İl Özel İdarede Banka Promosyonu imzalandı - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
07 Eylül, 2021 12:43 tarihinde yayınlandı
0
0

İl Özel İdarede Banka Promosyonu imzalandı

İl Özel İdaresi ile Akbank arasında 3 yıllığına Banka Promosyonu Protokolü imzalandı.

İl Özel İdarede görev yapan Memur, sözleşmeli personel, işçi çalışanları olmak üzere toplam 326 personelin faydalanacağı banka promosyonu sözleşmesi, Genel Sekreter Mehmet Uzun ve Banka yetkilisi tarafından imzalandı.

Banka Promosyonu ile ilgili bir açıklama yapan Genel Sekreter Uzun; “ Özel İdaremiz ve Akbank arasında 3 yıllığına imzalanan promosyon sözleşmesinin İl Özel İdaremizde görev yapan tüm personellerimize hayırlı ve bereketli olmasını diliyorum. Akbank yetkililerine kurumumuza belirlemiş oldukları banka promosyonu katkısı için şahsım ve personellerimiz adına teşekkür ediyorum” diye konuştu.

İl Özel İdaresinin çok önemli yatırımlar ve projeler yürüttüğünü sözlerine ekleyen Genel Sekreter Uzun, “Köylerimizin alt yapılarını güçlendirip, yolları ve içme sularını ve ilimize yapımı gerçekleştirilen pek çok projeyi yapıyor.

Bu yapılan işlerimizde bu anlamda görev yapan arkadaşlarımıza imkânlarımız oranında bütçesine katkıda bulunmak, çalışma şevkini, performansını arttırmak ve vatandaşa daha iyi hizmet verebilmelerini sağlamak için elimizden geleni yapıyoruz. İmzalanan bu sözleşmemizin hayırlara vesile olmasını diliyorum.” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
8fa904a0 0c3b 4268 af5e a3a5ea46ac51
İsmail AKCA Avatarı
İsmail AKCA
10 Nisan, 2026 09:53 tarihinde yayınlandı
0
0

Zemin mi çöküyor, yoksa akıl mı..?

Karabük’te yaşananlar artık bir “zemin sorunu” değil.

Bu, açık ve net bir yönetim zaafıdır.

Yeşil Mahalle Taşkent Caddesi’nde başlayan süreç aslında hepimizin bildiği o klasik hikâyenin yeni bir versiyonu: Önce bir inşaat başlar, sonra çatlaklar oluşur, ardından “inceleme başlatıldı” açıklamaları gelir…

Ve en sonunda iş ciddiye bindiğinde tahliyeler başlar.

Nitekim öyle de oldu.

Karabük Valisi Oktay Çağatay’ın ikamet ettiği Valilik Konutu boşaltılıyor. Bu, sıradan bir gelişme değildir.

Bu, “tehlike artık görmezden gelinemiyor” demektir.

Şimdi soralım:
Devletin en üst yerel yöneticisinin kaldığı bina bile risk altındaysa, bu şehirde kim güvende?

Asıl mesele şu: Bu noktaya nasıl gelindi?
Heyelan riski taşıdığı bilinen bir bölgede nasıl olur da yeni bir konut projesine onay verilir?
Zemin etütleri gerçekten yapıldı mı, yoksa prosedür tamamlamak için mi hazırlandı?
Ve en kritik soru: Bu izinleri verenler bugün neredeler?

Üstelik tehlike tek bir binayla sınırlı değil.

Aynı bölgede Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bulunuyor.

Hemen üst kesimlerde KYK Yurtları var.

Yani risk, sadece bir yapıyı değil; birden fazla kamu kurumunu ve koskoca bir mahalleyi ilgilendiriyor.

Ama biz ne yapıyoruz?
Önce izin veriyoruz.
Sonra çatlakları izliyoruz.
Ardından “önlem alıyoruz.”

Bu bir yönetim refleksi değil, bu gecikmiş paniktir.

Her şey olup bittikten sonra devreye giren denetim mekanizmasının kimseye faydası yok.

Denetim, felaket kapıya dayandığında değil; ilk kazma vurulmadan önce yapılır.

Bugün Valilik Konutu boşaltılıyor. Yarın ne olacak?
Bir okul mu? Bir yurt mu? Bir apartman mı?

Bu soruların cevabını kimse bilmek istemez.

Ama bu soruların sorulması bile aslında gerçeği ortaya koyuyor:
Ortada ciddi bir ihmal ihtimali var.

Bu şehir kaderine terk edilemez.
Bu sorular cevapsız bırakılamaz.
Ve en önemlisi, bu iş “oldu bitti”ye getirilemez.

Çünkü mesele sadece çatlayan toprak ya da asfalt değil…