karabuk
İmsak 06:04
Güneş 07:29
Öğle 13:08
İkindi 16:07
Akşam 18:37
Yatsı 19:57
İftara kalan son --:--
Namaz Vakitleri
blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
23 Eylül, 2025 16:22 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

“Her iki kişiden birinde görülen bakteri, mide kanseri riskini artırabilir”

Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Özgür Ecemiş, erişkinlerin yarısından fazlasında görülen Helicobacter pylori bakterisinin mide ve onikiparmak bağırsağında sessiz ilerlese bile gastrit, ülser ve uzun vadede mide kanseri riskine yol açabileceğini söyledi.
Liv Hospital Samsun Gastroenteroloji Kliniği’nden Uzm. Dr. Özgür Ecemiş, H. pylori enfeksiyonunun toplumda sanılandan çok daha yaygın olduğunu belirterek, "Ülkemizde erişkinlerin yarısından fazlasında bu bakteri saptanabiliyor. Birçok şahısta sessiz seyretse de gastrit, ülser ve hatta uzun vadede mide kanseri riskine yer hazırlayabiliyor" dedi.
Bakterinin çoğunlukla ağız yoluyla bulaştığını söz eden Dr. Ecemiş, "Kişiden kişiye temas, ortak kullanılan mutfak gereçleri ya da hijyen yetersizlikleriyle yayıldığını görüyoruz. Hastalar en sık mide yanması, şişkinlik, ağız kokusu, geğirti ve bulantı üzere şikâyetlerle başvuruyor. Fakat her vakit belirti vermediği için teşhiste endoskopi, nefes testi yahut dışkı testi gerekebiliyor" diye konuştu.
H. pylori tedavisinde mide asidini baskılayan ilaçlarla birlikte iki antibiyotiğin 14 gün mühletle kullanıldığını belirten Ecemiş, "Tedavinin muvaffakiyet oranı yüksek fakat ilaçlar sistemsiz alınırsa bakteri direnç kazanabiliyor. Bu nedenle hastaların tedaviye eksiksiz uyması çok önemli" tabirlerini kullandı.

"Sigara ve alkol tedaviyi zorlaştırıyor"
Beslenme ve ömür üslubunun tedavide kıymetli olduğuna dikkat çeken Ecemiş, "Tedavi sürecinde sigara, alkol, çok baharat ve yağlı yiyeceklerden uzak durulmalı. Probiyotik besinler bağırsak florasını destekleyerek hastaların kendini daha düzgün hissetmesini sağlayabiliyor. En kıymetlisi mide şikâyetleri uzun sürüyorsa kesinlikle tabibe başvurulmalı, zira erken teşhis hayat kurtarır" diyerek kelamlarını tamamladı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Berkay Doğan tarafından
21 Şubat, 2026 08:30 tarihinde yayınlandı /Güncelleme: 20.02.2026 15:10
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

ÇOCUĞUNUZUN SESSİZ ÇIĞLIĞINI DUYUN!

Her geçen gün artan akran zorbalığı vakaları toplumda ciddi endişe yaratıyor. Çocuklar ve gençler arasında giderek yaygınlaşan bu sorun, çoğu zaman fark edilmeden ilerleyerek ağır sonuçlara yol açabiliyor.

Son yıllarda akran zorbalığının ulaştığı boyut, toplumda ciddi endişe yaratıyor. Pek çok çocuk ve gencin fiziksel ve psikolojik olarak etkilendiği bu sorun, bazı vakalarda şiddetin en ağır biçimlerine kadar uzanıyor. Neredeyse her gün çocukların bıçaklandığı ya da hayatını kaybettiği olayların gündeme gelmesi, akran zorbalığının ne denli acil bir mesele olduğunu gözler önüne seriyor.

Türkiye genelinde olduğu gibi Karabük’te de benzer olayların artış göstermesi, hem eğitim camiasında hem de aileler arasında kaygıyı artırıyor.

Okullarda ve dijital platformlarda giderek yaygınlaşan akran zorbalığı, artık belirli bir nedene bağlı olmaksızın çocukların ve gençlerin yaşamını olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, günümüzde yaşanan zorbalık vakalarının önemli bir kısmında net bir sebep bulunmadığına dikkat çekiyor. Dış görünüş, sessiz bir kişilik yapısı, akademik başarı ya da başarısızlık gibi herhangi bir özellik, zorbalık için yeterli gerekçe olarak görülebiliyor.

Eğitimciler, sosyal medyanın etkisiyle zorbalığın biçim değiştirdiğini vurguluyor. Fiziksel ve sözlü zorbalığın yanı sıra dışlama, alay etme, küçük düşürücü paylaşımlar ve mesajlaşma yoluyla yapılan siber zorbalık vakalarında ciddi bir artış yaşanıyor. Bu durum, mağdur öğrencilerin akademik başarısını düşürürken; kaygı bozukluğu, özgüven kaybı ve sosyal içe kapanma gibi psikolojik sorunlara da yol açıyor.

Zorbalığa maruz kalan birçok çocuk, neden hedef alındığını anlayamazken zamanla suçu kendinde aramaya başlıyor. Uzmanlar, bu süreçte ailelerin ve öğretmenlerin çocukları yakından gözlemlemesinin ve erken müdahalenin büyük önem taşıdığını belirtiyor.

Milli Eğitim camiasında ise akran zorbalığına yönelik farkındalık çalışmalarının artırılması gerektiği ifade ediliyor. Okullarda rehberlik servislerinin daha aktif rol üstlenmesi, yalnızca mağdur öğrencilerin değil, zorbalık yapan çocukların da desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor. Uzmanlara göre, zorbalık davranışlarının altında yatan nedenler ele alınmadan kalıcı bir çözüm sağlanması mümkün değil.

Yetkililer, akran zorbalığıyla mücadelenin erken yaşta empati eğitimi, açık iletişim ve güvenli okul ortamlarının oluşturulmasıyla mümkün olabileceğine dikkat çekiyor. Zorbalığın bireysel olduğu kadar toplumsal bir sorun olduğuna işaret edilirken, yaşanan olayların zaman zaman şiddet ve ölümle sonuçlanmasının tehlikenin boyutunu açıkça ortaya koyduğu belirtiliyor.

.

Bizi sosyal medyadan takip edin