Reklam
Reklam

İhmal edilen hijyen, ölümcül enfeksiyonlara davetiye çıkartıyor

ihmal edilen hijyen olumcul enfeksiyonlara davetiye cikartiyor VlYeTdHg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
01 Şubat, 2025 12:30 tarihinde yayınlandı
0

SAMSUN (İHA) – Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Nurullah Dikmen, kişisel hijyen kurallarına uymayan şahısların ölümcül enfeksiyonlara maruz kalabileceğini söyledi.

Uzmanlar, şahsî paklık ve bakımın hem ferdi hem de toplum sıhhati açısından ehemmiyetine vurgu yapıyor. Paklık ve hijyen kurallarına uyan bireylerin ziyanlı mikroorganizmalara uzak bir ömür süreceğine dikkat çeken Medicana Sıhhat Kümesi Tabiplerinden Nurullah Dikmen, hijyen kurallarına uymayan şahısları ise ölümcül enfeksiyonlar konusunda uyardı.

“Dezenfektan, ıslak mendil ve kolonya, el yıkamanın yerini tutmaz”

El hijyeninde en faal usulün bol sabunla yıkamak olduğuna dikkat çeken Medicana International Samsun Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Nurullah Dikmen, “Ellerimiz ile her yere dokunuyoruz. Bu nedenle ellerimizi sıklıkla yıkamalıyız. Böylelikle sağlıklı bir birey olup etrafa mikropları yaymayız. Hijyenle ilgili olarak herkesin en az haftada 1 sefer banyo etmesi, tırnaklarını kesmesi, giysilerini kirlenmeden değiştirmesi değerlidir. Tırnakların da makul dönemlerle kesilmesi gerekiyor. Zira insan sıhhati ve mikrop yayılmaması için el hijyeni çok kıymetli. Uzun tırnakla hayata devam etmek sorunlu bir durum. Tırnak uzatanlar yahut takma tırnak kullananlar bunların paklığını kesinlikle yapmalıdır. Sonuçta bu bireyler el yıkamada bile zorlanacaktır. Özel solüsyonlarla da bu tırnaklar temizlenebilir. El hijyeninde solüsyonlar da yıkamak kadar tesirlidir. Kolonya da tesirlidir ancak bir el yıkamanın yerini tam tutmaz. Islak mendilin yararlı olacağını düşünüyorum fakat yıkama kadar tesirli olacağını düşünmüyorum. Elleri yıkamak her vakit için hijyen açısından en öncelikli husustur. Her vakit el yıkamak yerine ıslak mendil kullanmayı alışkanlık yapmamak lazım. El yıkamak, hijyen açısından en yararlı yöntemdir” dedi.

“Kişisel hijyen kurallarına uymayan şahıslar ölümcül enfeksiyonlara maruz kalabilir”

Hijyen kurallarına uymayan bireylerin ölümcül mikroplara maruz kalabileceğini de hatırlatan Uzm. Dr. Dikmen, “Hijyen kurallarına dikkat ettiğimiz taktirde birçok kahrın önüne geçeriz. Beşerler hijyenlerine ve bakımlarına dikkat etmediği sürece mikroorganizmalar etrafında olduğu surece o kişinin bağışıklığına sıkını oluşturabilir. Ferdî hijyen kurallarına uymayan bireyler ölümcül enfeksiyonlara maruz kalabilir. O nedenle el ve başka hijyen kurallarına dikkat etmek lazım. Tırnak yeme, el yeme üzere durumları genelde ruhsal kahırları olanlarda görüyoruz. Tırnağın içinde mikrop varsa, bunları yemek de bir hastalığa sebep olabilir. Tırnak-el yeme hastalığı her yaşta şahıslarda görülebilir. Hijyen tehdidinin yanı sıra kansızlık ve öbür bir nedenle de olabilir. Onların da araştırılması gerekiyor” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
g 2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
18 Haziran, 2026 14:16 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0 0

BIRAKIN MUHALEFİ DİZAYN ETMEYİ, İŞİNİZE BAKIN, ÜLKENİN DEVASA SORUNLARI ÇÖZÜM BEKLİYOR.

Ülkenin onca, sorunu varken, yapay gündemlerin peşinden sürükleniyoruz. Ülkeyi yönetenler sorunların çözümü yolunda gayret göstermek yerine, süni gündemlerle dikkatleri başka yöne çekmenin derdinde. Ülkenin kronikleşmiş devasa sorunlarının konuşulması istenmiyor.

Kamuoyu araştırmalarına göre Türkiye’nin en önemli sorunu ekonomi ve hayat pahalılığı olarak öne çıkıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinde hayat pahalılığı ilk sırada yer alırken, Asal Araştırma gibi bağımsız anket şirketlerinin çalışmalarında da toplumun büyük bir çoğunluğu ekonomiyi en büyük problem olarak görüyor.

Vatandaşlar ve konunun uzmanları tarafından öne çıkarılan sorunlar sırasıyla, şu başlıklar altında toplanıyor;
* Ekonomik Sıkıntılar Hayat Pahalılığı ve Enflasyon nedeniyle temel gıda ve ihtiyaç maddelerine ulaşımın giderek zorlaşması.
* Yoksulluk: Gelir adaletsizliğinin artması ve alım gücünün ciddi şekilde düşmesi.
* İşsizlik: Özellikle genç nüfus arasında istihdam olanaklarının yetersiz kalması.
* Adalet ve Hukuk: Hukuk sistemine ve yargı bağımsızlığına olan güvenin azalması.
* Eğitim Sistemi: Ezbere dayalı yapı ve fırsat eşitliğinin sağlanamaması.
* Sığınmacı ve Göçmenler: Demografik yapı ve kaynakların paylaşımı üzerindeki toplumsal endişeler.
* Doğal Afetler: Başta deprem olmak üzere afetlere karşı şehirlerin hazırlıksız olması.

Hayat pahalılığı ve yüksek enflasyonun kalıcı çözümü; sıkı para politikaları, yapısal reformlar, hukuki güvenliğin tesisi, kamu tasarrufu ve vergi adaleti sacayaklarının eşzamanlı olarak hayata geçirilmesinden geçiyor.

Ekonomi ve hayat pahalılığı krizinin çözümü için izlenmesi gereken temel yol haritası şudur;

1. Para ve Maliye Politikalarının Sıkılaştırılması. Faiz ve Enflasyon Dengesi: Fiyat istikrarını sağlamak için merkez bankalarının reel faiz politikalarıyla enflasyon canavarını dizginlemesi hedeflenir. M × V = P × Q denklemindeki para arzının kontrol altına alınması kritik öneme sahiptir.
Kamu Disiplini: Bütçe açıklarını kapatmak adına kamuda tasarruf tedbirleri sıkılaştırılmalı, lüks tüketim ve verimsiz harcamalar kısılarak denk bütçe hedefine yaklaşılmalıdır.

2. Yapısal Reformlar ve Üretim EkonomisiTarım ve Gıda Arzı: Gıda enflasyonunu düşürmek için tarımda girdi maliyetleri (gübre, mazot, elektrik) düşürülmeli ve planlı üretim modeline geçilmelidir. Katma Değerli Üretim: İthalata olan bağımlılığı azaltmak, yerli üretimi ve teknoloji odaklı sanayiyi teşvik etmek döviz kurundaki oynaklığı azaltarak maliyet enflasyonunu hafifletir.

3. Hukuki Güvenlik ve Kurumsal BağımsızlıkYatırımcı Güveni: Bağımsız kurumların (Merkez Bankası, TÜİK, Rekabet Kurumu) siyasi müdahalelerden uzak çalışması ve hukukun üstünlüğü ilkesinin tam anlamıyla işlemesi, doğrudan yabancı yatırımları (FDI) Türkiye’ye çekmek için elzemdir.Liyakat: Kurumlarda liyakat esasına dönülmesi, alınan ekonomik kararların piyasadaki güvenilirliğini ve öngörülebilirliğini artırır.

4. Gelir Dağılımı ve Vergi Adaleti Vergi Yükünün Dengelenmesi: Dolaylı vergilerdeki (ÖTV, KDV) yüksek pay azaltılarak; doğrudan vergilendirmeye (kazanç üzerinden alınan gelir ve kurumlar vergisi) ağırlık verilmelidir. Alım Gücünün Korunması: Dar ve sabit gelirli vatandaşların hayat pahalılığı altında ezilmemesi için enflasyonla mücadele edilirken, gelir artırıcı sosyal desteklerin ve maaş güncellemelerinin gerçek enflasyon verilerine göre yapılması sağlanmalıdır.

Halkın ekonomi yönetimine duyduğu güven çok düşük seviyede.
Türkiye’de ekonomi yönetimine olan güvenin düşük kalmasının temel nedenleri, uzun süredir aşılamayan yüksek enflasyon, piyasa beklentileriyle uyuşmayan resmi hedefler ve halkın günlük yaşamına yansımayan refah artışıdır. Kamuoyu araştırmaları ve iş dünyası anketleri, ekonomi politikalarının öngörülebilirliği ve etkinliği konusunda ciddi bir inanç eksikliği yaşandığını ortaya koymaktadır.

Ekonomi başta olmak üzere, ülkenin temel sorunlarının çözümü yolunda çok acil radikal adımların atılması gerekiyor.
Bırakın muhalefi dizayn etmeyi. İşinize, bakın işinize!

İlyas Erbay

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.