Reklam
Reklam
ihlamur altinla yarisiyor kilosu 2 bin 500 tl nZI8bwea
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
16 Aralık, 2024 16:52 tarihinde yayınlandı
0

Ihlamur altınla yarışıyor: Kilosu 2 bin 500 TL

Samsun’da kilosu 2 bin 500 TL’den satılan çiçek ıhlamur, havaların soğuk gitmesi nedeniyle ilgi görmeye devam ediyor.

Kış aylarının vazgeçilmez içeceklerinden olan ıhlamur, bu yıl geçen seneye oranla daha az bulunuyor. Piyasada ıhlamurun az olması ise fiyatlara olumsuz yansıdı. Geçen yıl kilosu 600 TL olan ıhlamur, bu yıl 2 bin 500 TL’den satılıyor. Aktarlar, fiyatlar yüksek olsa da vatandaşların 50 gram ve 100 gram halinde ıhlamura istek gösterdiğini söz etti.

“Ihlamurun kilosu çeşidine nazaran 1,5 bin TL ya da 2,5 bin TL’ye satılıyor”

Fiyatların yüksek olmasına karşın ıhlamur satışlarının devam ettiğine değinen aktar Murat Amanvermez, “Ihlamur fiyatları yüksek olsa da havalar soğuk olduğu için satılıyor. Bu sene geçen seneye nazaran piyasada ıhlamur daha az. Bundan ötürü da ıhlamur fiyatları çok yüksek. İnsanlarımız soğuklara dirençli hale gelmek için tüketmek zorunda kalıyor. Ihlamur fiyatları çeşidine nazaran bin 500 TL ile 2 bin 500 TL ortasında değişiyor. Vatandaşlar en çok 50 gram ya da 100 gram satın alıyor. 50 gramdan 5 porsiyon, 100 gramdan 10 porsiyon ıhlamur çıkıyor. Beşerler fiyatlardan şikayetçi lakin bütçelerine nazaran az ölçüde alıyorlar” dedi.

“Ihlamur dışındaki kış çaylarına ilgi arttı”

Ihlamurun fiyatı nedeniyle vatandaşların uygun olan başka kış çaylarını da tükettiğini belirten Amanvermez, “Ihlamurdaki pahalılık nedeniyle beşerler öteki kış çaylarına da istek gösteriyor. Zira öteki kış çayları ıhlamurdan daha ucuz. Bu nedenle hatmi çiçeği, karabaş, yasemin, adaçayı, papatya ve melisaya da ilgi arttı. En çok 100 gramı 30 TL’den satılan adaçayı tüketiliyor” diye konuştu.

Aktar tezgahlarında adaçayının kilosu 300 TL, karabaşın kilosu 600 TL, kuşburnunun kilosu 250 TL, papatyanın kilosu 600 TL, yaseminin kilosu 850 TL, hatmi çiçeğinin kilosu da 600 TL’den alıcı buluyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin
prof dr gurdal yilmaz hanta virusu yeni bir salgin degil K5v6eWSQ
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
07 Haziran, 2026 16:37 tarihinde yayınlandı
0 0

Prof. Dr. Gürdal Yılmaz: “Hanta virüsü yeni bir salgın değil”

Dünyada yeniden gündeme gelen hanta virüsü vakaları endişe oluştururken, uzmanlar hastalığın yeni bir salgın olmadığını ve uzun yıllardır görüldüğünü belirtiyor.

Özellikle bir gemide ortaya çıkan toplu vakaların dikkat çekmesiyle yeniden konuşulan hanta virüsünün farklı türlerinin bulunduğunu belirten uzmanlar, Türkiye’deki vakaların gemide görülen türle aynı olmadığını vurguluyor.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr Gürdal Yılmaz, gemide görülen vakaların kısa sürede ortaya çıkması dikkat çekse de hanta virüsü dünyanın birçok bölgesinde uzun zamandır bilinen bir enfeksiyon hastalığı olduğunu hatırlattı.

Türkiye’de daha çok böbrek tutulumuyla seyreden ve böbrek yetmezliğine neden olabilen formların görüldüğünü kaydeden Yılmaz, bu türlerin tedaviye yanıt verme ihtimalinin daha yüksek olduğunu gemide görülen vakaların ise daha çok akciğerleri etkileyerek solunum sıkıntısına yol açan ve ölüm oranı daha yüksek türler olduğunu belirtti.

Hanta virüsünün de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi viral bir enfeksiyon olduğunu kaydeden Yılmaz, özellikle İskandinav ülkeleri, Almanya, Kuzey Avrupa ve Amerika’da görülen tiplerin daha fazla öne çıktığını, Türkiye’de görülen formların ise Balkanlar ve Karadeniz bölgesinde rastlanan, daha hafif seyirli tipler olduğunu ifade etti.

“Hanta virüsü salgını aslında daha önceden bu yana görülen bir salgın”

Dünyada bildirilen hanta virüsü salgınının daha önceden bu yana görülen bir salgın olduğunu belirten Yılmaz, “Yani yeni bir salgın değil. Geminin içinde olmasıyla birlikte etkilenen kişiler bir anda ortaya çıktı. Ancak hanta virüsü her yerde görülebiliyor. Bizde de eskiden beri hanta virüsü vardı ve tanı koyuyorduk. Ancak bizde görülen hanta virüsü, o gemide görülen türle aynı değil. Bizde daha çok böbrek tutulumuyla seyreden, böbrek yetmezliğine yol açabilen ancak tedavi edilme ihtimali daha yüksek olan formlar görülüyor. Oradaki vakalar ise daha çok akciğeri tutup solunum sıkıntısıyla ilerleyen ve daha öldürücü tiplerdi. O da bir virüstür. KKKA nasıl bir virüsse, hanta virüs enfeksiyonları da viral bir enfeksiyondur. Dünyayı tehdit eden noktasında, İskandinav ülkelerinde, Almanya’da, Kuzey Avrupa’da ve Amerika’da görülebilen tipleri öne çıkıyor. Bizdeki form ise Balkanlar ve Karadeniz’de görülen, daha hafif seyreden formlardır” dedi.

“Viral enfeksiyonlar her zaman birer tehdit”

Viral enfeksiyonların her zaman bir tehdit olduğunu belirten Yılmaz, ancak büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık olmadığını kaydederek, “Viral enfeksiyonlar her zaman bir tehdittir. Ancak böyle büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık değildir. Ebola virüsü de var. Ebola, Afrika kökenli bir hastalıktır ve daha tehlikelidir. Çünkü yakalandığında yüzde 90’lara varan ölüm oranları vardır. Özellikle oralara seyahat eden kişiler açısından önem arz eder. Dünya artık küçük, herkes her yere gidebiliyor. Oradan kişiler buraya gelebilir” diye konuştu.

Enfeksiyon hastalıklarından korunmanın yolları

Enfeksiyon hastalıkları, virüsler ve bakterilerden korunmanın yolları ile ilgili olarak ise Yılmaz “Kalabalık yerlerde maske kullanımı ve el yıkama çok önemlidir. Toplu bir yere girerken ’bana bir şey bulaşır mı’ sorusunu kendimize sormamız bile önlem almak açısından yeterlidir. Bu virüsler ülkemize her an gelebilir. Örneğin Batı Nil ensefaliti daha önce ülkemizde yoktu, sonradan görülmeye başlandı. Özellikle Batı Anadolu ve Marmara bölgelerinde görülüyor. Batı Nil ensefaliti de bir virüstür ve artık ülkemizde de görülmeye başladı” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin