Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
29 Ekim, 2024 12:15 tarihinde yayınlandı
0

Heyelan bölgesinde çalışmalar hız kazandı

Rize’de heyelanlı bölgede şiddetli yağmurdan dolayı diken üstünde süren çalışmalar yağmurun yerini güneşe bırakmasıyla hız kazandı.

Rize’nin Çayeli İlçesi’ne bağlı Büyükköy Beldesi Derecik Köyü’nde 21 Ekim Pazartesi günü meydana gelen heyelanda yamaçta olan 2’şer katlı 2 bina balçık içerisinde kaybolmuş, yamaçtan kopan toprak ise dere yatağını kapatmıştı. Kapanan dere yatağı ise köyde derinliği 10 metreyi aşan bir göl oluşturdu. Heyelanın olduğu günden bugüne dere yatağında süren temizlik çalışmaları şiddetli sağanak yağmurun devam etmesi nedeniyle diken üzerinde ilerliyordu. Yamaçtan kopmaların devam ettiği bölgede çalışan ekipler can güvenliği nedeniyle çalışmalara ara vermek zorunda kalabiliyordu. Yağmurun son bulup yerini güneşe bırakmasıyla bölgedeki çalışmalar hız kazandı. Heyelan riskinin minimuma indiği bölgede ekipler iş makinesi ile dere yatağından aldığı toprağı kamyonlarla Çayeli Belediyesi’nin gösterdiği alana taşıma işlemini oldukça hızlandırdı.
Yağmurun şiddetli olduğu zamanlarda ekiplerin ara vermek zorunda kaldığını ve daha temkinli çalışmak zorunda olduğunu, ancak havanın açmasıyla çalışmaların daha rahat ve hızlı olduğunu dile getiren Derecik Muhtarı Ramazan Küçüksarı “Çalışmalar çok güzel. İlk günden beri devam ediyor. Dün yağmur olduğundan dolayı ara vermiştik. Çalışmalar bugün çok hızlı şekilde devam ediyor. İnşallah kısa sürede yaralarımızı saracağız. Şu ana kadar yaklaşık olarak 600 civarında kamyon hafriyat alındı buradan. Ama tahmini olarak 2 bin 500, 3 bin kamyon civarında da şu an burada moloz bulunuyor. Devletimiz ayaktadır, sürekli sizlere takviye yapıyor. İyi şekilde çalışıyoruz. Operatör arkadaşlara, DSİ’ye, Özel İdare’ye, hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“Kısa sürede bütün hafriyatı buradan taşıyıp yolumuzu vatandaşlarımızın hizmetine açacağız”
Yağmurun yerini güneşli hava durumuna bırakmasıyla avantaj yakaladıklarını ve bu avantajı değerlendirmeye çalıştıklarını dile getiren Küçüksarı “Yukarıdan kopmalar şimdilik durmuş durumda. Havalar da açık. Kısa sürede yaralarımızı saracağız inşallah. Havalar açmasıyla büyük bir avantaj yakaladık. Şimdi bu avantajı iyi şekilde kullanmaya çalışıyoruz. Burada çalışan makine sayısı da çoğaldı. DSİ’de buraya ekstra olarak beş araba araç gönderecek. İnşallah kısa sürede bütün hafriyatı buradan taşıyıp yolumuzu vatandaşlarımızın hizmetine açacağız” dedi.
“Böyle bir böyle bir şey hayatımızda görmedik”
Heyelanlı köyün sakinlerinden Sadık Çelik ise yollarının heyelanda koptuğuna değinerek yeni yolun nasıl yapılacağı konusunda endişe taşıdıklarını dile getirdi. Çelik “Çok aşırı derecede bir toprak yığını geldi aşağıya. Devletimizden Allah razı olsun. Gerçekten hummalı bir çalışma var burada. Çok büyük bir heyelan oldu. Defa köyümüze böyle bir heyelan oldu. Geldim buraya şaşırdım. Böyle bir böyle bir şey hayatımızda görmedik. Orada bir tahta ev var. Dayımın evi orası. Orada mahallede bağlantı yolu var. Şimdi muhtarımla da görüştüm. Allah razı olsun. Muhtar sabahtan akşama kadar burada. Orada şimdi nasıl bir yol yapılabilir? Yapılır mı? Orada bir endişemiz var” şekline konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
sww
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
09 Haziran, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

BİRİ ŞU DENSİZE HADDİNİ BİLDİRSİN ARTIK, BU KAÇINCI ?

Tom Barrack, ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve aynı zamanda Suriye-Irak Özel Temsilcisi olarak yaptığı açıklamada; Türkiye, Irak ve Suriye’yi Orta Doğu’nun istikrarı için dengelenmesi gereken ortak bir stratejik eksen olarak nitelendirdi. Bizi, kurumsal devlet yapısı kırılgan ve istikrarsız durumdaki Irak ve Suriye ile aynı kefeye koydu.

Donald Trump tarafından hem Ankara Büyükelçiliği hem de Suriye-Irak Özel Temsilciliği görevine getirilen Tom Barrack, yaptığı bölge değerlendirmesinde aynen şu ifadeleri kullandı; “Irak, Suriye ve Türkiye Orta Doğu’da kalıcı bir istikrarın üzerinde dönmesi gereken stratejik bir eksendir. Bu üç ulusu dengelemek, aşiret, din veya mezhep farklılıklarını aşan tek ve istikrarlı bir Amerikan temas ve kaldıraç noktası gerektirir.”

Bu hadsiz sefir Türkiye’yi, uzun yıllardır devam eden iç savaşlar ve otorite boşlukları nedeniyle “başarısız devlet” (failed state) olarak nitelendirilen Irak ve Suriye ile aynı kırılganlık seviyesinde görüyor.

Sefir efendinin, üç ülkeyi de “ABD tarafından dışarıdan dengelenmesi ve kaldıraçla yönetilmesi gereken aktörler” olarak tanımlaması, Türkiye’nin egemenlik haklarına ve bölgedeki merkezi gücüne yönelik açık bir saygısızlıktır. Bu açıklama, Ankara’nın son 20 yıldır bölgede geliştirdiği bağımsız oyun kurucu tezini çöpe atmayı hedefleyen yeni bir ABD dizaynıdır.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, göreve başladığı Mayıs 2025’ten bu yana, özellikle Türkiye’nin yönetim yapısı, Ortadoğu politikaları ve egemenlik haklarına yönelik diplomatik teamülleri zorlayan açıklamaları nedeniyle kamuoyunda ve siyasette çok sert tepkilere neden oldu.

Bu ülkenin bir vatandaşı olarak, büyük elçinin her densiz açıklamasından sonra, gazetemdeki köşemden en sert ifadelerle tepkimi ortaya koydum. Kendisi ilgili benim kadar yazan sanırım yoktur.

Büyükelçinin Türkiye’de infial yaratan ve muhalefet liderleri ile sivil toplum kuruluşları tarafından “Sömürge Valisi” gibi davranmakla suçlanmasına yol açan en kritik açıklamalarını hatırlatmakta yarar var;

1. Antalya Diplomasi Forumu’ndaki “Monarşi ve Güçlü Liderlik” Açıklaması (Nisan 2026)
Nisan 2026’da düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı konuşma, görev süresi boyunca aldığı en büyük tepkiyi doğurmuştu. Barrack, Ortadoğu’da ayakta kalabilen yegâne hükümetlerin monarşik yapılı ve “güçlü liderlik rejimleri” (otoriter yönetimler) olduğunu savunmuştu.

Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik ve cumhuriyetçi değerlerini hedef aldığı gerekçesiyle siyasi partilerden çok sert yanıtlar gelmişti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu cumhuriyette monarşinin övülmesini “hadsizlik” olarak nitelendirmiş ve Barrack’ın derhal “persona non grata” (istenmeyen kişi) ilan edilmesi gerektiğini belirtmişti. SOL Parti, Saadet Partisi ve BTP gibi partiler de açıklamayı Türkiye’ye rejim biçme ve iç işlerine müdahale olarak yorumlamıştı.

2. “Erdoğan’a Meşruiyeti Biz Verdik” İddiası (Nisan 2026)
Yine aynı dönemde, Türkiye’deki mevcut yönetimin meşruiyet zeminine ilişkin üstü kapalı ve yönlendirici ifadeleri Ankara’da büyük bir diplomatik kriz yaratmıştı. Siyasi çevreler bu sözleri, ABD’nin Türkiye’nin iç siyasetine ve ulusal egemenliğine doğrudan bir müdahalesi olarak yorumlamıştı. Barrack gelen tepkiler üzerine bu sözlerini özür dilemek yerine, “on yıllara dayanan gözlemlerine” bağlayarak savunmaya çalışmıştı.

3. “Hazar’dan Akdeniz’e Bölgesel Uyum” ve SDG Ortaklığı Açıklamaları (Kasım 2025)
Barrack, Suriye Özel Temsilciliği görevinin de etkisiyle, ABD’nin terör örgütü YPG/PKK’nın omurgasını oluşturduğu SDG ile olan ortaklığını savunmuş ve “Hazar’dan Akdeniz’e bölgesel uyum göreceksiniz” diyerek bölge haritası ve sınır güvenliği üzerinden tartışmalı mesajlar vermişti. Türkiye’nin sınır güvenliğini ve üniter yapısını tehdit eden bu projeksiyonlar, emekli askerler ve ulusalcı platformlar tarafından büyük bir tehdit olarak algılanmıştı.

4. “Türk Askerinin Gazze’de Olması En Parlak Fikir” Çıkışı (Aralık 2025)
Aralık 2025’te katıldığı bir yayında, Ortadoğu’daki sıcak çatışma bölgelerine yönelik konuşurken “Türk askerinin Gazze’de olmasının en parlak fikir” olduğunu ileri sürmüştü. Bu açıklama, Türk askerini ABD ve Batı çıkarları doğrultusunda Ortadoğu’daki ateş çemberine sürmeye yönelik bir “diplomatik dayatma ve yönlendirme” olarak görülmüş, kamuoyunda ciddi bir rahatsızlık yaratmıştı.

Tom Barrack’ın diplomatik sınırları aşan bu tarz hamleleri son olarak Mayıs 2026’da Ankara’daki ABD Büyükelçiliği önünde kitlesel protestolara neden olmuştu. Siyasi parti temsilcileri ve emekli komutanların katıldığı eylemlerde, Barrack’ın Türkiye’nin egemenlik haklarını ihlal ettiği vurgulanarak “Ya evine dön ya da Suriye’ye git” sloganları atılmıştı.

Sefir efendi, tepki çeken açıklamalarından sonra, kurnazca, Cumhur Başkanı Erdoğanı ve icraatlarını öven açıklamalarda da bulunuyor.
Türkiye’nin bölgesinde büyük bir güç olduğunu, bulaşılacak bir ülke olmadığını sık sık vurguluyor.
Bunlara bakarak haddini aşan ifadelerini görmezden gelemeyiz.
Büyük elçilerin görev tanımlamaları bellidir.

Bana göre çoktan geldiği yere gönderilmeliydi.
“Persona non grata” kararı alma yetkisi tamamen Dışişleri Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı’nın uhdesindedir.
Göndermediklerine göre vardır bir bildikleri!

İlyas Erbay