Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
26 Kasım, 2024 00:52 tarihinde yayınlandı
0

Hamsi hava muhalefeti nedeniyle az avlanınca fiyatı neredeyse ikiye katlandı

Geçtiğimiz günlerde kilosu 75 TL’den satılan hamsi hava muhalefeti dolayısıyla az avlanınca fiyatı iki katına çıktı. Trabzon Balık Hali’nde hamsinin kilosu 175-200 TL’den satılırken, daha önce bol görünen hamsi ve palamudun yerini bu defa tezgahlarda sahneyi istavrit aldı.

Hava muhalefeti nedeniyle hamsi az geldi

Hava muhalefeti nedeniyle hamsi avının az olduğunu belirten balıkçı esnaflarından Mehmet Örseloğlu, “Sezona palamutla başlanmıştık, palamudun ardından hemen hamsi geldi. Hamsi geçtiğimiz haftalara kadar bol çıkıyordu ancak hava muhalefetinden dolayı bugün gelmedi. Tezgâhlarımızda genellikle istavrit, mezgit, palamut, çupra, levrek var. İstavritin kilosu 125 TL, palamut 175 TL, somon 175 TL, çupra, levrek 300 TL. İstavriti daha önce 100 TL’ye satıyorduk 125 TL oldu. Mezgit 100 TL’ye satıyorduk 150 TL oldu. Hava muhalefeti dolayısıyla avlanmada azaldığı için bu durum fiyatları biraz etkiledi, diyebiliriz” dedi.

İstavritin fazla geldiğini belirten balıkçı esnaflarından Gökmen Aydın ise ”Hava şartlarından dolayı bugün az hamsi geldi. Dün kilosu 125-150 TL idi bugün 175 TL. Bugün genelde istavrit mezgit daha fazla geldi. İstavritin kilosu 100-125 TL, Mezgit 150 TL, palamut 175 TL, hamsi 175 TL. Hamsi geçtiğimiz günlerde boldu, bugün az geldi “ diye konuştu.

Hamsinin yerini istavrit aldı

Hamsinin yerini istavritin aldığını kaydeden balıkçı esnaflarından Ahmet Çoğalmış, “Hamsi az avlandığı için bugün az geldi ancak istavrit bol, hamsinin yerini istavrit aldı diyebiliriz. Ortama on kasa hamsi, bin kasa istavrit avlandı. Bundan sonra istavrit ile devam edeceğiz herhalde. Fiyatlarımız hamsi 200 TL, istavrit 75 TL, mezgit 150 TL, barbun 250 TL. Hava muhalefeti dolayısıyla avlanma az oluyor. Fiyatlar bir hafta öncesine göre ikiye katlandı diyebiliriz. Bir hafta önce hamsinin kilosu 75 TL idi şimdi 200 TL” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay