8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaşırken Karabük’te iki kadının hayat hikayesi, zorlukların üstesinden nasıl gelindiğinin örneğini sergiliyor. 25 Yıl önce ölen eşinin işlerinin başına geçen Fatma Yılmaz, eşine ait oto boya ve yedek parça işini büyüttü. Ortopedik Bedensel Engeline aldırmadan Koruyucu Aile olan Yeter Kara ise, 3 yıl önce hayatına giren Ayşe Naz’ı gerçek bir Anne gibi şefkatle kucakladı
8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaşırken Karabük’te iki kadının hayat hikayesi, zorlukların üstesinden nasıl gelindiğinin örneğini sergiliyor.
1991 yılında eşini trafik kazasında kaybeden Fatma Yılmaz, eşinin sanayideki işlerinin başına geçerek 25 yıldır sanayinin Fatma ablası olarak hayatını sürdürürken, KARDEMİR’de iş güvenliği uzmanı olarak çalışan ortopedik bedensel engelli Yeter Kara ise annesinin vefatının ardından koruyucu aile olarak evlatlık aldığı Ayşe Naz ile birlikte hayatına yeni bir anlam kattı. 25 yıl önce eşini trafik kazasında kaybeden Fatma Yılmaz, sanayide eşine ait otoboya ve yedek parça işinin devam ettirebilmesi için işin başına geçti. O yıllarda bu alanda Türkiye’de iş yapan tek kadın olarak eşinin işini yürütmeye çalışan Fatma Yılmaz, hem işini hem de 2 çocuğunu büyütmeyi başardı.
SANAYİNİN FATMA ABLASI
Sanayinin ‘Fatma ablası’ olarak anılan Fatma Yılmaz, “1991 yılında geldiğimde sanayide çalışmak çok zordu. Bu zorluğu aştık. İşimizi de büyüttük, çocuklarımızı da büyüttük o zorluklara rağmen. Şuan daha rahat ve sanayinin bir Fatma ablası olduk. 25 yıl önce insanlar bu durumu çok garipsiyordu. Müşteriye buyurun dediğimde genelde erkekler geldiğinden elemanlarımı çağırıyorlardı. Benden istemiyorlardı. Mutlaka 25 yılda çok zorluklar yaşadık ama severek yaptım bu işi. Eşim öldükten sonra mecburdum, iki tane çocuğum vardı. Ailem çok destekledi ve hiçbir korkum olmadı. İş yaptığım, çalıştığım firmalar hep arkamda oldular ve başarırsın diyerek bugünlere getirdi. Eşim öldüğünde çocuklarım küçüktü. Ev hanımıydım ve ticaretle hiç ilgim yoktu. Ama başardım. Türkiye’de o dönemde benim bildiğim bu alanda iş yapan tek bayandım. Bir bayanın kafasına koyduktan sonra başarmayacağı iş yok. Yeter ki istesin. Herkes başarabilir” dedi.
ORTOPEDİK ENGELLİ VE BEKAR OLMASI KORUYUCU AİLE OLMASINA ENGEL OLMADI
KARDEMİR A.Ş’de iş güvenliği uzmanı olarak çalışan ortopedik engelli Yeter Kara ise, annesi hayatta iken yuvadan çocuk almak istese de annesinin buna karşı çıktığını belirtti. Annesini kaybettikten sonra kuruma yeniden başvurduğunu ve 1 yıl sabırla bekledikten sonra tüm umutlarının tükendiği anda çalan bir telefonla annesinin ölümünden sonra yaşadığı boşluğu dolduracak mutlu haberi aldığını anlatan Kara, 3 yıl önce hayatına giren Ayşe Naz’ı gerçek bir anne gibi şefkatle kucakladı. Yeter Kara, müdürlükten aldığı izinle hafta sonları Ayşe Naz’ın babası ve kardeşleri ile vakit geçirmesini sağlıyor.
“AYŞE NAZ HAYATINDAKİ BOŞLUĞU DOLDURDU”
Uzun yıllardır hep yuvadan bir çocuk alıp onu büyütmek istediğini ancak buna annesinin karşı çıktığını anlatan Yeter Kara, “Annem vefat edince bir boşluğa düştüm ve tam zamanı diyerek Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne ‘koruyucu aile’ için başvurdum. Bekarım ve evlensem de bu kararım hep vardı. Başvuru yaptıktan sonra tam bir yıl bekledim ve artık ümitlerim tükenmek üzereyken geldi Ayşe Naz. İlk almaya gittiğimde ağlamaktan sevemedim. Sanki benim doğum gibiydi. Çok güzle bir duygu. Hiç pişman değilim ama keşke daha önce alsaydım diye bir pişmanlığım oldu. O zaman da belki Ayşe Naz olmazdı. Yüzde yüz hayatınız değişiyor ve buna da değiyor. 6 aylık iken aldım ve annesi olarak beni biliyor. Çok bağlıyız birbirimize. Babası ve kardeşi yaşıyor ve bende Ayşe Naz’ı onlarla görüştürmeye karar verdim. Sosyal Hizmetlerden izin alarak hafta sonları onlarla beraber gezmeye gidiyor. İlk defa geçen gün babasının niye eve gelmediğini sorguladı ve başka yerde mi kalıyorsun diye sordu. Çok hareketli ve çok zeki bir çocuk maşallah. Şuan 3 yaşına giriyor ve hayatıma renk kattı. Hem engelli hem de çalışan biri olmama rağmen bana hiç zorluğu yok. Her türlü açığı kapatıyorum. Bir yıl bekledim ama bana o süre o kadar çok uzun geldi ki. Çocuğunun olmamasına gerek yok koruyucu aile olmamak için. Her aile bir çocuğu oradan kurtarsa, o kurumlarda ne acı çeken ne de özlem çeken çocuk olur” dedi.
Yeter Kara, bir başka çocuk daha almayı düşündüğü ancak Ayşe Naz’ın çok kıskanç olduğunu söyleyerek, “Biraz büyüsün belki o zaman yeniden alırız. Belki evlenme hayalim var. Kendi çocuğum da olur. Ayşe Naz’ı evlenmediğim için almadım. Yıllardır istiyordum” diye konuştu.


İki Kadın İki Farklı Hayat Hikayesi
“7 Kemerli Bir Zaman Geçidi” filmi üniversite öğrencileriyle buluştu
Taşköprü Belediyesi tarafından yapay zekayla hazırlanan “7 Kemerli Bir Zaman Geçidi Taşköprü” filmi, Kastamonu Üniversitesi’nde üniversite öğrencilerine izletildi.
Taşköprü Belediyesi tarafından yapay zeka teknolojisiyle hazırlatılan “7 Kemerli Bir Zaman Geçidi: Taşköprü” filmi, Kastamonu Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde üniversite öğrencilerle buluşturuldu. İletişim Fakültesi Konferans Salonu’nda düzenlenen programda, Taşköprü’nün binlerce yıllık tarihini anlatan yapay zeka filmi öğrencilere izletildi.
“Dünyada çok az örneği bulunan bir çalışmaya imza attık”
Programda konuşan Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, “Türkiye’de bir ilk, dünyada ise çok az örneği bulunan çalışmaya imza attık ve tamamen yapay destekli 14 dakikalık kısa bir filmi hayata geçirdik. Bu filmle amacımız, Pompeipolis’in iki bin yıllık ihtişamını, yedi kemerli köprümüzün tarihe meydan okuyuşunu ve atalarımızın mirasını tüm dünyaya yeniden hatırlatmak ve kayıt altına almaktır” dedi.
“Karakter ve sahne dağılımında çok emek var”
Filmi izleyen Kastamonu Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğrencisi Sadullah Menekşe ise, “Taşköprü yapay zeka filmini izledik, Taşköprü’yü tanıtan çok güzel bir çalışma olmuş. Yapımcılar yapay zeka ile çok büyük işler çıkarmışlar, gerçekten çok beğendim. Baktığımda sekiz saniyelik videolarla karakter ve sahne dağılımının tutarlılığını sağlamak çok büyük bir emek istiyor. Biz iletişim fakültesi öğrencileri olarak çok beğendik. Bizim işimiz de ileride kamera önünde veya arkasında bu filmleri çekmek olduğu için bizler adına çok güzel bir deneyim oldu” diye konuştu.
Film gösteriminin ardından filmin senaristliğini yapan Arkeolog Dr. Murat Karasalihoğlu, öğrencilerle bir söyleşi gerçekleştirerek merak edilenleri soru-cevap şeklinde yanıtladı. Etkinliğe, Taşköprü Belediyesi Kent Tarihi Müzesi Müdürü Lütfi Gültekin, Kastamonu Üniversitesi İletişim Fakültesi akademisyenleri ve çok sayıda öğrenci katıldı. Program, toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.


