanan Şiddetle Mücadelenin Hukuki Boyutu” isimli makalede ise şiddetin hukuki yönü ele alınmıştır. “Kur’an ve Sünnet Açısından Şiddet Sorunu” başlıklı makalede ise Prof. Dr. İsmail Hakkı Ünal, şiddeti dini ve tarihsel açıdan işlemiştir. Sorunun çözümü noktasında, Doç. Dr. Necmi Karslı “Küresel Sorun Şiddet ve Çözüm Yolları” başlıklı makalesinde şiddetin önlenmesi için eğitsel, politik, hukuki ve tıbbi bakış açılarını değerlendirerek kapsamlı çözüm önerileri sunmuştur. Bu çalışma Türkiye’de ilk kez bu yaklaşımla hazırlanmış bir yaygın eğitim setidir. Ele alınan her başlık, alanında uzman eğitmenler tarafından gruplara anlatılacaktır. Bu bağlamda, protokol anlaşmaları yapacağımız kurumlar, okullar ve 48 ildeki temsilciliklerimizde yüz yüze eğitimlerin yanında digital mecralarda online eğitimler de hedeflenmektedir. Hazırladığımız bu proje ile halkımızın şiddetin çeşitli yönlerden sebep ve sonuçlarını bir bütün olarak değerlendirip kavrayabilmelerini amaçlıyoruz. Böylelikle toplumda bir farkındalık oluşturmaya çalışacağız. KADEM olarak inandığımız değerler gereğince “herkese ve her türlü şiddete karşı” duruşumuzu bu çalışma vesilesiyle yeniden hatırlatmak isteriz.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
prof dr gurdal yilmaz hanta virusu yeni bir salgin degil K5v6eWSQ
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
07 Haziran, 2026 16:37 tarihinde yayınlandı
0 0

Prof. Dr. Gürdal Yılmaz: “Hanta virüsü yeni bir salgın değil”

Dünyada yeniden gündeme gelen hanta virüsü vakaları endişe oluştururken, uzmanlar hastalığın yeni bir salgın olmadığını ve uzun yıllardır görüldüğünü belirtiyor.

Özellikle bir gemide ortaya çıkan toplu vakaların dikkat çekmesiyle yeniden konuşulan hanta virüsünün farklı türlerinin bulunduğunu belirten uzmanlar, Türkiye’deki vakaların gemide görülen türle aynı olmadığını vurguluyor.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr Gürdal Yılmaz, gemide görülen vakaların kısa sürede ortaya çıkması dikkat çekse de hanta virüsü dünyanın birçok bölgesinde uzun zamandır bilinen bir enfeksiyon hastalığı olduğunu hatırlattı.

Türkiye’de daha çok böbrek tutulumuyla seyreden ve böbrek yetmezliğine neden olabilen formların görüldüğünü kaydeden Yılmaz, bu türlerin tedaviye yanıt verme ihtimalinin daha yüksek olduğunu gemide görülen vakaların ise daha çok akciğerleri etkileyerek solunum sıkıntısına yol açan ve ölüm oranı daha yüksek türler olduğunu belirtti.

Hanta virüsünün de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi viral bir enfeksiyon olduğunu kaydeden Yılmaz, özellikle İskandinav ülkeleri, Almanya, Kuzey Avrupa ve Amerika’da görülen tiplerin daha fazla öne çıktığını, Türkiye’de görülen formların ise Balkanlar ve Karadeniz bölgesinde rastlanan, daha hafif seyirli tipler olduğunu ifade etti.

“Hanta virüsü salgını aslında daha önceden bu yana görülen bir salgın”

Dünyada bildirilen hanta virüsü salgınının daha önceden bu yana görülen bir salgın olduğunu belirten Yılmaz, “Yani yeni bir salgın değil. Geminin içinde olmasıyla birlikte etkilenen kişiler bir anda ortaya çıktı. Ancak hanta virüsü her yerde görülebiliyor. Bizde de eskiden beri hanta virüsü vardı ve tanı koyuyorduk. Ancak bizde görülen hanta virüsü, o gemide görülen türle aynı değil. Bizde daha çok böbrek tutulumuyla seyreden, böbrek yetmezliğine yol açabilen ancak tedavi edilme ihtimali daha yüksek olan formlar görülüyor. Oradaki vakalar ise daha çok akciğeri tutup solunum sıkıntısıyla ilerleyen ve daha öldürücü tiplerdi. O da bir virüstür. KKKA nasıl bir virüsse, hanta virüs enfeksiyonları da viral bir enfeksiyondur. Dünyayı tehdit eden noktasında, İskandinav ülkelerinde, Almanya’da, Kuzey Avrupa’da ve Amerika’da görülebilen tipleri öne çıkıyor. Bizdeki form ise Balkanlar ve Karadeniz’de görülen, daha hafif seyreden formlardır” dedi.

“Viral enfeksiyonlar her zaman birer tehdit”

Viral enfeksiyonların her zaman bir tehdit olduğunu belirten Yılmaz, ancak büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık olmadığını kaydederek, “Viral enfeksiyonlar her zaman bir tehdittir. Ancak böyle büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık değildir. Ebola virüsü de var. Ebola, Afrika kökenli bir hastalıktır ve daha tehlikelidir. Çünkü yakalandığında yüzde 90’lara varan ölüm oranları vardır. Özellikle oralara seyahat eden kişiler açısından önem arz eder. Dünya artık küçük, herkes her yere gidebiliyor. Oradan kişiler buraya gelebilir” diye konuştu.

Enfeksiyon hastalıklarından korunmanın yolları

Enfeksiyon hastalıkları, virüsler ve bakterilerden korunmanın yolları ile ilgili olarak ise Yılmaz “Kalabalık yerlerde maske kullanımı ve el yıkama çok önemlidir. Toplu bir yere girerken ’bana bir şey bulaşır mı’ sorusunu kendimize sormamız bile önlem almak açısından yeterlidir. Bu virüsler ülkemize her an gelebilir. Örneğin Batı Nil ensefaliti daha önce ülkemizde yoktu, sonradan görülmeye başlandı. Özellikle Batı Anadolu ve Marmara bölgelerinde görülüyor. Batı Nil ensefaliti de bir virüstür ve artık ülkemizde de görülmeye başladı” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin