Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
14 Eylül, 2021 11:29 tarihinde yayınlandı
0

İnfaz hakimi korona virüsten öldü

Karabük’te Covid-19 virüsüne yakalanan ve 5 gündür evinde karantinada olan infaz hakimi, durumu ağırlaşınca kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.
Karabük Adliyesi’nde 1 yıldır infaz hakimi olarak görev yapan Ekrem Er (47) korona virüse yakalandı. Evli ve 2 çocuk babası Hakim Er, 5. gün sonunda karantinada olduğu evinde rahatsızlandı. Ambulansla Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan Er, sabah saatlerinde korona virüse bağlı kalp zarı iltihabından dolayı geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. Aşı olmadığı öğrenilen Er’in ölümü, görev yaptığı adliyede ve kentte üzüntüye neden oldu. Türk bayrağına sarılı Er’in cenazesi, görev yaptığı Karabük Adliyesine getirildi.
Meslektaşları ve adliye çalışanlarının gözyaşlarını tutamadığı törende konuşan Adalet Komisyonu Başkanı Mustafa Duran, Ekrem hakimin üniversite yıllarından arkadaşı olduğunu ifade ederek, “Özel hayatında ve meslek hayatında olsun, çalışkanlığıyla, titizliğiyle, vicdanı ile hareket eden birisi olarak hep gözümüzün önündedir. İyi insanlar bizden önce yola çıktı” dedi.
Cenazesi araçtan indirilmeyen Er, düzenlenen törende yapılan duaların ardından toprağa verilmek üzere memleketi Bolu’nun Göynük ilçesi Aksaklar köyüne gönderildi. Törene; Karabük Valisi Fuat Gürel, Emniyet Müdürü Sırrı Tuğ, Karabük Başsavcısı Koray Kesgin, AK Parti İl Başkanı İsmail Altınöz, İl Sağlık Müdürü Dr. Ahmet Sarı, Karabük Baro Başkanı Emrah Köklü, avukatlar ile adliye personeli katıldı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin