Gürcistan’daki ağır kar yağışı, Sarp Hudut Kapısı’nda tır geçişlerini durma noktasına getirerek Artvin’in 3 ilçesinde kilometrelerce uzunlukta tır kuyruğu oluşturdu.
Türkiye’nin Gürcistan üzerinden Kafkas ülkelerine açılan Artvin’in Kemalpaşa ilçesinde bulunan Sarp Hudut Kapısı’ndan geçerek ihracat yüklerini teslim edecekleri adreslere götürmek için yola çıkan tırlar Artvin’de bir sefer daha uzun kuyruklara maruz kaldı. Gürcistan tarafındaki kar yağışının tesiriyle tır geçişlerinde büyük aksamalar yaşanıyor. Gürcistan’da yollarda 1 metreyi bulan kar kalınlığı, tırların ilerlemesini engellerken, geçişler adeta durma noktasına geldi. Sarp Hudut Kapısı’nda bekleyen tırlar, Kemalpaşa, Hopa ve Arhavi ilçelerinde kilometrelerce uzayan kuyruklar oluşturdu.
Karadeniz Kıyı Yolu üzerinde sağlı sollu yol kenarına park eden tırlar, trafiğin de aksamasına sebep oldu.
Tır şoförleri, geçiş için günlerce beklemek zorunda kaldıklarını belirterek yaşadıkları problemlerin işlerini aksattığını ve geçişlerdeki gecikmelerin çözülmesi için yetkililerden yardım talep ettiklerini söz etti. Bekleme müddetlerinin 5 ile 7 gün ortasında değiştiğini belirten şoförler, bu süreçte büyük zorluklarla karşılaştıklarını vurguladı.
Gürcistan tarafındaki kar yağışı nedeniyle sonda tır geçişlerinin neredeyse büsbütün durduğunu söyleyen tır şoförü Yiğit Ayaydın, “5 yıldır tır sürücülüğü yapıyorum. Şu an Arhavi-Hopa ortasında yol kenarına tırımızı park ettik, 4 gündür sıra bekliyoruz. Kapının kapalı olduğunu söylüyorlar. Ne vakit açılacağı belirli değil. 5-6 gündür bekleyen arkadaşlarımız var. Sarp Hudut Kapısı’nda daima mağdur oluyoruz. Yazın sistem güncellemesi nedeniyle, kışın ise kar nedeniyle dert yaşıyoruz” dedi.
Hataylı tır sürücüsü Mehmet Balçık ise 4 gündür sıra beklediğini belirterek “Kar nedeniyle yolların kapalı olduğundan ötürü bekliyoruz. Tahminen 1 metreyi bulduğunu söylüyorlar. Beklemekteyiz. Yarın ne olacağı belirli değil” halinde konuştu.
Öte yandan Gürcistan tarafından Sarp Hudut Kapısı’nı geçip Türkiye’ye dönmek isteyen tır şoförlerinin de günlerdir beklediği öğrenildi.


Gürcistan yoğun kar yağışı nedeniyle Artvin’de uzun tır kuyrukları oluştu
KBÜ KAPGEM’den afet yönetimine yerli model: MEYAM
Karabük Üniversitesi KAPGEM tarafından hazırlanan 16’ncı politika raporunda, afet ve acil durum yönetiminde merkezi koordinasyon ile yerel kapasiteyi bütünleştiren MEYAM modeli tanıtıldı. Model, risklerin azaltılması, müdahale süreçlerinin güçlendirilmesi ve güvenli bilgi akışının sağlanmasına yönelik çözüm önerileri sunuyor.
Karabük Üniversitesi (KBÜ) Kamu Politikaları Araştırma ve Geliştirme Merkezi (KAPGEM), afet ve acil durum yönetiminde merkezi koordinasyon ile yerel kapasiteyi bütünleştirmeyi hedefleyen MEYAM modelini tanıttı. KAPGEM’in 16’ncı politika raporunda ortaya konulan “Merkez-Yerel Afet ve Acil Durumlarla Mücadele Modeli (MEYAM)”, düzenlenen tanıtım toplantısıyla kamuoyuna sunuldu.
Şehit Fırat Yılmaz Çakıroğlu Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıda, afet süreçlerinde yerel verilerin merkezi yönetim mekanizmalarıyla entegre edilmesini hedefleyen modelin etkin kriz yönetimi, hızlı müdahale ve kurumlar arası koordinasyona sağlayacağı katkılar paylaşıldı.
Rektör Prof. Dr. Fatih Kırışık: “Türkiye için uygulanabilir modeller üretiyoruz”
Toplantının açılışında konuşan Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, KAPGEM’in kamu politikalarının geliştirilmesi ve uygulanabilir modeller üretilmesi amacıyla faaliyet gösterdiğini söyledi. Türkiye’de kamu politikaları alanında kurulan ilk merkez olma özelliğini taşıyan KAPGEM’in; hükümete, bakanlıklara, kamu kurumlarına, yerel yönetimlere ve özel sektöre yönelik bilimsel temelli politika önerileri hazırladığını belirten Kırışık, farklı ülkelerdeki uygulamaların incelenerek Türkiye’nin ihtiyaçlarına uygun modeller geliştirildiğini ifade etti. Kırışık, merkezin uluslararası deneyimleri analiz ederek Türkiye’ye özgü ve sürdürülebilir çözüm önerileri ortaya koyduğunu kaydetti.
Türkiye’nin Afet Tecrübesi MEYAM’a Yön Verdi
Rektör Prof. Dr. Fatih Kırışık, MEYAM modelinin çıkış noktasının 6 Şubat 2023 depremlerinin ortaya koyduğu tecrübeler ve ihtiyaçlar olduğunu belirterek, büyük ölçekli afetlerde merkezi koordinasyonun yanı sıra yerel kapasitenin de güçlü olmasının önemine dikkat çekti. Kırışık, “Her bir yerleşim biriminin kendi içerisinde, kendi ölçeğine göre afet ve acil durumları karşılayabilecek bir sistem geliştirmemiz gerekiyor” dedi.
Rektör Kırışık, sosyal medyanın güçlenmesiyle birlikte yanlış bilgi ve psikolojik savaşın afet yönetiminde ayrı bir risk oluşturduğunu belirterek, doğrulanmış bilgi akışının ve güvenli iletişim mekanizmalarının önemine dikkat çekti.
EM-DAT Verileri Afetlerin Kapsamını Ortaya Koyuyor
Yerel Yönetim Politikaları Masası Başkanı Prof. Dr. Kemal Yaman, Dünya Sağlık Örgütü ile çeşitli akademik kuruluşların katkılarıyla oluşturulan EM-DAT Uluslararası Afet Veri Tabanı’nın, afetlerin tanımlanması ve izlenmesinde önemli bir kaynak olduğunu belirtti. Afetlere ilişkin verilerin uzun yıllardır sistematik olarak kayıt altına alındığını ifade eden Yaman, bu tür veri tabanlarının politika geliştirme süreçlerine önemli katkılar sunduğunu söyledi.
Afetlerin yalnızca fiziksel yıkımla sınırlı olmadığını ifade eden Yaman, ekonomik, sosyal ve psikolojik etkilerin de dikkate alınması gerektiğini belirtti. Afetlerin yol açtığı ekonomik kayıpların buzdağının görünen kısmı olduğunu söyleyen Yaman, travmalar, zorunlu göçler ve psikolojik sorunlar gibi etkilerin ise çok daha derin sonuçlar doğurduğunu kaydetti. Sunumunda ayrıca afet türleri ve dünyadaki önemli örnekler hakkında bilgi veren Yaman, afet yönetimine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
MEYAM Modeli Tanıtıldı
Toplantıda Arş. Gör. Muhammed Kasım Kavak, modelin çıkış noktasının büyük afet ve acil durumlarda merkezi yönetimin koordinasyon gücü ile yereldeki saha bilgisinin daha hızlı, düzenli ve güvenli şekilde nasıl bir araya getirilebileceği sorusuna dayandığını belirtti.
Çok Paydaşlı Yönetişim Yaklaşımı
MEYAM’ın yalnızca teknik bir yazılım ya da veri tabanı olmadığını vurgulayan Kavak, “Bu model; merkezi kurumları, yerel yönetimleri, valilikleri, kaymakamlıkları, muhtarlıkları, sivil toplum kuruluşlarını, gönüllüleri ve vatandaşları aynı afet yönetimi anlayışı içerisinde buluşturan bir yönetişim modelidir.” dedi. Kavak, model kapsamında mahalle ölçeğinde üretilen nüfus, yapı stoku, toplanma alanları, sığınak kapasitesi ve yerel risklere ilişkin verilerin ortak bir sistemde toplanarak merkezi koordinasyonun kullanımına sunulmasının öngörüldüğünü söyledi.

