Hz. Muhammed’in (sav) dünyaya teşriflerinin yıldönümü olarak kutlanan Kutlu Doğum Haftası ““Hz. Peygamber ve Birlikte Yaşama Ahlakı” konulu konferansla kutlandı.
Tüccarlar Kooperatifi Salonunda düzenlenen etkinliğe, Vali Orhan Alimoğlu,AK Parti Karabük Milletvekili Osman Kahveci Vali Yardımcısı Tarkan Keskin, Belediye Başkanı Rafet Vergili, İl Emniyet Müdürü Serhat Tezsever, İl Genel Meclis Başkanı Hasan Yıldırım, Daire Müdürleri, Sivil Toplum Kuruluşu Temsilcileri, AK Parti Karabük Milletvekili adayı Sedat Namal, SP Milletvekili adayı Soner Malkoç ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Karabük İl Müftülüğü Tasavvuf Korusunun seslendirdiği ilahiler ile başlayan program, saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunması ile devam etti. Ulu Camii İmamı Abdullah Yiğit tarafından Kur’an’ı Kerim Tilaveti’nin ardından İl Müftüsü Halil Bektaş tarafından açılış konuşması yapıldı.
Programda konuşan Karabük Valisi Orhan Alimoğlu “Benim anlayabildiğim kadarı ile peygamberler zaten doğru haber getiren demek, veren demek. İnsana lazım olan bu bilgileri, haberleri verirken de kimseden bir şey istemiyorlar. Vermiş oldukları bu bilgilerinde yan etkisi yok, tam etkisi var. Ama kime tam etkisi var, peygamberlerin verdiği bu bilgileri doğru anlayıp, doğru uygulayanlara var. İnşallah bu faaliyetler ve programlar bunları doğru anlamamıza vesile olur diye ümit ediyorum. Aklıma gelen prensiplerden üç tanesini ifade edecek olursam bir, israf etmeyin, iki, yediğinize dikkat edin, üç söylediklerinize de dikkat edin. Toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum” dedi.
Vali Orhan Alimoğlu’nun konuşmasının ardından Çanakkale 18 Mart Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü Tefsir Ana Bilim Dalı öğretim görevlisi Prof. Dr. Mehmet Fatih Kesler tarafından “Hz. Peygamberimiz ve Birlikte Yaşama Ahlakı” konulu konferans verildi.
Programın son bölümünde il genelinde düzenlenen yarışmalarda derece giren öğrencilere ödüllerinin verilmesinin ardından İl Müftüsü Halil Bektaş tarafından katılımcılara gül ve Kur’an’ı Kerim hediye edildi.


“Hz. Peygamber ve Birlikte Yaşama Ahlakı” Konulu Konferans Gerçekleştirildi
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


