Reklam
Reklam
20240709aw243007 0 jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
09 Temmuz, 2024 11:39 tarihinde yayınlandı
0

Hububattaki rekolte düşüklüğü

Hububat hasadının başladığı Karaman’da rekolte düşüklüğü çiftçinin yüzünü güldürmüyor.

Karaman Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Bayram, 1 milyon dekarın üzerinde hububat ekimi olan Karaman’da geçen yıla göre bu yıl yüzde 30’lara varan rekolte kaybı olduğunu söyledi.

Mehmet Bayram, buğday hasadı yapılan merkeze bağlı Ekinözü köyünde incelemelerde bulundu.

“Karaman’da yüzde 30 rekolte kaybı var”

Ziraat Odası Başkanı Mehmet Bayram, Karaman’da arpadan sonra buğday hasadının da yoğun bir şekilde devam ettiğini söyledi.

Bayram, yapılan hasatlara baktığımız da mahsulün geçen yıllara göre bu yıl oldukça düşük olduğunu belirterek, “Mayıs ayındaki yaşanan soğuk havalardan dolayı buğdayın çiçeklenme döneminde yeterli döllenme oluşmadığından dolayı başakların doldurmadığını görüyoruz. Geçen yılki hasatla bu yılki hasadı kıyasladığımız da ciddi anlamda verim düşüklüğü var. Geçen yıl 800 kilo mahsul alınan arazilerde bu gün 400-500 kilo mahsul alınıyor. Mahsulün düşüklüğü girdilerin artması ve açıklanan fiyatların tatmin edici olmaması ise çiftçi açısında ciddi anlamda sıkıntıya neden oldu. Kıraç araziler de verim neredeyse 100 kiloya kadar düştü. Karaman’da 1 milyon dekarın üzerinde bir hububat ekimi var. Verim düşüklüğünün ciddi olduğunu görüyoruz. Türkiye geneline baktığımız da devletin öngörüsüne göre 19 milyon ton buğday üretiminin yüzde 20-25 kayıp yaşanacağını ve 16 milyon civarında bir üretim olacağı kanısındayız. Türkiye geneline kıyasla Karaman’da da yüzde 30 civarlarında bir kayıp olacağını tahmin ediyoruz” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin