Reklam
Reklam
hemoroitten 10 dakikada kurtulmak mumkun IiiTQthV jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
21 Ağustos, 2024 20:00 tarihinde yayınlandı
0

Hemoroitten 10 dakikada kurtulmak mümkün

Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Özlem Karaca Ocak, hemoroit (basur) sağlık probleminden 10 dakika süren ’lazer tedavisi’ ile kurtulmanın mümkün olduğunu söyledi.

Medicana Inrernational Samsun Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Özlem Karaca Ocak, halk arasında basur olarak bilinen hemoroit hastalığının toplumda oldukça sık görülen, yaşam kalitesini düşüren bir hastalık olduğunu belirterek, ”Toplum da hemoroit makatta ele gelen şişlik olarak tanımlanır ve kanama şikayeti ile doktora başvurulan bir şikayettir. Makattaki venüz yastıkçıkların genişlemesi sonucu, makattan dışarı gelen sarkma, ele gelen şişlik ya da kanama şikayetleri ile bize başvurabiliyorlar. Yıllardır hem erkeklerin hem de kadınların korkulu rüyası bu hastalık lazer tedavisi ile korkulacak bir operasyon olmaktan çıktı” dedi.

10 dakikalık işlem

Dr. Öğr. Üyesi Özlem Karaca Ocak, lazer ile hemoroit tedavisinde ağrılı süreçlerin yaşanmadığını ifade ederek, ”Lazerle hemoroit tedavisinde işlem 10 dakika kadar sürmekte ve yıllardır çekilen bu halk arasında basur denilen hemoroit hastalığından kurtulabiliyorsunuz. Hastaneye yatmadan, günü birlik şekilde uygulanan bu yöntem kişinin de yüzünü güldürüyor. Fakat uygun tedavi edilmediği takdirde bu sağlık sorunu tekrarlayabilir. Şayet lazerle tedavi yönteminde uygun bir şekilde başarılı bir şekilde bu yöntem yapılırsa müdahale edilen noktada tekrar şikâyet yaşamazsınız” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin