Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
07 Mayıs, 2019 13:27 tarihinde yayınlandı
0

İftar sofrasına yoğun ilgi

Ramazan ayının gelmesi ile birlikte Korumanın Başkenti Safranbolu’da geleneksel hale gelen İftar Sofrası, Safranbolu Belediyesi ve hayırsever vatandaşların destekleri ile Merkez Camii altında bulunan toplantı salonuna kuruldu.

6 Mayıs 2019 Pazartesi günü açılan ilk oruçla birlikte İftar Sofrasına da ilgi yoğun oldu. Safranbolu Belediye Başkan Yardımcısı Halil Bakkal, Belediye Meclisi 1. Başkan Vekili Onur Varlı ve Belediye Meclis Üyesi Serap Karaoğlu ile çok sayıda vatandaşın katıldığı iftar programında Bakkal, Varlı ve Karaoğlu vatandaşlarla yakından ilgilendi.

İftar Sofrası ve Mahalle İftarları ile ilgili kısa bir açıklama yapan Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse; “Ramazan ayı boyunca vatandaşlarımız için Merkez Camii altında İftar Sofrası kurduk. İhtiyaç sahibi vatandaşlarımız, ilçemize konuk olarak gelen misafirlerimiz ve iftar vakti evine yetişemeyen vatandaşlarımızı misafir edeceğiz. Vatandaşlarımız gönül rahatlığı içinde gelebilirler” dedi.

Eski mahalle kültürünü ve komşuluk ilişkilerini yaşatmaya yönelik olarak Mahalle İftarlarının da 13 Mayıs Pazartesi gününden itibaren başlayacağını kaydeden Köse; “ Safranbolu bir kültür kenti. Yani kültürüne, ananelerine sahip çıkan bir kent. Bizlerde Belediye olarak bu odlulara sahip çıkmakla mükellefiz. Bu kapsamda da Ramazan Ayı süresince vatandaşlarımızla birlikte olacağız.Bu vesile ile bir kez daha başta değerli hemşerilerim olmak üzere tüm İslam aleminin Ramazan ayını tebrik ediyorum” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin