Reklam
Reklam
4232
Berkay Doğan Avatarı
Berkay Doğan tarafından
01 Mayıs, 2025 13:21 tarihinde yayınlandı
0

Hak-İş Emekçinin Sesini, 1 Mayıs Haftasında Karabük’ten Yükseltti

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü sebebiyle bugün Kardemir önünde işçiler ve çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcileri bir araya geldi.

Karabük Milletvekili Ali Keskinkılıç, konuşmasına: “Karabük’ü emeğin başkenti yapan, alnının teriyle bileğinin gücüyle ekmeğini çıkaran kardeşlerim, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Bayramı kutlu olsun” sözleriyle başladı.

Ardından günün anlam önemini belirten konuşmasına, fabrikanın kuruluşundan itibaren emeği geçen; ancak bugün burada olamayanlara, başta Rahmetli Metin Türker’i yad ederek devam etti.

Keskinkılıç: “Karabük emeğin başkentidir, emekçinin şehridir. Hep de böyle kalacaktır. Tüm Türkiye’ye örnek olacak bir Türkiye toplu iş sözleşmesi yaptık. Bugün bunun mutluluğuyla bu bayramı kutluyoruz. Bugün burada olan emekçi kardeşlerimize huzur ve sağlık içinde kazasız belasız bir çalışma hayatı diliyorum. Bu şehre verdiğiniz emek için, mücadeleler için minnetlerimi ve şükranlarımı sunuyorum.” dedi.

HAK İŞ Konfederasyona bağlı Özsağlık İş Sendikası Karabük Şube Başkanı Damla Yılmaz Ekemen, konuşmasında: “Bugün alın terimizin emeğimizin, birlik ve dayanışmamızın günüdür. Ülke genelinde bu hafta çeşitli illerde (Kocaeli, Van, Aydın, Konya, Gaziantep) basın toplantıları düzenleyerek, güçlü bir “birlik ve dayanışma ruhunun” hep birlikte yaşatılması amacıyla bir araya geldik. Van ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyelerinden hukuksuz ve haksız bir şekilde işten çıkarılan 360 gündür eylem çadırlarında ekmeği ve hakkı için direnen eylemci kardeşlerimizin yanı sıra diğer belediyelerde grev yapan kardeşlerimizin de yanında olduğumuzu belirtmek istiyoruz. Sendikadan dolayı işten çıkarılan emekçilerin de yanında olduğumuzu vurguluyoruz.

Terörden arındırılmış bir Türkiye’ye tam desteğiz. Tek bir ses, tek bir yürekle meydanlardayız. Bugün 81 ilde tüm emekçilerimizin ve emeklilerimizin gelirlerinin ülke enflasyonuna göre belirlenmesini, çalışamayana işsizlik sigortasının verimli bir modele dönüştürülmesini, vergilerin ise “az kazanandan az çok kazanandan çok” anlayışıyla alınmasını talep ediyoruz. Sendika haklarının işyerlerinde yaygınlaştırılmasını talep ediyoruz. Herkesin emeğinin karşılığını alacağı kayıt dışı ve güvensiz ortamlarda çalışılmamasını, yeşil işler çevre dostu iş politikaları geliştirilmesini talep ediyoruz. Ev işçileri ve tarım işçilerin hakları yanı sıra uzaktan ve kısmı çalışmaların haklarının düzenlenmesini kadınlar ve çocuklar için iş ortamlarının sağlıklı ve yasal olmasını talep ediyoruz. Mobbinge maruz bırakılan emekçilerin meslek kodlarının belirgin kılınmasını istiyoruz. İşyerlerinde psikososyal şiddet olmaması için sosyal adalet, birlik ve beraberlik dayanışma ruhunun gücüne güç kattığı güçlü Bir Türkiye istiyoruz” ifadelerinde bulundu.

Haber videosu için TIKLAYINIZ!

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay